Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 392
  • Öğe
    Evaluating the relationship between age at orchiopexy performed at our center and socio-economic development level of van province
    (Pera Yayıncılık, 2020) Gül, Abdullah; Gül, Murat; Karagözlü Akgül, Ahsen; Kankılıç, Nazım Abdulkadir
    To preserve testicular functions, surgery for undescended testis is recommended between 6 and 18 months of age. However, many patients undergo orchiopexy later than recom-mended ages. In this paper we aimed to assess influence of socio-economic development level of Van province on age at orchiopexy performed at our center.Material and Methods_ The medical records of the patients who underwent orchiopexy at Van Education and Research Hospital between January 2014 and July 2018 were reviewed in this cross-sec-tional study. Patients were divided into two groups based on age at operation. The surgery which was performed at 18 months of age and later has been defined as “late” orchiopexy. Mean age at orchio-pexy was investigated and results were discussed by comparing with other similar studies.Results_ The mean age of 353 patients enrol-led in this study was 4.9 ± 3.5 years and of them, 242 (68.5%) had late orchiopexy. According to the ‘’Research of socio-economic development of the provinces and regions’’ report published by Mi-nistry of Development in 2011, Van province was in the underdeveloped provinces group and ran-ked as 75th of 81.Conclusion_ Although most of boys included in the study underwent orchiopexy at a later age than suggested, our results were similar with ot-her national and international studies. Socio-eco-nomic development level of city is an important reason but there are some other factors causing the late surgery.
  • Öğe
    Omuz ultrasonografi incelemesi manyetik rezonans görüntüleme’nin yerini alabilir mi
    (Dicle Üniversitesi, 2020) Erdoğan, Hasan; Durmaz, Mehmet Sedat; Karahan, Ali Yavuz; Arslan, Serdar; Tolu, İsmet
    Omuz patolojilerinin incelenmesinde manyetik rezonans görüntüleme (MRG) altın standart tetkiktir, ancak statik bir yöntemdir, maliyeti yüksektir ve inceleme zamanı uzundur. Ultrasonografi (US) ise hızlı sonuç veren, kolay uygulanan, ucuz ve yaygın bir görüntüleme yöntemidir, fakat MRG’ye göre daha subjektiftir ve tecrübeye oldukça bağımlıdır. Biz bu çalışmada omuz eklemi patolojilerinin tanısında, artan tecrübe ile birlikte US’nin tanısal doğruluğunu MRG ile karşılaştırmayı amaçladık.Yöntemler: Yeterli düzeyde omuz US tecrübesi olmayan bir radyolog, omuz US ile ilgili mevcut literatürü okudu. Daha sonra 2 hafta boyunca, MRG bulguları bilinen 100 hastaya eğitim amaçlı olarak US incelemesi yapıldı. Sonraki 5 hafta boyunca ise, her hafta 50 hasta olmak üzere, çalışmaya dahil edilen toplam 250 hastaya önce US, sonra MRG tetkiki yapılarak, artan US tecrübesi ile birlikte, US ve MRG bulguları arasındaki uyumun artıp artmadığı araştırıldı.Bulgular: Hastaların 160'ı (%64) kadın, 90'ı (%36) erkekti. Hastaların yaş ortalaması 54±11,7 olarak saptandı. Her hafta incelenen hastalar ayrı bir grup olacak şekilde, toplam 5 grup şeklinde değerlendirme yapıldı. İlerleyen haftalara göre artan US tecrübesi ile birlikte elde edilen sensitivite, spesifite, pozitif prediktif değer ve negatif prediktif değerler hesaplandı.Sonuç: Omuz eklemi patolojilerinde yeterince tecrübe kazanıldığında US’de tanısal doğruluk belirgin düzeyde artmaktadır. Parsiyel yırtıklarda US’nin başarısı MRG’nin gerisindedir. Eklem aralığında efüzyonu göstermede US, MRG’ye göre geride kalırken, subakromial-subdeltoid efüzyonu göstermede sensitivite ve spesifite MRG’ye yakındır. US’nintotal yırtıkları, biceps tenosinovitini ve akromioklaviküler eklem dejenerasyonunu saptama oranları MRG ile benzer düzeydedir. Kalsifik tendinitleri, biceps subluksasyonu-dislokasyonunu ve impingementi göstermede ise US’nin MRG’den daha başarılı olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Acute dystonic reaction due to metoclopramide use in a 9-year-old patient
    (İnönü Üniversitesi, 2019) Demirtaş, Mehmet Semih
    Dystonia is a neurologic condition characterized by a recurrent, involuntary strong muscle contraction and temporary or permanent posture disorder . Acute dystonic reaction, especially in the face, neck and back muscles contractions, opistotonus, torticollis, school genic crisis, dysarthria, trismus is manifested by. The drug that causes the most acute dystonic reaction from antiemetic drugs is metoclopramide.
  • Öğe
    Bilateral aberrant vertebral arteries: an extraordinary case
    (Kodaz Özel Sağlık Hizmetleri Yayıncılık İnşaat Tekstil ve Hayvancılık San.Tic.Ltd.Şti., 2019) Aybay, Muhsin Nuh; Erdoğan, Hasan; Arslan, Fatma Zeynep
    Vertebral arteries (VAs) arise as the first branch of the ipsilateral subclavian artery. Recently, varying number of aberrantVA types has been reported; extraordinarily, in our case, both VAs have derived directly from the aortic arch at whichdistal to the origin of the left subclavian artery (LSA). In our case, the fourth branch of the aortic arch was the left VAand the fifth branch was the right VA. To the best of our knowledge, this is the second report in the literature showingan abnormal origin of both the right and left VAs originating distal to the origin of the LSA. We have presented here anextremely rare case of aberrant right and left VAs in one patient.
  • Öğe
    Hepatoselüler karsinom ve diğer karaciğer tümörlerinin ayrımında difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntülemenin etkinliği
    (Dicle Üniversitesi, 2019) Erdoğan, Hasan; Arslan, Serdar; Durmaz, Mehmet Sedat
    Difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme (MRG), dokulardaki su moleküllerinin difüzyonuna bağlı hareketlerinin ölçümü prensibine dayanan bir MRG yönetimidir. Hepatoselüler karsinom (HSK), karaciğerin en sık görülen primer malign tümörü olup, erken evrede diğer lezyonlardan ayırt edilebilmesi küratif tedavi açısından çok önemlidir. Biz bu çalışmada, HSK'yı, metastaz, kolanjiokarsinom ve fokal nodüler hiperplazi (FNH) gibi diğer sık görülen karaciğer fokal lezyonlarından ayırt etmede difüzyon MRG'nin etkinliğini araştırmayı amaçladık.
  • Öğe
    Demir eksikliğinin gözden kaçan klinik prezantasyonu; huzursuz bacak sendromu
    (Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Sayın, Serhat; Atilla, Fatoş Dilan
    Huzursuz bacak sendromu (HBS) bacaklarda hareket etme dürtüsü ile kendini gösteren, şikayetlerinistirahatte arttığı, bacaklarda rahatsızlık veren duyumlar ile karakterize uyku ilişkili bir hastalık olaraktanımlanmış nörolojik duyusal-motor bir bozukluktur. Hastalığın primer (idiyopatik) HBS ve sekonder(semptomatik) HBS olmak üzere iki formu vardır. İdiyopatik form genetik ve kaynağı bilinmeyenetiyolojik nedenleri içerirken, sekonder formun çok çeşitli sebepleri olabilir. Sekonder HBS’ninetiyolojik sebepleri değerlendirildiğinde %43’ ünün anemi ile birlikte veya anemi olmaksızın sistemikdemir eksikliği ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu yazıda; son 2 yılda 8 kez tam kan bağışında bulunanve ferritin düşüklüğüne atfedilen sekonder HBS‘ lu bir olgumuzu sunduk.
  • Öğe
    Senkron mide ve kolon kanserli hasta
    (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Yalçın, Mehmet Suat; Bursalı, Burak; Sayın, Serhat
    Sayın Editör, Mide kanseri agresif seyirli bir kanserdir. Tipik bulgusunun olmaması ve muayenede saptanmasının zorluğu nedeni ile tanısını zorlaştırmaktadır. Erken evre mide kanserinde, tümör invazyonunun mukoza-submukozada sınırlı olduğu dönemde klinik bulgu vermemektedir. Klinik belirtiler tümör lokalizasyonuna göre değişiklik göstermektedir. Endoskopi ve teknolojideki gelişmeler sayesinde mide kanseri erken evrede tanı almakta ve sağkalım artmaktadır.Çoklu primer tümörler, aynı hastada eş ya da farklı zamanda birbirinden farklı gelişen tümörler olup; literatürde tüm karsinomların %0,7- 11,7’si oranında görülmektedir2. Çoklu primer tümörler senkron ve metakron tümörler olarak iki gruba ayrılmaktadır.
  • Öğe
    Endoskopik olarak saptanan mide antrum yerleşimli ektopik pankreas
    (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Bursalı, Burak; Yalçın, Mehmet Suat; Sayın, Serhat
    Sayın Editör, Heterotopik veya diğer adıyla ektopik pankreas, vasküler ve anatomik yapısı pankreas dokusu ile uyumlu olan bir embriyolojik anormalliktir. Klinik pratikte pek çok organda görülebilmesine karşın en sık görüldüğü alan üst gastrointestinal kanaldır. Sıklıkla asemptomatik bir seyir gösterir. Endoskopik işlem veya yapılan görüntüleme yöntemleri esnasında çoğunlukla insidental olarak saptanır. Semptomlar ektopik dokunun anatomik lokalizasyonuna göre farklılık göstermesine rağmen en sık ortaya çıkan semptomlar karın ağrısı ve obstruktif semptomlardır. Glandüler, duktal yapısı ve içerdiği Langerhans hücreleri ile histolojik açıdan pankreasla tam bir benzerlik gösterir. Genellikle 1.5cm ve üzerindeki ektopik pankreatik dokuların klinik semptomlara yol açtığı gözlemlenmiştir. Pankreatik ektopik dokunun çıplak gözle tanınması güçtür, ancak normal submukozal dokudan ayırt edilmesini sağlayan merkezi depresyon ve umblikasyonu olan sert, yuvarlak subepitelial lezyon olarak tanımlanabilir.
  • Öğe
    Aksaray ilindekiHBsAg/HCVprevalansı,HCV’li hastalarındemografik verileri ve yenitedavilereulaşım oranları
    (MEDİTAGEM Ltd. Şti., 2019) Yalçın, Mehmet Suat; Kaya, Fatih
    Tüm dünyada yaklaşık olarak 210 milyona yakın kişinin kronik HCV ile enfekte olduğu tahmin edilmektedir.Günümüzde doğrudan etkili antiviral ajanların kullanılmasıyla HCV’de tedavi başarısı %95’in üzerinde kalıcı viral yanıtoranlarına ulaşılmıştır. Ülkemizde de bu ilaçlar son iki yıldır kullanılmaktadır. Tedaviye ulaşan hasta sayılarında istenensonuçlara ulaşılamamıştır.Bu çalışmada Aksaray İlindeki HBsAg ve HCV prevalansını araştırdık. Ayrıca HCV ile enfekte olan hastaların demografiközellikleri, hastalıkla ilgili farkındalıklarını ve tedaviye ulaşım oranlarını ortaya çıkarmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ocak 2016 ile Ekim 2018 tarihleri arasında Aksaray Eğitim ve Araştırma HastanesiGastroenteroloji, Enfeksiyon hastalıkları polikliniği ve endoskopi ünitesine başvuran 11716 hasta geriye doğru tarandı. HCVpozitif hastalar iletişim numaralarından arandı.Bulgular: 11716 hastanın 244’ünde (%2,08) HBsAg ve 71’inde (%0,6) anti-HCV pozitifliği saptandı. Ulaşılabilen elli üç HCV’lihasta çalışmaya alındı. 16 hastaya ulaşılamadı. Bu hastalardan 9’unun dış merkezde yeni tedavi rejimleri ile tedavi aldıklarısaptandı. Dokuz hastaya bu çalışma sırasında ulaşılarak tedaviye ulaşmalarısağlandı. Bu hastaların tamamının tedaviyi tolereedebildiği ve kalıcı viral yanıt sağlandığı tespit edildi.Sonuç: HCV’li hastalarda doğrudan etkili antiviral ajanlar etkili ve güvenilir ilaçlardır. Hastaların ilaçlara ulaşımını sağlamakiçin ek çabalara ve bilgilendirmelere ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Öğe
    Are we familiar with this rare indicative of a higher risk for breast cancer
    (Prusa Medikal Yayıncılık Limited Şirketi, 2019) Altunkeser, Ayşegül; Arslan, Fatma Zeynep; Alkan, Ender; Günler, Tuğba
    Secretory adenosis (SA) of breast is rarely seen benign breast lesion, which might be associated with increasedrisk for breast carcinoma. SA is an extremely rare lesion, the cases reported in the literature and long-termfollow-up studies are limited and radiological and histopathological diagnosis of SA is mostly challenging; itcould be frequently misinterpreted as ductal carcinoma in situ. Because of these reasons; clinical significanceand management of SA is still not fully understand and relative risk of SA is still not well-established. Herein;we presented mammography, ultrasound, magnetic resonance imaging and microscopic findings in a patientwith SA of breast.
  • Öğe
    Aksaray ilindeki kolonoskopik polipektomi sonuçlarının analizi
    (MEDİTAGEM Ltd. Şti., 2019) Yalçın, Mehmet Suat; Sayın, Serhat; Bursalı, Burak
    Çalışmamızda Endoskopi Ünitesinde yapılan kolonoskopik işlemler sırasında tespit edilen polipleri geriye doğru taradık. Polipektomi sonuçlarımızı literatür ile karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Aksaray Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Endoskopi Ünitesi’nde Ocak 2016 ile Haziran 2018 tarihleri arasında yapılan 1806 kolonoskopi işlemi retrospektif olarak incelendi. Polip saptanan hastaların cinsiyet, yaş, kolonoskopi endikasyonu ve poliplerin lokalizasyon, boyut, sayı ve histopatolojik özellikleri kayıt edildi.Bulgular: Çalışmamızda kolonoskopi yapılmış 1806 hastanın 224 (%12,4) tanesinde toplam 341 adet polip saptandı. Hastaların 95’i kadın (%42,4) ve yaş ortalamaları 59,2±11,9 iken 195’i erkek (%57,6), erkeklerin yaş ortalaması 57,4±13,0 idi. Kolonoskopi için en sık endikasyon kabızlıktı (%35,7). Poliplerin %74,3’ü sol kolonda bulunuyordu. Poliplerin %77,4’ü adenomdu. 224 polip saptanan hastamızın 60 tanesi (%26,7) yüksek risk grubunda bulunuyordu. Adenokarsinom saptanma oranımız %4,9 idi.Sonuç: Çalışmamızda endoskopi ünitemizde yapılan işlemler sonucunda tespit edilen polipler ile ilgili bulguların genel olarak literatür ile uyumlu olduğunu saptadık. Daha önceki çalışmalardan farklı olarak yüksek ve düşük riskli hastaların yaşları arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı.
  • Öğe
    A rare cause of gastric outlet obstruction: gastric polyp
    (MEDİTAGEM Ltd. Şti., 2019) Yalçın, Mehmet Suat; Sayın, Serhat; Bursalı, Burak
    Gastric outlet obstruction is a clinical syndrome characterized by epigastric abdominal pain due to mechanical occlusionand postprandial vomiting. An 82-year-old male patient applied to the emergency service with nausea, vomiting andabdominal pain. The patient with amylase elevation was admitted with pre-diagnosis of acute pancreatitis. However,pancreas parenchyma was normal in abdominal CT. A giant gastric polyp causing gastric outlet obstruction was detected inendoscopy which was decided after duodenal wall thickening. Tubular adenoma with high grade dysplasia was detected inbiopsy. Here, we aim to present a case of gastric polyp that can rarely cause gastric outlet obstruction.
  • Öğe
    Comparative analysis of patients hospitalized for severe transaminase elevation according to etiology and laboratory findings
    (MEDİTAGEM Ltd. Şti., 2019) Bursalı, Burak; Sayın, Serhat; Gökdemir, Ramazan
    The aim of this study is to investigate the etiological, epidemiological, clinical and laboratory findings of patients hospitalized in internal clinics with elevated transaminases and to create a point of view with clinical cues for acute hepatitis.Methods: A total of 102 patients who were hospitalized in Internal Medicine and Infectious Diseases Clinics between January 2010 and September 2013 and whose transaminase levels were at least five times higher than the upper limit were included in the study. Patients’ age, sex, etiology, laboratory findings, length of stay in the clinic, and duration of liver enzymes normalizations were examined retrospectively. ANOVA, Kruskal-Wallis and chi-square tests were used in the analysis of qualitative and quantitative data.Results: Of the 102 patients with acute liver injury, 58 (56.9%) were female and 44 (43.1%) were male. The average age is 46 years. The study group consisted of three main groups: toxic hepatitis (34.3%), acute viral hepatitis (25.5%) and ischemic hepatitis (17.6%). This was followed by acute nonbiliary pancreatitis (6.9%), autoimmune hepatitis (4.9%) and other (10.8%) groups. Transaminase and bilirubin values were higher in acute viral hepatitis than other groups. Acute viral hepatitis group hospitalized for the longest time. The group which the liver enzymes recovered at the latest was toxic hepatitis. The two most common causes of toxic hepatitis were nonsteroidal anti-inflammatory drugs and herbal products. In the ischemic hepatitis group, the mean age was significantly higher. Alcohol use was not effective on the duration of hospitalization and normalization of liver enzymes.Conclusion: Rapid determination of etiology, shortening hospitalization periot, and proper use of laboratory tests are important in patients with elevated transaminases. The purpose of this study is to enable the clinician to have an effective approach to acute liver damage.
  • Öğe
    Vildagliptin induced cutaneous leukocytoclastic vasculitis: A case report
    (Effect Publishing Agency ( EPA ), 2018) Sayın, Serhat; Ömeroğlu, Ethem; Aslan Bilgin, Semra
    Vildagliptin is a new generation theurapeutic agent of diabetes mellitus which belongs to dipeptidyl peptidase-IV inhibitor class acting via the incretin hormone system. It has moderate glycemic efficacy, a low propensity of causing hypoglycaemia and it is weight neutral. Overall, Dipeptidyl peptidase-4 (DPP-4) inhibitors are well tolerated. The use of DPP-4 inhibitors has been associated with a slightly increased risk of upper respiratory tract infections. In this article, we report a case of cutaneous leukocytoclastic vasculitis due to probable vildagliptin usage. Vildagliptin which is associated with cutaneous leukocytoclastic vasculitis was not described in the literature before. Physical examination revealed skin rash in the abdomen and thigh region in our patients due to use of the drug. Discontinuation of the drug eliminated the skin rash immediately.
  • Öğe
    Multiple sklerozlu hastalarda ağrı, düşme ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
    (Ankara Eğitim ve Araşt. Hastanesi, 2018) Aykut Selçuk, Melek; Taşkın, Sühan; Çakıt, Mehmet Onat; Çakıt, Duyur Burcu; Genç, Hakan; Gümüştepe, Alper; Yardımcı, Gökhan
    Çalışmamızda Multiple Skleroz (MS)’lu hastalarda ağrılı bölgeler, ağrı tipleri, düşme öyküsü, manyetik rezonans görüntüleme (MRG)’detutulan santral sinir sistemi (SSS) bölgeleri ve başlangıç semptomları ilebunların yaşam kalitesiyle olan ilişkilerini değerlendirmeyi amaçladık.GEREÇ VE YÖNTEMLER: Çalışmaya 14 erkek ve 26 kadından oluşan40 MS’li hasta dahil edildi. Yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek,vücut kitle indexi (VKİ), başlangıç semptomu, tanı yaşı, hastalık süresi,hastalık tipi, son bir yıldaki atak sayısı, en son i.v pulse steroid tedavisindensonra geçen süre, MS’ye yönelik ilaçlar, düşme öyküsü, ek hastalıklar, sigara ve alkol kullanımı sorgulandı. Ağrı şiddeti Vizüel Analog Skala (VAS),ağrı tipleri ve ağrılı bölgeler Hasta Ağrı Çizimi Ölçeği (HAÇ), yaşam kalitesi Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği-54 (MSYKÖ-54) değerlendirmesinin total, fiziksel, mental, ağrı ile enerji skorları ve dizabilite Kurtzke’nin Genişletilmiş Dizabilite Durum Skalası (GDDS) ile değerlendirildi.BULGULAR: Yaş ortalaması 39,60 ±10,63, GDSS skoru ortalaması3,28±1,65 olan hastaların %52,5'inde düşme öyküsü mevcuttu. MS hastalarının %47,5'inde hiç düşme öyküsü yokken, %10'ununda bir keredüşme ve %42,5'inde iki ya da daha fazla düşme öyküsü vardı. Hastaların%15'i yardımcı cihaz ve/veya ortez kullanıyordu. MS hastalarında en sıkgörülen başlangıç semptomları sırasıyla; görsel (%57,5), duyusal (%35),motor semptomlar (%30) ve denge bozukluğuydu (%10). HastalardaMRG’de en sık tutulan bölgeler sırasıyla; serebrum (%85), servikal spinalkord (%55), torakal spinal kord (%42,5), beyin sapı (%20) ve serebellumdu (%17,5).Alt ekstremite (%52,5), üst ekstremite (%27,5), bel (%15), sırt(%15), boyun (%10) ve baş (%2,5) hastalarımızda en sık görülen ağrılıbölgelerdi. Acıma (%47,5), batma (%27,5), iğnelenme (%15) ve yanma(%7,5) MS’li hastalarda en sık görülen ağrı tipleriydi. MSQoL-54 totalskoru meslek, eğitim durumu, atak sayısı, VAS, düşme öyküsü, alt ekstremite ağrısı ve hastalık tipiyle ilişkili bulundu.SONUÇ: MS’li hastalarda en sık görülen semptomlar akılda tutulmalı vebu semptomların bir ya da bir kaçını bulunduran hastalar MS açısındangözden geçirilmeli ve ilgili bölüme yönlendirilmelidir. MS’li hastalarınüçte ikisinde görülen ağrı, MS’ye spesifik semptomlar, atak sayısı, kasgüçsüzlüğü, denge bozukluğu, eğitim seviyesi düzeltilerek, düşme riskitaşıyan hastalar önceden tespit edilerek ve yorgunluk seviyesini azaltmayla ilgili önlemler alınarak hastaların yaşam kalitesi arttırılabilir.
  • Öğe
    Ankilozan spondilitli hastalarda kinezyofobinin hastalık aktivitesi ve fonksiyonel duruma etkisi
    (Ankara Eğitim ve Araşt. Hastanesi, 2018) Selçuk, Melek Aykut; Cakıt, Mehmet Onat; Aslan, Sefa Gümrük; Mert, Esra Lüle; Şahingöz Bakırcı, Esra; Çakıt, Duyur Burcu
    Çalışmamızın amacı ankilozan spondilit (AS)’li hastalardakinezyofobi düzeyinin hastalık aktivitesi, fonksiyonel durum,depresyon, yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisinideğerlendirmektir.GEREÇ VE YÖNTEMLER: Çalışmaya 46 (31 erkek, 15 kadın) AS’lihasta ile 40 (11 erkek, 29 kadın) sağlıklı kontrol dahil edildi. Yaşamkalitesi Sağlık Değerlendirme Anketi (SDA), hastalık aktvitesiBath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndexi (BASDAI),fonksiyonel durum Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndex(BASFI), ağrı şiddeti Vizüel Analog Skala (VAS), kinezyofobiTampa Kinezyofobi Skalası (TKS), yorgunluk VAS, depresyon BeckDepresyon Envanteri (BDE) ve fiziksel aktivite düzeyi UluslararasıFiziksel Aktivite Anketi (UAFAA) kısa form ile değerlendirildiBULGULAR: TKS (p<0,001), VAS-ağrı (p:0,000), VAS-yorgunluk(p:0,037), SDA (p:0,000), BDE (p:0,002), BASDAI (p:0,000) veBASFI (p:0,000) skorları AS grubunda sağlıklı kontrollere göredaha yüksekken, fiziksel aktivite düzeylerinde (p:0,412) istatistikselaçıdan anlamlı fark yoktu. AS'li hastalarda TKS skoru ile VAS-ağrı(r:0,684, p:0,000), VAS-yorgunluk (r:0,494, p:0,000), BDE (r:0,321,p:0,033), BASDAI (r:0,484, p:0,001) ve BASFI (r:0,389, p:0,008)skorları ilişkili bulundu.SONUÇ: AS’li hastalarda kinezyofobi oranları daha yüksek olup;hastalık aktivitesi, fonksiyonel durum, ağrı, yorgunluk ve depresyonlailişkili bulunmuştur. Katastrofik düşünce ve hareket korkusu eğilimiolan AS’li hastaları önceden tespit edip, kinezyofobiyi tedaviedebilirsek AS’li hastaların nonfarmakolojik tedavisinde önemli birilerleme kaydedebileceğimizi düşünmekteyiz.
  • Öğe
    Thiol-Disulfide Homeostasis and Ischemia Modified Albumin as a New Oxidative Stress Marker in Patients with Polycythemia Vera
    (Kare Yayıncılık, 2023) Erdal, Hüseyin; Çiftçiler, Rafiye; Tuncer, Sibel Çiğdem; Özcan, Oğuzhan
    The present study aims to indicate both thiol-disulfide hemostasis and ischemia-modified albumin (IMA) levels in patients with Polycythemia Vera (PV). Methods: In this prospective case-control study, 34 PV patients and 31 healthy control participants were included. Thi- ol levels were measured with a new modified colorimetric method. IMA levels were determined by cobalt binding test. Results: Thiol levels were statistically significant between the groups. (p<0.001). IMA levels were also significanlty high- er in PV group than healthy control subjects (p<0.001). We revealed that thiol and IMA levels were significantly higher in patients with PV in respect to the control groups. Conclusion: The obtain results indicate that the oxidative balance is disturbed and changed towards the oxidant direc- tion. The dynamic- thiol disulfide balance has moved to proliferation side in patients with PV, and may provide impor- tant contributions to the patient's follow-up and disease pathophysiology.
  • Öğe
    The Examination of Galectin-3 Levels in Children with Attention Deficit and Hyperactivity Disorder
    (Kare Yayıncılık, 2023) Artık, Abdulbaki; Kocaman, Orhan; Kara, Halil
    The etiopathogenesis of ADHD involves genetic, environmental, psychological, and brain structural vari- ables. Inflammation is one ADHD etiology study field. Galectin-3 may enhance inflammation by inhibiting the anti- inflammatory cytokine interleukin-10 (IL-10). This study examined the link between blood galectin-3 concentrations and ADHD severity and levels in children with ADHD. Methods: The clinic treated 34 first-time ADHD patients aged 5.2-14.1. Non-psychotropic first-time diagnoses were chosen. Patients were compared to 21 age- and gender-matched healthy controls. After a paediatrician exam, a psychi- atrist screens healthy controls for mental illness using the Schedule for Mood Disorders and Schizophrenia in School- Age Children, Now and Lifetime Version-DSM-5 (K-SADS-PL-DSM-5). Conners' Parent Rating Scale (CPRS) and Conners' Teacher Rating Scale( CTRS) were used for diagnosis by a child and adolescent psychiatrist. Results: Mean serum galectin-3 levels were compared between ADHD group and control groups. Serum galectin-3 level was 428.6 (SD±194.4) in the ADHD group and 183.7 ng/ml (SD±49.6) in the control group. ADHD group is found to have statistically significantly higher galectin-3 concentrations when compared to the control group (z=-5.15, p<.001). Conclusion: In our study, it was found that serum galectin-3 levels were higher in children with ADHD and there was a significant correlation between ADHD severity and serum galectin-3 levels. Based on these findings, it is thought that galectin-3 may be associated with the etiopathogenesis of ADHD.
  • Öğe
    Analysis of some measurement parameters that may predict the risk of developing obesity: a clinical study
    (2023) Bulut Çelik, Sercan; Erten Bucaktepe, Pakize Gamze; Bulut Batur, Ülkü; Umud Bulut, İbrahim
    Obesity is a severe and chronic disease, which is currently increasing rapidly. The aim of this study was to reveal some parameters that can predict the risk of obesity and to create a new scale using these parameters.Material and Method: The demographic information of the study subjects was recorded, together with the anthropometric measurements of Body Mass Index (BMI), blood pressure, height, body weight, waist circumference, and hip circumference were recorded.Results: Evaluation was made of 74 subjects, comprising 11 (14.9%) females and 63 (85.1%) males with a median age of 34 years (24-45). Mean body weight was measured as 77.3±12.46 kg, height as 174.3±8.86 cm, waist circumference as 84 (66-103) cm, hip circumference as 97 (83-121) cm, and BMI as 25.4±3.21 kg/m2. It was seen that the risk of developing obesity could increase when age and duration of work increased, with an increased frequency of eating outside the home, in the absence of regular exercise, and when the waist and hip circumference values increased. Regression analysis showed that body weight, waist, and hip circumference measurement values could be used to predict the obesity development risk. Finally, a valid and reliable scale called OBEZRISK was created that would easily predict the risk of obesity development in individuals.Conclusion: The study results showed that body weight, waist, and hip circumference measurement values could be used to predict the risk of obesity development in individuals. It was also concluded that the OBEZRISK scale could be used to predict the risk of developing obesity.
  • Öğe
    Can the Pan-Immune Inflammation Value, Systemic Inflammatory Response Index, and Other Hematological Inflammatory Indices Be Clinically Used to Predict Pseudoexfoliation
    (Ali Cangül, 2024) Erdal, Hüseyin; Kılıç, Abdullah Onur; Akbulut Yağcı, Betul; Yaşar, Erdoğan
    Pseudoexfoliation (PEX) syndrome is a systemic condition associated with age, and its exact cause remains elusive. Inflammatory processes heighten the risk of PEX development. This study marks the first attempt to jointly investigate the Systemic Inflammatory Response Index (SIRI) and Pan-Immune Inflammation Value (PIV) biomarkers in PEX patients. Materials and Methods: A total of 84 patients and 71 healthy controls underwent examination. Ratios of neutrophils to lymphocytes (NLR) and platelets to lymphocytes (PLR), along with the Systemic Inflammation Index (SII), SIRI, and PIV values, were computed as indicators linked to the inflammatory cascade. Results: The study encompassed 155 subjects, including 71 healthy controls averaging 73.8±7.7 years and 84 PEX patients averaging 71.3±8.9 years. Statistically significant differences in neutrophil and lymphocyte levels were evident between the groups (p<0.05). A notable statistical distinction was observed in the NLR, PLR, derived Neutrophil to Lymphocyte Ratio (dNLR), SII, SIRI, and PIV indices when comparing the groups (p<0.05). However, hemoglobin, platelet, mean platelet volume (MPV), white blood cell (WBC), and C-reactive protein (CRP) values did not show significant differences between the groups (p>0.05). Conclusion: This study highlights that SIRI and PIV could provide insights into the relationship between PEX and inflammation, offering a glimpse into the potential systemic implications of PEX-related inflammation.