Cilt 2, Sayı 3, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Buprenorfin / Naloksan tek dozuna bağlı yan etkiler: olgu bildirimi(Aksaray Üniversitesi, 2021) Uçar Karabulut, KezibanOpioid bağımlılığı tüm dünyada pek çok insanı etkileyen kronik, tekrarlayıcı bir durumdur ve yaygınlığı gittikçe artmaktadır. Opioid yoksunluğundan arındırma ve opioid yerine koyma tedavilerinde buprenorfin/nalokson kombinasyonu içeren dilaltı tabletlerin kullanılmaya başlanmıştır. Buprenorfin bir kısmi opioid agonistidir. Bu nedenle normal kişilerde kullanımında başta opioid benzeri etkiler gösterebilir.Öğe A case of pancreatic enzyme elevation due to use of statins(Aksaray Üniversitesi, 2021) Karadeniz, Bilge; Kaşkal, MertIt is well known that statin usage is linked with side effects such as miyalgias, hepatic enzyme elevation and rabdomyolisis. Pancreatic injury and lipase elevation may be a rare side effect of statins. In this case report, we present a 61-year-old male with the history of cerebrovascular disease (CVD) and prostate cancer which experienced elevation of lipase levels after use of statins. We tried different types of statins for the patients condition of pancreatic injury and in this case report, the possible reasons of statin induced pancreatic injury are underlined.Öğe Tokofobi(Aksaray Üniversitesi, 2021) Puşuroğlu, Meltem; Hocaoğlu, ÇiçekTokofobi , şiddetli doğum korkusu olarak tanımlanmaktadır. Gebelerde doğuma yönelik korku olması bir miktar normal ve gerekli sayılmaktadır. Ancak tüm gebelerin ortalama %15 kadar bir kesimi şiddetli doğum korkusu, tokofobi ile başetmektedir. Tokofobi nedeniyle kadınlarda gebelikten kaçınma, elektif sezaryen, doğum komplikasyonları gibi durumlar görülmektedir. Tedavide gebenin doğum öncesi eğitimi, solunum, ıkınma egzersizleri, bilişsel davranışçı yaklaşım gibi yöntemler kullanılabilir. Tokofobisi olan kadınlar bu tedavi yöntemlerinden fayda görmektedir. Multidispliner bir yaklaşım gerektiren tokofobi değerlendirilip tedavi edildiğinde oluşabilecek olumsuz sonuçların önüne geçilebilir.Öğe The importance of autophagy mechanism as a novel therapeutic target in SARS-CoV-2(Aksaray Üniversitesi, 2021) Şencan, SevideSevere acute respiratory syndrome coronavirus 2 (SARS-CoV-2) has caused a global pandemic and major public health issue called the disease as coronavirus disease-2019 (COVID-19). It spreads rapidly from an infected person via respiratory droplets by breathing, sneezing, coughing. The symptoms of COVID-19 are dry cough, fever, fatigue, shortness of breath, pneumonia. The epidemiological and pathological features of SARS-CoV-2 are still unclear and require further investigation. In previous studies, coronaviruses have been shown to use the endocytic pathway and autophagy mechanism to enter and replicate into the host cells. Chloroquine (CQ) is used in COVID-19 treatment, also known autophagy inhibitor. Therefore, Autophagy has been identified as one of the new therapeutic target against SARS-CoV-2. In this mini-review, we will briefly summarize the role of the autophagy mechanism in SARS-CoV-2 infection and therapeutic potential of this pathway to treatment of COVID-19.Öğe Keratokonusta in Vivo lazer tarayıcı Konfokal Mikroskopi bulguları(Aksaray Üniversitesi, 2021) Karadağ, Mehmet FatihAmaç: In vivo konfokal mikroskopi kullanarak keratokonuslu gözlerde korneal yapıları değerlendirmek Materyal ve Metot: Keratokonuslu 35 hastanın 68 gözü in vivo konfokal mikroskopi ile muayene edildi. 35 hastanın 70 gözü de kontrol grubu olarak seçildi. Sonuçlar kalitatif ve kantitatif olarak değerlendirildi. Bulgular: Keratokonuslu grupta in vivo konfokal mikroskopi bulguları arasında uzamış süperfisiyel hücreler, bazal epitelyal hücrelerde parlak reflektif materyal birikimi, belirginleşmiş subbazal sinirler, stromal keratositlerde düzensiz yerleşim ve belirgin reflektivite, yapısal olarak anteriyorda daha yoğun stromal keratosit nukleusları, ön orta ve arka stromada foldlar, desme membranında foldlar saptandı. Bu bulguların hiçbiri kontrol grubunda izlenmedi. Sonuç: Keratokonuslu gözlerde korneanın tüm tabakalarında kalitatif ve kantitatif yapısal değişiklikler izlendi. Güncelliğini hala korumakta olan bu yöntem keratokonusun da tanı ve takibinde önemli bir role sahiptir.Öğe Baskın olmayan Elde Karpal Tünel Sendromu(Aksaray Üniversitesi, 2021) Bilgiç, Adnan Burak; Akpınar, Çetin KürşadAmaç: Karpal tünel sendromu (KTS) median sinirin el bileği seviyesinde, karpal tünel içinde farklı nedenlere bağlı olarak, basıya maruz kalması sonucu gelişen, üst ekstremitenin en sık görülen periferik bir nöropatisidir.Ülkemizde yapılan bir çalışmada sağ el tercihi oranı %67,5, sol el tercih oranı %31,9 ve her iki eli de kullanabilme oranı %1,1 olarak saptanmıştır.Karpal tünel sendromunun baskın olan elde daha sık görüldüğü bilinmektedir.Bu çalışmada izole baskın olmayan elde veya daha belirgin derecede KTS saptanan olguların demografik ve risk faktörleriyle ilişkisi araştırılmıştır. Materyal ve Metot: Ocak 2016- ocak 2020 tarihleri arasında, Samsun Eğitim veAraştırma Hastanesi elektofizyoloji laboratuvarına KTS ön tanısıyla yönlendirilen ve KTS saptanan olgular ardışık olarak çalışmaya dahil edilmiş ve retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya KTS ön tanısıyla EMG laboratuvarına yönlendirilen ardışık 3304 hasta alındı. Hastaların 439 kişide KTS saptanmadığı için çalışma dışı bırakılarak 2865 olgu değerlendirildi. İki taraflı KTS olgularının %57,1’inde baskın elde daha belirgin, %8,5’inde baskın olmayan elinde daha belirgin KTS saptanmıştır.Her iki el tercihi olan olguların %60’ında sağ, %40’ında sol elde daha belirgin KTS saptanmıştır. Sonuç: Karpal tünel sendromu saptanan, sağ ve sol el tercihli hastaların yaş, cinsiyet, demografik ve sinir iletim incelemeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.Öğe Aksaray Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2016-2020 yılları arasında saptanan bağırsak parazitlerinin dağılımı(Aksaray Üniversitesi, 2021) Akıneden, AltanAmaç: Çalışmada Aksaray Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji-Parazitoloji Laboratuvarı’na 2015-2020 yılları arasında başvuran kişilerde bağırsak parazit enfeksiyonlarının yıllara göre dağılımını araştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmaya Mikrobiyoloji-Parazitoloji Laboratuvarına başvuru yapan 14202 kişiden alınan dışkı örnekleri ve 5137 kişiden alınan selofan-bant örnekleri dahil edilmiştir. Dışkı örnekleri makroskobik ve mikroskobik olarak incelenmiştir. Dışkı örnekleri fizyolojik salin ve native-lugol yöntemi ile hazırlandıktan sonra, X400 büyütmede ışık mikroskobunda değerlendirilmiştir. Selofan-bant örnekleri ise önce X100 sonrada X400 büyütmede direkt ışık mikroskop altında analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen dışkı örneklerinin %13,7’inde (1958/14202) bağırsak paraziti tespit edilmiş, %86,3’ünde (12244/14202) bağırsak paraziti tespit edilmemiştir. Selofan-bant örneklerinin %2,2’sinde (113/5137) Enterobius vermicularis bulundu, %97,8’sinde (5024/5137) ise bulunmamıştır. Native-lugol yöntemi ile Entamoeba histolytica ve Entamoeba dispar morfolojik bakımdan birbirinden ayırt edilmesi zor olduğu için çalışmada bu iki parazit türü birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda %4,2 (601/14202) Entamoeba histolytica/dispar, %2,7 (382/14202) Giardia intestinalis, %0,8 (112/14202) Taenia saginata, %0,7 (94/14202) Ascaris lumbricoides ve %2,2 (113/5137) Enterobius vermicularis saptanmıştır. Sonuç: Aksaray ilinde alt yapı hizmetleri her geçen gün daha iyiye gitmesine rağmen, sanitasyon ve hijyen eksikliğinden dolayı bağırsak parazitleri hala toplum sağlığı için tehlike oluşturmaktadır. Düzenli olarak her yıl bağırsak paraziti enfeksiyonlarının dağılımının saptanması ve toplumun hastalıklar hakkında bilgilendirmek enfeksiyonun yayılımını önlemek için önemlidir.Öğe Aksaray ilindeki kistik ve alveolar ekinokokkozis riski(Aksaray Üniversitesi, 2021) Akıneden, AltanAmaç: Kistik Ekinokokkozis Echinococcus granulosus parazitin neden olduğu, Alveolar Ekinokokkozis ise Echinococcus multilocularis’in neden olduğu hastalıklardır. Bu hastalıkların bulaş yolu enfekte karnivorların dışkıları ile atılan Echinococcus yumurtalarının ağızdan alınması olarak bilinmektedir.Ancak, Echinococcus yumurtalarının kontamine su ve toprak ile bulaşabileceği ihmal edilmektedir. Çalışmada Aksaray ilinin kırsal bölgelerindeki çevre su ve toprak örneklerinde Echinococcus yumurtalarının yaygınlığını araştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Aksaray ilindeki Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy, Sarıyahşi ve Sultanhanı ilçelerinden çevresel su (105) ve toprak örnekleri (105) alınmıştır. Çevre örneklerinde E.Z.N.A® Water-Soil DNA kiti (Omega Bio-Tek, Norcross, Atlanta) kullanılarak DNA izole edilmiştir. DNA örnekleri Echinococcus türlerine özgü primerler kullanılarak Real-Time PCR methodu ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 105 çevre su örneğinin 12’sinde (%11,4) ve 105 toprak örneğinin 8’inde (%7,6) Echinococcus spp. paraziti tespit edilmiştir. Çevre su örneklerinden elde edilen Echinococcus izolatlarının 7’si (%6,6) Echinococcus granulosus ve 5’i (%4,8) Echinococcus multilocularis olarak tanımlanmıştır. Toprak örneklerindeki Echinococcus izolatlarının 5’inin (%4.8) Echinococcus granulosus ve 3’ünün (%2,9) Echinococcus multilocularis olduğu bulunmuştur. Sonuç: Aksaray ilinde Ekinokokkozis hastalığının bulaşma etkenleri bulunmaktadır ve bu bölgede Ekinokokkozis hastalığının yayılma riski vardır. Bu nedenle, bölgede düzenli sağlık taraması yapılması ve Ekinokokkozis hastalığı hakkında insanlara eğitim verilmesi gerekmektedirÖğe Acil servise başvuran burunda yabancı cisim olgularına yaklaşım(Aksaray Üniversitesi, 2021) Kısınma, AlpaslanAmaç: Burunda yabancı cisimler acil servise sık başvuru nedenleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmadaki amacımız; acilservise başvuran nazal kavitede görülen yabancı cisimlerin görülme sıklığını, çıkarılma yöntemlerini ve çıkarılan cisimlerin özelliklerini vurgulamaktır. Materyal ve Metot: Çalışmaya acil kliniğimize son bir yıl içinde başvuran toplam burunda yabancı cisim olan 50 olgu dahil edildi. Tüm olguların dosyaları, yaş, cinsiyet, yabancı cismin cinsi, hangi taraf burun deliğinde olduğu ve uygulanan tedavi açısından değerlendirildi. Bulgular:Yaş ortalaması 3±1.41 tespit edildi. Hastaların %38’i (n=19) kız ve %62’si (n=31) erkekti. Hastaların 44’üne acil serviste müdahale edilerek çıkarıldı. Yabancı cisimler olguların 33 ‘ünde (%66) sol taraf, 17 ‘sinde (%34) sağ taraf tespit edildi. Her iki kavitede yabancı cisim görülen hasta tespit edilmedi. En sık saptanan yabancı cisimler, 16 olguda (%32) boncuk, 14 olguda (%28) besin türleri (mısır, nohut, fasulye vb), 10 olguda (%20) kağıt ve sünger ve 4 olguda (%8) pamuk parçacıkları idi. Sonuç: Burunda yabancı cisim olguları çocuk acil servislere başvuruların önemli ve sık nedenleri arasında yer almaktadır. Acil serviste müdahale edilmesi ve çıkarılması; hem zaman kaybını, hem maliyeti hem de olası komplikasyonları önlemek açısından çok önemlidir.Öğe Comparing of surgical techniques in pilonidal sinus disease(Aksaray Üniversitesi, 2021) Çiftçiler, Ali Erdinç; Ulusoy, SerapAim: Pilonidal sinus is commonly encountred in the sacrococcygeal areas and effects daily activities and life quality. Several surgical techniques and methods have been explained for the treatment of pilonidal sinus. In this retrospective study, we aimed compare clinical outcomes and complications of these methods. Material and Methods: This retrospective study was performed over 136 sacrococygeal pilonidal sinus operations done between January 2014 and December 2015 in Ankara Atatürk Research and Training Hospital General Surgery Clinic-B. Results: Mean age of the patients was calculated as 26,10. 121 (89%) of the patients were male and 15 (11%) were female. Total excision and leaving to secondary healing was applied to 88, total excision and primary repair to 23, Karydakis Flep to 9, VAC application to 8 and Limberg Flep to 7 of the patients involved in this study. Mean period of hospitalisation of VAC Application was longer than other surgical methods (p<0,001). Mean period of hospitalisation of patients that applied total anesthesia was shorter than patients applied spinal and local anesthesia but there is no statistically significant difference (p>0,001). Postoperative analgesia needs of patients that operated by Karydakis and Limberg Flep methods was less than other methods (p<0,026). There is no difference between patients in aspect of relaps (p>0,05). Postoperative complication ratio of flep techniques was higher than other methods (p<0,001). Total excision and leaving to secondary healing operation results in earlier return to work (p<0,001). Conclusion: Methods applied in our clinic were compared in this study. %9,6 relaps was seen in all patients and there is no statistically significant difference between groups. There is no optimal treatment of sacrococygeal pilonidal sinus,and we are in conclusion that method of treatment should be chosen according to the size, occasion of infection or relaps and job of the patient.