Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Öğe
    Kronik obstrüktif akciğer hastalarının sağlık okuryazarlığı ve başarılı yaşlanma düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Kaba Dere, İlknur; Duru Aşiret, Güler
    Bu araştırmada; kronik obstrüktif akciğer hastalarında sağlık okuryazarlığı ve başarılı yaşlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran kronik obstrüktif akciğer hastalığına sahip 204 birey dahil edilmiştir. Bireylere "Kişisel Bilgi Formu", "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32" ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği" yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS 25.0 programı ile değerlendirilmiş ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testleri, anlamlılık yaratan grupların bulunması amacıyla Dunn-Bonferroni post hoc testi ve ölçek puanları arasındaki ilişkilere Spearman Rho Korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Çalışmada katılımcıların yaş ortalaması 67±5, %76,5'i erkek, %94,6'sı evli, %48'i emekli, %67,6'sı sigara/tütün kullanmakta ve %83,6'sının ek hastalığa sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan kronik obstrüktif akciğer hastalarının Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 toplam puan ortalaması 97,99±17,06 ve Başarılı Yaşlanma Ölçeği puan ortalaması 51,38±20,79 bulunmuştur. Katılımcıların ölçek puan sonuçlarına göre sağlık okuryazarlığı düzeyi ve başarılı yaşlanma düzeyi iyi seviyede hesaplanmıştır. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ile Başarılı Yaşlanma Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü orta düzey ilişki olduğu belirlenmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlığı puanı arttıkça, başarılı yaşlanma düzeyinin de arttığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda, kronik obstrüktif akciğer hastalığına sahip bireylerde sağlık okuryazarlığının, başarılı yaşlanma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir.
  • Öğe
    Ehrlichia canis ile enfekte köpeklerin tedavi sürecindeki hematolojik ve CRP(c- reaktif protein) değerleri değişiklikleri
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Ersoy, Ramazan; Haydardedeoğlu, Ali Evren
    Kenelerin vektörlük yaptığı patojen Ehrlichia canis köpeklerde monositleri enfekte eder. Sessiz katil olarak da anılan Ehrlichiosis, hematolojik bozukluklara neden olarak o?lu?mcu?l olabilen enfeksiyöz bir hastalıktır. Ehrlichiosis'in tanı ve tedavi sürecinde tam kan sayımı c?ok önemli bir role sahiptir. C-Reaktif Protein konsantrasyonunun belirlenmesi, E. canis enfeksiyonu olan köpeklerde inflamatuar hasarın ciddiyetinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı Ehrlichia canis ile enfekte köpeklerin sağlıklı köpeklere göre tedavi öncesi, süreci ve sonrasındaki hematolojik ve CRP değerlerinin karşılaştırılması ve süreç içerisindeki değişikliklerinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada Aksaray'da özel kliniklere gelen Ehrlichia tanısı konulmuş 15 köpekten hastalık takibi için alınan kan örneklerinden artan kan örnekleri kullanılmıştır. Ehrlichiosis teşhisi konulan 15 köpekten ve sağlıklı 7 köpekten 0., 7., 14., 21. ve 28. günlerde kan alınarak hematolojik ve cCRP parametreleri takip edilmiştir. Hematolojik değerlendirmede WBC, Neu#, Neu%, Eos#, Eos%, Lym#, Lym%, Mon#, Mon%, RBC, HGB, MCV, MCH, MCHC, RDW-CV, RDW-SD, HCT, PLT, MPV, PDW, PCT, P-LCR ve P-LCC'e bakılmıştır. Veteriner hekimler köpeklere Doksisiklin; 5mg/kg, PO, G2K, 28 gün tedavi protokolünü uyguladıklarını belirtmişlerdir. Tedavi öncesi, süreci ve sonrasındaki sonuçlar karşılaştırılıp değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda hasta grupta sağlıklı hayvanlara kıyasla günler içerisindeki cCRP, WBC, Neu#, Eos# ve Mon# değerlerinin yüksek olduğu; HCT, RBC, HGB, MCH, MCHC, RDW-SD, PLT ve PDW değerlerinin düşük olduğu; Lym#, MCV, RDW-CV, MPV, PCT, P-LCR ve P-LCC değerlerinde bir fark olmadığı belirlenmiştir. Hasta köpeklerin CRP, WBC, Neu#, Eos#, Lym# ve Mon# seviyelerinin ise tedavi sürecinde düştüğü; HCT, RBC, HGB, MCH, MCHC, RDW-SD, PLT, RDW-CV, PCT ve PDW değerlerinin yükseldiği; MCV, MCHC, MPV, P-LCR ve P-LCC değerlerinin değişmediği görülmüştür. Tedavi sürecinde ölçülen hematolojik ve cCRP değerleri tedavinin yorumlanmasını sağlar.
  • Öğe
    Koroner anjiyografi öncesi stres topu uygulamasının stres, anksiyete ve yaşam bulguları üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2023) Sesci, Aysel
    Bu çalışma, koroner anjiyografi öncesi stres topu uygulamasının stres, anksiyete ve yaşam bulguları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Deneysel olarak yürütülen bu çalışma, 15 Kasım 2022-15 Şubat 2023 tarihleri arasında Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin kardiyoloji servisi ve koroner yoğun bakım ünitesinde yatan 65 kontrol 65 stres topu grubu olmak üzere 130 hasta ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; "Birey Tanıtım Formu", "Durumluk Kaygı Envanteri", "Distres Termometresi" ve "Yaşam Bulguları İzlem Formu" kullanılarak toplanmıştır. Stres topu grubunda yer alan katılımcılara koroner anjiyografi öncesi stres topu uygulanırken, kontrol grubunda yer alan katılımcılara ise rutin koroner anjiyografi protokolü ve hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Bu çalışmada araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması stres topu grubunda 60,34±10,65 iken, kontrol grubundaki bireylerin yaş ortalaması 59,34±11,16 olarak saptanmıştır. Bu çalışmada stres topu grubundaki bireylerin uygulama sonrası durumluk kaygı puanı ortalaması kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük saptanmıştır (p<0,05). Distres termometresi puanına göre stres düzeyleri karşılaştırıldığında ise stres topu grubu puanının uygulama sonrası anlamlı derecede düştüğü bulunmuş (p<0,05), ancak kontrol grubunda istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Stres topu grubunda; stres topu uygulaması sonrası sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, nabız, solunum ve satürasyon değerlerinde stres topu ön test puanına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma olduğu saptanmıştır (p<0,05). Oksijen satürasyonu düzeyine göre yapılan grup içi karşılaştırmada ise stres topu grubu puan ortalamaları arasında anlamlı fark saptanırken (p<0,001), kontrol grubu puan ortalamalarının benzer (p=0,198) olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucun, koroner anjiyografi öncesi stres topu uygulamasının kişilerde stres ve anksiyete seviyesini azalttığı; yaşam bulgularını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Bu sebeple, koroner anjiyografi öncesi stres topu uygulamasının rutin olarak hemşirelik bakımlarında yer alması gerektiği önerilmektedir.
  • Öğe
    İnmeli hastaların hastalık algısı ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileyen faktörler
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2023) Tekin, Hatice; Aşiret, Güler Duru
    Bu çalışma, inmeli hastaların hastalık algısı ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan çalışma Haziran-Ekim 2022 tarihleri arasında Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Servisi'nde yatarak tedavi gören 350 inmeli birey ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Birey Tanıtım Formu, Hastalık Algısı Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluşluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS paket programı ile değerlendirilmiş olup yüzde, ortalama, standart sapma normallik analizinde Shapiro Wilk testi uygulanmıştır. İki kategorili değişkenler Mann Whitney U testi ile ikiden fazla kategorili değişkenler ise Kruskal-Wallis H testi ile değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamındaki bireylerin ortalama yaşları 62,90 olup %56,9'u erkek, %83,4'ü evli, %31,1'i ilkokul mezunu, %61,4'ü kronik hastalığa sahip, %93,1'i ilk defa inme geçirmiş ve %64,3'ünün inme tipi iskemiktir. Hastaların, çoğunlukla denge sorunu yaşadığı ve inmeye bağlı yaşadığı sorunlarla baş etmek için dua etmeyi tercih ettikleri belirlenmiştir. Bu çalışmada, çalışmaya katılan inmeli bireylerin, spiritüel iyi oluşluk düzeylerinin (123,77±5,56) yüksek olduğu saptanmıştır. Hastalık Algısı Ölçeği'nden ise hastalık tipi alt boyutu, kişisel kontrol alt boyutu, psikolojik atıflar alt boyutu, risk faktörleri alt boyutu ve bağışıklık alt boyutu puan ortalamaları düşük; sonuçlar alt boyutu, hastalığı anlayabilme alt boyutu, süre(döngüsel) alt boyutu, duygusal temsiller alt boyutu ve kaza-şans alt boyutu puan ortalamaları yüksek belirlenmiştir. Hastalık Algısı Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluşluk Ölçeği arasındaki ilişki incelendiğinde; Spiritüel İyi Oluş Ölçeği ile hastalık tipi boyutu, süre(akut/kronik) boyutu, sonuçlar boyutu, kişisel kontrol boyutu, tedavi kontrolü boyutu, hastalığı anlayabilme boyutu ve duygusal temsiller boyutu ile anlamlı derecede pozitif yönde zayıf ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışma kapsamındaki bireylerin hastalıklarına ilişkin endişe ve negatif düşüncelerinin fazla olduğu aynı zamanda da spiritüel iyi oluş düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle inme tanısı almış kişilerin hastalık ve tedavi sürecini sağlıklı yürütebilmeleri için psikolojik destek almaları önerilmektedir.
  • Öğe
    Tip 2 diyabetli bireylerde sağlık okuryazarlığının kardiyovasküler hastalık riski farkındalığı ve glisemik kontrol üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2023) Tetik, Feride Rabia; Kütmeç Yılmaz, Cemile
    Bu araştırma, tip 2 diyabetli bireylerde sağlık okuryazarlığının kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ve glisemik kontrol üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Sincan Dr. Nafiz Körez Devlet Hastanesinde dahiliye servisi ve polikliniğine başvuran 230 tip 2 diyabetli birey ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla Tanıtıcı Bilgiler Formu, Diyabet Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki grup karşılaştırmaları bağımsız örneklerde t testi, ikiden fazla olan grup karşılaştırmaları ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler için pearson korelasyon testi, sağlık okuryazarlığının etkisini belirlemek için basit ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların sağlık okuryazarlığı toplam puan ortalaması 43,17±8,83, alt boyut puan ortalamaları ise fonksiyonel 8,73±3,66, iletişimsel 17,21±5,03, eleştirel, 9,70±2,33'tür. Araştırmaya katılan bireylerin Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalaması 40,68±5,29'dur. Çalışmada sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça glisemik kontrolün arttığı ve sağlık okuryazarlığı toplam puanı ile açlık kan glukoz düzeyi ve hemoglobin A1c (HbA1c) düzeyi arasında negatif korelasyon olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça kardiyovasküler risk farkındalığı artmıştır. Diyabetli bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeylerini arttırılarak, glisemik kontrol sağlanıp, kardiyovasküler komplikasyonların gelişme riski azaltılabilir. Bu sebeple sağlık okuryazarlığı düzeyini arttırmaya yönelik eğitimlerin yapılması önerilir.
  • Öğe
    Hipertansiyonu olan hastalarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ve tedaviye uyumun değerlendirilmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2023) Karakuş, Ülkü Nur; Sayın Kasar, Kadriye
    Bu araştırma; hipertansiyonu olan hastalarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ve tedaviye uyumlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, Nisan – Ağustos 2022 tarihleri arasında Niğde Çamardı Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 18 yaş ve üzeri, araştırma dâhil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 412 hipertansiyon hastası ile yürütülmüştür. Araştırma verileri ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği (KHRFDÖ)'' ve ''Hill-Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği (HBHTUÖ)''ile yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; normal dağılımın sağlanmadığı durumlarda, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi, normal dağılım sağlandığında ise Anova test ve ölçekler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Sperman's rho analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 52,56±11,43 olup, %67,96'sı kadındır. Çalışmaya katılan hipertansiyon hastalarının KHRFDÖ puan ortalaması 33,35±7,27; HBHTUÖ puan ortalaması 18,35±8,43 olup, KHRFDÖ ve HBHTUÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (r=0,06; p=0,22). Katılımcıların alkol kullanma ve egzersiz yapma durumu hipertansiyon hastası olma süresi, birinci derece akrabalarında kardiyovasküler hastalık bulunması ve açlık plazma glukozunun KHRFDÖ toplam puanlarını etkilediği; gelir durumu, yemeklerde tuz kullanımı ve ilaç kullanma düzeninin HBHTUÖ toplam puanlarını etkilediği bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların eğitim durumu, mesleği ve kullandıkları ilaç sayısı ise KHRFDÖ ve HBHTUÖ puan ortalamalarını etkilediği bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda hipertansiyonu olan bireylerin kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ile tedaviye uyumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Hipertansiyon kardiyovasküler hastalıklar için önemli bir risk faktörü olduğundan kardiyovasküler riskler konusunda hastaların farkındalığının oluşturulması için eğitimlerin yapılmasının hem farkındalığı arttıracağı hem de tedaviye uyumu etkileyeceği düşünülmektedir.
  • Öğe
    Yaşlı bireylerin yaşlılığa uyum düzeyi ile ağrı arasındaki ilişki
    (Aksaray Üniversitesi Sağlı Bilimleri Enstitüsü, 2023) Gör, Feride; Duru Aşiret, Güler
    Bu çalışmanın amacı; 65 yaş ve üzeri bireylerde yaşlılığa uyum düzeyi ile ağrı arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Ocak-Mart 2022 tarihleri arasında sanal kartopu örnekleme yöntemiyle Mersin ilinde yürütülen tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmaya 65 yaş ve üzeri 420 birey katıldı. Araştırmanın verileri Birey Tanıtım Formu, Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği ve Geriatrik Ağrı Ölçeği ile toplandı. "Google Forms" uygulamasında hazırlanan veri toplama formunun online anket linki yaşlılara veya yakınlarına e-posta ya da elektronik iletişim (WhatsApp, Facebook, Telegram, Instagram) yoluyla ulaştırılarak araştırma verileri toplandı. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, yüzde, normallik analizinde Shapiro-Wilk testi, iki grubun karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi, ikiden fazla grup karşılaştırılmasında Benferoni düzeltmeli Kruskal-Wallis H testi ve iki değişken arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bu çalışmada; yaşlıların Geriatrik Ağrı Ölçeği puan ortalamasının 36.13±25.85 olduğu ve orta düzey ağrı yaşadığı belirlenmiştir. Yaşlıların Yaşlılığa Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalamasının 0.50±0.43 olduğu ve yaşlılığa uyum düzeyinin iyi olduğu belirlenmiştir. Yaşlıların %87.6'sının son bir yıl ve %81.7'sinin son bir ay içerisinde ağrı yaşadığı, 75 yaş ve üzerindekilerin 65-74 yaşındakilerden, kadınların erkeklerden, bekarların evlilerden, kronik hastalığı olanların olmayanlardan, yarı bağımlı ve bağımlıların bağımsızlardan, son bir yıl ve bir ay içinde ağrı yaşayanların yaşamayanlardan daha şiddetli ağrı yaşadığı ve yaşlılığa uyum düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre ağrı düzeyi yüksek olan bireylerin yaşlılığa uyum güçlüğü yaşadığı belirlenmiştir. Bu nedenle kadın, bekar, kronik hastalığı ve ekonomik durumu düşük olan, GYA yardım alan ve bağımlı yaşlıların ağrısı değerlendirilirken daha dikkatli olunması ve GYA bağımsızlığın arttırılması ve ağrı yönetimine önem verilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Yaşlı bireylerde kırılganlık, yaşlılığa uyum güçlüğü ve başarılı yaşlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2023) Gökgöz, Rabia; Kütmeç Yılmaz, Cemile
    Bu araştırmada; yaşlı bireylerde kırılganlık, yaşlılığa uyum güçlüğü ve başarılı yaşlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Sincan Dr Nafiz Körez Devlet hastanesine başvuran 65 yaş ve üzeri 220 yaşlı birey dahil edilmiştir. Kişilere "Tanıtıcı Bilgi Formu'', "Edmonton Kırılganlık Ölçeği'', "Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği'' ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği'' yüzyüze görüşme ile uygulanmıştır. Çalışmada yaşlı bireylerin %55,9'u eşi ile birlikte yaşadığını ve %80,9'u kendini yaşlı olarak algıladığını ifade etmiştir. Yaşlıların %89,5'i en az bir kronik hastalığının olduğunu ve %90,9'u bir tane sürekli kullandığı ilacının olduğunu bildirmiştir. Yaşlı bireylerin %21,4'ünün düşme öyküsü bulunduğu belirlenmiştir. Çalışmada katılımcıların %80,5'i görme sorunu olduğunu bildirmiştir. Çalışmaya katılan yaşlı bireylerin Edmonton Kırılganlık Ölçeği toplam puan ortalaması 7,02±3,13; Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalaması 0,66±0,41; Başarılı Yaşlanma Ölçeği puan ortalaması 52,63±10,41 bulunmuştur. Edmonton Kırılganlık Ölçeği ile Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönde, Edmonton Kırılganlık Ölçeği ile Başarılı Yaşlanma Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında negatif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği ve Başarılı Yaşlanma Ölçeği puan ortalamaları arasında negatif yönde, yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Yaşlılarda uyum güçlüğü puanı arttıkça, başarılı yaşlanma olgusunu gerçekleştirme düzeyi azalmakta, kırılganlık arttıkça başarılı yaşlanma ve yaşlılığa uyum azalmaktadır. Çalışma sonucunda yaşlı bireylerde kırılganlığın, yaşlılığa uyum ve başarılı yaşlanma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir.