Ruh sağlığına ilişkin sosyal temsiller: Nitel bir çalışma
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2024
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Ruh sağlığı, içeriği ve etkileri bakımından özellikle psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin bilime dayalı tartıştığı bir konu alanıyken ayrıca toplum içinde tartışılması ve yorumlanması bakımından sosyal bir olgu biçimini de almaktadır. Toplumun sosyal yönünü kavrayabilmek, bu bağlamda hayat bulan önemli konuların günlük dildeki karşılıklarını incelemekten ve bu söylemlerin arka planını oluşturan faktörleri analiz ederek toplumdaki kolektif yargıları anlamaktan geçmektedir. Bu amaçla, verilerin toplanmasında bir nitel araştırma yöntemi olan derinlemesine görüşme yönteminden, araştırma bulgularının analizinde ise fenomenolojik analizden faydalanılmıştır. Ruh sağlığına ilişkin sosyal temsiller keşfedilerek, ruh sağlığının hangi anlamlandırma süreçlerinden geçtiği ve hangi bilgi kaynağının sosyal yaşamda daha baskın olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Bu araştırmanın katılımcı grubunu, farklı sosyal çevrelerde yaşayan ve farklı meslek gruplarından ruh sağlığına dair uzmanlık bilgisi olmadığı düşünülen 10 birey oluşturmaktadır. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular incelendiğinde, ruh sağlığına ilişkin sosyal temsillerde; psikoloji, din ve kültür kaynaklı bilgilerin kaynaşmış halde olması dikkat çekmektedir. Bu kaynaşma, toplumu oluşturan bireylerin ruh sağlığına yönelik algı, tutum, kanaat ve yaklaşım belirleme süreçlerinde; kendisini damgalama-etiketleme, ruh sağlığı sorunlarını şiddetle ilişkilendirme ve bilim dışı tedavilere yönelme şeklinde hissettirmektedir. Uzmanlık bilgisine sahip olmayan katılımcı grubu, karma cevaplar ile ruh sağlığını açıklamayı tercih etmektedirler. Ruh sağlığı, halk arasında da bilimsel zemine benzer şekilde somut olarak gözlenebilen yanlarıyla, en çok davranışlar ve duygular ekseninden açıklanmıştır. Bilimsel bağlamda da karşılık bulan bir başlık olarak, normal-anormal davranışların katılımcılar tarafından değerlendirilmesinde daha çok kişisel deneyimler etkili olmaktadır. Duygular ise olumlu-olumsuz uçlar içinde açıklanma imkanı bulmaktadır. Ruh sağlığı bilgisinin değişiminde ve dönüşümünde, kültürel etkinin en yoğun gözlemlendiği sosyal çevre olarak aile, ön plana çıkmaktadır. Sonuç olarak; ruh sağlığının bir olgu olarak anlam kazanmasında, sosyal temsillerin sıkça kullanıldığı, ruh sağlığına ilişkin açıklamalarda ise hem gündelik bilginin hem de bilimsel bilginin ortaklığında yeni bir bilgi biçiminden söz edilebilir.
While mental health is a subject area that is discussed by the disciplines of psychology and psychiatry based on science in terms of its content and effects, it also takes the form of a social phenomenon in terms of its discussion and interpretation in society. Understanding the social aspect of society requires examining the everyday language of important issues that come to life in this context and understanding the collective judgments in society by analyzing the factors that form the background of these discourses. For this purpose, in-depth interviews, a qualitative research method, were used to collect data and phenomenological analysis was used to analyze the research findings. By exploring the social representations of mental health, it is aimed to determine which meaning-making processes mental health goes through and which source of information is more dominant in social life. The participant group of this study consisted of 10 individuals from different occupational groups living in different social environments who were thought to have no specialized knowledge about mental health. When the findings obtained from the interviews are analyzed, it is noteworthy that the information originating from psychology, religion and culture is fused in social representations of mental health. This fusion makes itself felt as stigmatization-labeling, associating mental health problems with violence and turning to unscientific treatments in the processes of determining perceptions, attitudes, opinions and approaches towards mental health of individuals who make up the society. The group of participants who do not have specialized knowledge prefer to explain mental health with mixed answers. Similar to the scientific ground, mental health is mostly explained in terms of behaviors and emotions, with its tangibly observable aspects, among the public. As a title that is also found in the scientific context, personal experiences are more effective in the evaluation of normal-abnormal behaviors by the participants. Emotions, on the other hand, are explained within positive and negative extremes. In the change and transformation of mental health knowledge, the family comes to the forefront as the social environment where cultural influence is most intensely observed. As a result, we can talk about a new form of knowledge in which social representations are frequently used in the meaning of mental health as a phenomenon, and in the explanations of mental health, both everyday knowledge and scientific knowledge are common.
While mental health is a subject area that is discussed by the disciplines of psychology and psychiatry based on science in terms of its content and effects, it also takes the form of a social phenomenon in terms of its discussion and interpretation in society. Understanding the social aspect of society requires examining the everyday language of important issues that come to life in this context and understanding the collective judgments in society by analyzing the factors that form the background of these discourses. For this purpose, in-depth interviews, a qualitative research method, were used to collect data and phenomenological analysis was used to analyze the research findings. By exploring the social representations of mental health, it is aimed to determine which meaning-making processes mental health goes through and which source of information is more dominant in social life. The participant group of this study consisted of 10 individuals from different occupational groups living in different social environments who were thought to have no specialized knowledge about mental health. When the findings obtained from the interviews are analyzed, it is noteworthy that the information originating from psychology, religion and culture is fused in social representations of mental health. This fusion makes itself felt as stigmatization-labeling, associating mental health problems with violence and turning to unscientific treatments in the processes of determining perceptions, attitudes, opinions and approaches towards mental health of individuals who make up the society. The group of participants who do not have specialized knowledge prefer to explain mental health with mixed answers. Similar to the scientific ground, mental health is mostly explained in terms of behaviors and emotions, with its tangibly observable aspects, among the public. As a title that is also found in the scientific context, personal experiences are more effective in the evaluation of normal-abnormal behaviors by the participants. Emotions, on the other hand, are explained within positive and negative extremes. In the change and transformation of mental health knowledge, the family comes to the forefront as the social environment where cultural influence is most intensely observed. As a result, we can talk about a new form of knowledge in which social representations are frequently used in the meaning of mental health as a phenomenon, and in the explanations of mental health, both everyday knowledge and scientific knowledge are common.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Psikolojik Danışmanlık, Ruh Sağlığı, Delilik, Sosyal Temsil, Psychological Counselling, Mental Health, Insanity, Social Representation
Kaynak
Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü