Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 13 / 13
  • Öğe
    Ruh sağlığına ilişkin sosyal temsiller: Nitel bir çalışma
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Çetinel, Ahmet; Uçar, Mehmet Ertuğrul; Morsünbül, Ümit; Atak, Hasan
    Ruh sağlığı, içeriği ve etkileri bakımından özellikle psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin bilime dayalı tartıştığı bir konu alanıyken ayrıca toplum içinde tartışılması ve yorumlanması bakımından sosyal bir olgu biçimini de almaktadır. Toplumun sosyal yönünü kavrayabilmek, bu bağlamda hayat bulan önemli konuların günlük dildeki karşılıklarını incelemekten ve bu söylemlerin arka planını oluşturan faktörleri analiz ederek toplumdaki kolektif yargıları anlamaktan geçmektedir. Bu amaçla, verilerin toplanmasında bir nitel araştırma yöntemi olan derinlemesine görüşme yönteminden, araştırma bulgularının analizinde ise fenomenolojik analizden faydalanılmıştır. Ruh sağlığına ilişkin sosyal temsiller keşfedilerek, ruh sağlığının hangi anlamlandırma süreçlerinden geçtiği ve hangi bilgi kaynağının sosyal yaşamda daha baskın olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Bu araştırmanın katılımcı grubunu, farklı sosyal çevrelerde yaşayan ve farklı meslek gruplarından ruh sağlığına dair uzmanlık bilgisi olmadığı düşünülen 10 birey oluşturmaktadır. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular incelendiğinde, ruh sağlığına ilişkin sosyal temsillerde; psikoloji, din ve kültür kaynaklı bilgilerin kaynaşmış halde olması dikkat çekmektedir. Bu kaynaşma, toplumu oluşturan bireylerin ruh sağlığına yönelik algı, tutum, kanaat ve yaklaşım belirleme süreçlerinde; kendisini damgalama-etiketleme, ruh sağlığı sorunlarını şiddetle ilişkilendirme ve bilim dışı tedavilere yönelme şeklinde hissettirmektedir. Uzmanlık bilgisine sahip olmayan katılımcı grubu, karma cevaplar ile ruh sağlığını açıklamayı tercih etmektedirler. Ruh sağlığı, halk arasında da bilimsel zemine benzer şekilde somut olarak gözlenebilen yanlarıyla, en çok davranışlar ve duygular ekseninden açıklanmıştır. Bilimsel bağlamda da karşılık bulan bir başlık olarak, normal-anormal davranışların katılımcılar tarafından değerlendirilmesinde daha çok kişisel deneyimler etkili olmaktadır. Duygular ise olumlu-olumsuz uçlar içinde açıklanma imkanı bulmaktadır. Ruh sağlığı bilgisinin değişiminde ve dönüşümünde, kültürel etkinin en yoğun gözlemlendiği sosyal çevre olarak aile, ön plana çıkmaktadır. Sonuç olarak; ruh sağlığının bir olgu olarak anlam kazanmasında, sosyal temsillerin sıkça kullanıldığı, ruh sağlığına ilişkin açıklamalarda ise hem gündelik bilginin hem de bilimsel bilginin ortaklığında yeni bir bilgi biçiminden söz edilebilir.
  • Öğe
    Beliren yetişkinlerin sharentıng yaşantılarına ilişkin görüşleri: Nitel bir çalışma
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Cansızlar, Mustafa Maruf; Şahin, Ekrem Sedat
    Ebeveynlerin çocukları hakkındaki kişisel bilgileri, fotoğraf ve video gibi görselleri sosyal medyada paylaşma davranışı 'sharenting' olarak tanımlanmaktadır. Bu ifade "Share''(paylaşmak) ve "Parenting''(ebeveynlik) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir. Ebeveynlerinin sosyal medya paylaşımlarında yer alan çocukların dijital ayak izlerinin onların gelecekteki istihdamları ve akademik hayatlarında uzun vadeli sonuçları olabileceği vurgulanmaktadır. Ebeveynler çocuklarının rızasını alsalar dahi bu paylaşımlar çocukları tarafından onaylanmayabilir. Sharenting konusunda bugüne kadar yapılan araştırmalar, esas olarak ebeveynlerin paylaşma güdülerine ve çevrimiçi olarak paylaştıkları içeriklere odaklanmıştır. Fiziksel mahremiyetin ve ebeveyn müdahaleciliğinin ebeveynle ilişkilerde belirleyici rol oynadığı beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin ebeveynlerinin sharenting davranışına yönelik deneyimleri ve bu olgunun onların geleceklerini (istihdam ve dijital ayak izi gibi) nasıl etkileyebileceğine yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı ebeveynlerinin sharenting davranışına maruz kalan beliren yetişkinlerin yaşantılarını bütüncül bir yaklaşımla ve ayrıntılı bir biçimde incelemek ve betimlemektir. Nitel araştırma desenine göre tasarlanan bu çalışmada fenomenoloji (olgu bilim) yöntemi kullanılarak bireysel ve odak grup görüşmeleri aracılığıyla beliren yetişkinlerin sharenting deneyimlerine ilişkin veri toplanmıştır. Katılımcıların sharenting davranışına maruz kalma deneyimlerine ilişkin görüşleri analiz edilerek temalar, alt temalar ve kategoriler oluşturulmuştur. Beliren yetişkinlerin sharenting deneyimine yönelik hissettikleri, algıladıkları ebeveyn motivasyonları, sharenting davranışına karşı baş etme yöntemleri, ebeveynlerinden beklentileri ve bu yeni olgunun geleceklerine etkisine ilişkin bulgular tartışılmış; araştırmacılara ve uygulamacılara önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Kimlik stillerinin olumsuz üst bilişsel farkındalık düzeyiyle olan ilişkisinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Kaygusuz, Mustafa; Morsünbül, Ümit
    Üst biliş sistemi, insanın bilişsel süreçlerinin uyuma yönelik ve işlevsel olarak faaliyet göstermesinde önemli rol oynamaktadır. Bu sistemde meydana gelen bir sapmanın psikopatolojinin oluşumunda ve gelişiminde etkili olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı kimlik stillerinin olumsuz üst bilişsel farkındalık düzeyiyle olan ilişkisini incelemektir. Araştırmada kullanılan üst biliş ölçeği işlevsel olmayan üst bilişi ölçmektedir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde farklı türdeki liselerde öğrenim gören, yaşları 13 ile 17 arasında olan 189 kadın ve 163 erkek toplam 352 katılımcı oluşturmuştur. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Kimlik Stilleri Ölçeği" ve "Üst Biliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu" uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır Araştırmadan elde edilen veriler SPSS paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Kimlik stillerinin olumsuz üst bilişle ilişkisini ortaya koymak amacıyla pearson korelasyon analizi; kimlik stilerinin olumsuz üst bilişleri yordayıp yordamadığının belirlenmesi amacıyla da çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bu doğrultuda kimlik stillerinin olumsuz üst bilişleri yordadığı bulunmuştur. Bilgi yönelimli kimlik stilinin üst biliş ölçeğini ve tüm alt boyutlarını anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Norm yönelimli kimlik stilinin üst biliş ölçeği ve alt boyutlarını anlamlı olarak yordamadığı bulunmuştur. Kaçınma yönelimli kimlik stilinin olumsuz üst endişeler; batıl inançlar ceza ve sorumluluk inançları alt boyutlarını ve üst biliş ölçeğini anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Araştırmanın diğer alt amaçları doğrultusunda yapılan t testi sonuçlarına göre kimlik stillerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı ancak üst biliş ölçeği ve ölçeğin bazı alt boyutlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Yapılan anova ve post hoc testleri sonuçlarına göre kimlik stilleri ve üst biliş ölçeklerinden alınan puanlarla katılımcıların öğrenim gördükleri okul türüne göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
  • Öğe
    Üniversite öğrencilerinin aşk tutumlarının bağlanma ve kimlik stilleri açısından incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Arı, Çağlar
    Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin aşk tutumları ile bağlanma ve kimlik stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu Sütçü İmam Üniversitesinde öğrenim gören 18-29 yaş arasında olan 397 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Kimlik Stilleri Ölçeği-5 ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Grup T Testi, Çoklu Regresyon Analizi ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre erkek katılımcılar oyun gibi aşk ve özgeci aşkta kadın katılımcılara kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar elde etmişlerdir. İlişkisi olan katılımcıların, ilişkisi olmayan katılımcılara kıyasla tutkulu aşk, oyun gibi aşk, arkadaşça aşk ve özgeci aşkta anlamlı düzeyde yüksek puanlar elde ettikleri ortaya çıkmıştır. Korelasyon sonuçlarına göre; kaygılı bağlanma ile oyun gibi, arkadaşça, mantıklı, sahiplenici ve özgeci aşk arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Kaçıngan bağlanma ile tutkulu aşk, arkadaşça aşk ve özgeci aşk arasında negatif yönde; mantıklı aşk ile pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Kaçınma yönelimli kimlik stili ile oyun gibi aşk, arkadaşça aşk, mantıklı aşk, sahiplenici aşk ve özgeci aşk arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bilgi yönelimli kimlik stili ile tutkulu aşk, arkadaşça aşk ve mantıklı aşk arasında pozitif yönde; oyun gibi aşk arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Norm yönelimli kimlik stili ile tutkulu aşk, oyun gibi aşk, arkadaşça aşk, mantıklı aşk, sahiplenici aşk ve özgeci aşk arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucunda ise bireylerin bağlanma ve kimlik stillerinin aşk tutumları üzerinde etkisinin olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Üniversite öğrencilerinin fonksiyonel olmayan tutumları, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Bölükbaş, Selin; Gündoğdu, Rezzan
    Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin fonksiyonel olmayan tutumları, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu Aksaray Üniversitesinde öğrenim gören 414 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri, Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Grup T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin fonksiyonel olmayan tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri cinsiyete göre, stresle başa çıkma tutumlarından iyimser yaklaşım ise cinsiyet ve yaşa göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Fonksiyonel olmayan tutumlar ile stresle başa çıkma tutumlarından kendine güvenli yaklaşım, sosyal destek arama ve bilişsel esneklik arasında negatif yönde, fonksiyonel olmayan tutumlar ile stresle başa çıkma tutumlarından boyun eğici yaklaşım ve çaresiz yaklaşım arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik ile stresle başa çıkma tutumlarından çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım arasında negatif, bilişsel esneklik ile stresle başa çıkma tutumlarından iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
  • Öğe
    Romantik ilişkilerde partner şiddetine maruz kalan kadınların şiddete ilişkin algılarının incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Bedir, Yunus; Gündoğdu, Rezzan
    Bu araştırmanın amacı romantik ilişkilerde partner şiddetine maruz kalan kadınların şiddete ilişkin algılarının incelenmesidir. Çalışmanın araştırma grubunu romantik ilişkisinde partneri tarafından şiddet görmüş ve yaşları 18 ile 35 arasında değişen toplam 20 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı kapsamında veri toplama aracı olarak katılımcılara "Onay Formu", "Kişisel Bilgi Formu" ve "Yarı Görüşme Formu" uygulanmıştır. Araştırmaya katılan katılımcılardan elde edilen bilgiler deşifre edilerek yazılı metin haline getirilerek nitel veri elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde nitel araştırmalarda kullanılan nitel veri analiz yöntemlerinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların maruz kaldığı şiddetin, ilişki doyumunu olumsuz etkilediği; ilişkide ortaya çıkan problemlerde katılımcıların birçoğunun problem çözme stratejisi olarak partneriyle iletişim kurmayı seçtiği; en çok maruz kalınan ve en yaralayıcı şiddet türünün psikolojik şiddet olduğu; şiddetin ortaya çıkma nedeni olarak yetiştirilme tarzı, kıskançlık, kültürel çatışma ve düşük ekonomik düzey olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın bulguları literatür ışığında tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Eylem kimlikleme düzeyi ile bireycilik-toplulukçuluk boyutlarının öz-kontrolü yordaması
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yılmaz Arslan, Nur Banu; Uçar, Mehmet Ertuğrul
    Öz-kontrol bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını, kendi benliğine ve çevresine uyumlu olabilecek şekilde denetlemesidir. Eylem kimlikleme bireyin eylemlerini anlamlandırması ve adlandırması sürecidir. Birey tarafından bir eylem, yüksek ya da düşük düzeyde kimliklenebilir. Yüksek düzeyde kimliklenen eylemler birey tarafından daha fazla önem arz ederken, düşük düzeyde kimliklenen eylemler birey için daha değersizdir. Bireycilik, bireyin biricik ve özerk olduğu kültür boyutudur. Bireyci kültürü benimseyen bireylerde bağımsızlık ön plandadır. Toplulukçuluk ise bireyin içerisinde bulunduğu gruba sadık ve bağımlı hissettiği kültür boyutudur. Toplulukçu kültürü benimseyen bireylerde ise karşılıklı bağımlılık ön plandadır. Kağıtçıbaşı'nın modelinde kültürlerin etkisiyle benlik yapılarının şekillendiği ve benlik yapılarının kültürel farklılardan etkilendiği savunularak Türk kültüründeki benlik yapıları; özerk, ilişkisel ve özerk ilişkisel olarak üç başlıkta ele alınmıştır. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, eylem kimlikleme ve bireycilik toplulukçuluk boyutlarının öz-kontrolü yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma grubunu Türkiye'de öğrenim gören 424'ü kadın, 124'ü erkek toplam 548 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla Kısa Öz-Kontrol Ölçeği, Davranış Kimlikleme Formu ve Özerk İlişkisel Benlik Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların cinsiyet, okudukları bölüm ve okudukları sınıf düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde ikiden fazla grupların karşılaştırılması için tek yönlü varyans analizi, ikili grupların karşılaştırılması için t-testi; değişkenler arasındaki yordama ilişkilerinin belirlenmesi için ise Pearson çarpım-moment korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre öz-kontrol düzeyinin ve bireycilik toplulukçuluk alt boyutları olan ilişkisel benlik ile özerk ilişkisel benlik boyutlarının cinsiyete göre farklılaştığı tespit edilmiş, eylem kimlikleme düzeyinin ise cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaşmadığı saptanmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre bireycilik toplulukçuluk boyutları ve öz kontrolün öğrencilerin okudukları bölümlere göre anlamlı olarak farklılaşmadığı yalnızca eylem kimlikleme düzeyinin sayısal, sözel ya da eşit ağırlık bölümlerinde okumaya göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca eylem kimlikleme düzeyi, bireycilik toplulukçuluk boyutları ve öz kontrolün öğrencilerin okumakta oldukları sınıf düzeylerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı saptanmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucunda eylem kimlikleme düzeyinin ve bireycilik toplulukçuluk alt boyutlarından özerk ilişkisel benliğin öz-kontrolü anlamlı bir biçimde yordadığı görülmektedir.
  • Öğe
    Üniversite öğrencilerinde aleksitimi, duygu gereksinimi, kendini ayarlama, kimlik ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Südemen, Merve; Uçar, Mehmet Ertuğrul
    Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde aleksitimi, duygu gereksinimi, kendini ayarlama, kimlik ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışmanın araştırma grubunu, Aksaray Üniversitesi'nde 2020-2021 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören 482 (334 kadın/ 148 erkek) ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama türünde nicel bir araştırmadır. Kullanılan ölçme araçları; Toronto Aleksitimi Ölçeği, Duygu Gereksinimi Ölçeği, Gözden Geçirilmiş Kendini Ayarlama Ölçeği, Kimlik Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği'dir. Araştırma, SPSS ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, üniversite öğrencilerinin aleksitimi ile duygu gereksinimi ve kendini ayarlama becerisi arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişkisi olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak, aleksitimi ile kimlik arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, aleksitimi ile sosyal medya bağımlığı arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Suriyeli mülteci öğrencilerin Türkiye'de kültürlenme düzeyleri, kültürleşme stresleri ve kolektif benlik saygıları arasındaki ilişkiler
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Keleş, Fadim Büşra; Uçar, Mehmet Ertuğrul
    Yeryüzü üzerinde yaşamlarını sürdüren insanlar bugüne kadar çok farklı sebeplerle bulundukları yerleri değiştirmek zorunda kalmışlardır. Gönüllü ya da zorunlu olarak meydana gelen bu yer değişikliği sonucunda bireyler yeni bir kültür, yeni bir dil, yeni gelenekler gibi farklı durumlar ile karşılaşmışlardır. Bu durumlar karşısında bireyler olumlu ya da olumsuz olarak yeni gelinen toplumun özelliklerinden de etkilenerek kendilerine bir kültürlenme stratejisi belirlemişlerdir. Araştırmanın genel amacı farklı bir kültürden gelmiş olan ve geçici koruma altına alınmış Suriyeli mültecilerin kültürlenme tercihlerini, kültürleşme stresleri ve kolektif benlik algıları arasındaki ilişkileri çeşitli değişkenler açısından anlamlı biçimde yordayıp yordamadığını tespit ederek alana katkı sağlamak, geçici koruma altına alınmış mülteciler ile ilgili müdahale programlarında rehber olmak ve sonraki çalışmalara yol gösterici olabilmektir. Çalışmanın araştırma grubunu Suriye'den Türkiye'ye göç etmiş 13-18 yaş aralığındaki Geçici Eğitim Merkezleri, Anadolu Liseleri ve İmam Hatip Liselerinde eğitimlerine devam eden 282 tane öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için kişisel bilgi formu, kültürlenme ölçeği Berry (1989), kültürleşme stresi ölçeği Sandhu ve Asrabadi (1994), kolektif benlik saygısı ölçeği Luhtanen ve Crocker (1992) ve algılanan stres ölçeği Cohen, Kamarck & Mermelste (1938) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Grupları sağlayan değişkenlerin dağılımlarının istatistiksel olarak manidar olup olmadıklarını test etmek amacıyla uygun yerlerde T-testi, tek yönlü anova ve çift yönlü anova uygulanmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre kolektif benlik saygısı, kültürleşme stresi ve algılanan stres değişkenleri üçü birlikte, kültürlenme tercihlerinden ayrılmayı anlamlı biçimde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca kolektif benlik saygısı ve kültürleşme stresi ile birlikte asimilasyonu anlamlı biçimde yordadığı algılanan stresin ise anlamlı olarak yordamadığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler arasında ise ülkede ikamet etme süresinin, eğitime devam edilen kurumun, cinsiyetin ve daha önceden yaşanılan yerin anlamlı yordayıcılar olduğu bulunmuştur.
  • Öğe
    Ana babadan algılanan psikolojik kontrolün ve mizacın strese verilen tepkiler üzerindeki etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Yazar, Bilal; Morsünbül, Bilal
    Bu araştırmanın amacı ergenlerde ana babadan algılanan psikolojik kontrol ve mizaç ile strese verilen tepki arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın araştırma grubunu Türkiye/Diyarbakır ve Nevşehir illerinde ortaokul kurumlarına devam eden ve yaşları 11 ile 15 arasında değişen toplam 317 (181 kız, 136 erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları; Psikolojik Kontrol Ölçeği, Davranışsal İnhibisyon Sistemi/ Davranışsal Aktivasyon Sistemi Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği' dir. Araştırmanın analizleri SPSS ve LISREL aracılığıyla yapılmıştır. Araştırma bulguları; ana babadan algılanan psikolojik kontrol ile strese verilen tepki arasında pozitif ve negatif yönde ilişki olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda ana babadan algılanan psikolojik kontrolün çaresiz yaklaşımı pozitif yönde yordadığı; babadan algılanan psikolojik kontrolün ise kendine güvenli ve iyimser yaklaşımları negatif yönde yordadığı görülmüştür. Mizaç ile strese verilen tepki arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu ve mizacın manidar yordayıcı olduğu görülmüştür. Son olarak araştırmanın bulguları alan yazın göz önünde bulundurularak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Ergenlerde psikolojik sağlamlık ile yalnızlık arasındaki ilişkinin incelenmesi: Sosyal kaygının aracı rolü
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Çetin, Pınar; Morsünbül, Ünmit
    Bu araştırmanın amacı ergenlerde psikolojik sağlamlık, sosyal kaygı ve yalnızlık arasındaki doğrudan ilişkileri ve sosyal kaygının psikolojik sağlamlık ile yalnızlık arasındaki ilişkiye aracılık edip etmediğini incelemektir. Çalışmanın araştırma grubu Türkiye/Denizli ilindeki ortaöğretim kurumlarına devam ve yaşları 14 ile 18 arasında değişen toplam 526 (258 kadın / 268 erkek) lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, mevcut araştırma ilişkisel tarama modeli ışığında yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan ölçme araçları; UCLA Yalnızlık Ölçeği, Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'dir. Araştırmanın analizleri SPSS ve AMOS programları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, psikolojik sağlamlığın sosyal kaygı ve yalnızlık ile negatif yönde ve sosyal kaygının ise yalnızlık ile pozitif yönde anlamlı ilişki içinde olduğunu göstermiştir. Ayrıca, araştırma sonucu ergenlerde psikolojik sağlamlık ile yalnızlık arasındaki ilişkide sosyal kaygının tam aracılık rolünü üstlendiğini göstermiştir. Son olarak, araştırmanın bulguları literatür ışığında tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Üniversite öğrencilerinde saldırganlık ile kimlik statüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Kaya, Bilal; Gündoğdu, Rezzan
    Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin saldırganlık ile kimlik statüleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Aksaray Üniversitesi'nde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören yaşları 18- 25 arasında değişen 526 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ' Ego Kimlik Süreci Ölçeği' ve 'Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada bağımsız gruplar için t testi, Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi, regresyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlılık ilişkisi yönünü belirlemek amacıyla Post Hoc testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, saldırganlık boyutunda cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kimlik oluşum süreçlerinden yalnızca keşif ile saldırganlık alt boyutlarından sadece sözel saldırganlık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bunun yanında kimlik oluşum süreçlerinden keşif boyutunun sözel saldırganlığı açıkladığı bulunmuştur. Son olaraktan saldırganlık alt boyutlarından olan fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, düşmanlık ve öfke düzeylerini kimlik statülerinden olan başarılı, bağımlı, kararsız ve kargaşalı kimlik statülerinin göre anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda sözel saldırganlığın kimlik statülerine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu anlamlı farklılığın yönünü belirlemek amacıyla Post Hoc testlerinden Tukey testine göre sözel saldırganlık boyutuna göre başarılı ile kargaşalı kimlik statüleri, bağımlı ile kararsız kimlik statüler ve kararsız ile kargaşalı kimlik statüleri arasında anlamlı şekilde farklılaşma olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
  • Öğe
    Mahremiyet algısı üzerine bir çalışma: Ölçek geliştirilmesi ve mahremiyet algısının benlik kurguları ile ilişkisinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Özdemir, Şeyda Nur; Uçar, Mehmet Ertuğrul
    Mahremiyet, hem bireylerin hem de grupların kendilerine erişim konusunda düzenleme yaptıkları ve bu erişimin kontrolünü sağladıkları bir sistemdir. Birey kendisine dair ne kadar bilgi paylaşımı yapıp yapmadığının kararını vererek mahremiyet algısını ortaya koymaktadır. Westin'in ifade ettiği şekliyle mahremiyet, kişinin yalnız kalabildiği, iletişimde olacağı insanlara, mekanlara, iletişimin içeriğine kendi karar verebildiği bir haktır. Ayrıca mahremiyete duyulan ihtiyacın evrensel olduğu ve bu ihtiyacın süreklilik arz ettiğini düşünülmektedir. Mahremiyet ihtiyacını karşılayan birey kendi kimliğine ve bireyselliğine katkıda bulunma fırsatı elde etmiştir (Margulis, 2005). Westin'in kuramsal yaklaşımı ışığında mahremiyet alt boyutlarına bakıldığında dört boyut öne çıkmaktadır. Bunlar; yalnızlık, anonimlik, sıcak-yakın ilişki, kendini sakınma (kendini açmaktan sakınma)dır (Margulis 2011'den akt. Semiz Türkoğlu, 2018). Bu çalışmanın temel amacı mahremiyet algısını ölçecek bir ölçek geliştirerek kültürel bir yansıma olan benlik kurguları ile ilişkini ölçmek; mahremiyet algısının alt boyutlarını çerçevelendirerek, mahremiyet ihtiyacının da sınıflandırılmasına ve bu konuda farkındalığı artan bireyin mahremiyet ihtiyacını karşılayarak bireysel kimliğine katkı sağlamasına yardım etmektir. Üniversite öğrencilerinde mahremiyet algısını ölçmek için kuramsal temel ve alan yazınından hareketle Anonimlik İhtiyacı, Kişisel Bilgileri Koruma İhtiyacı, Sıcak Yakın Olma İhtiyacı, Yalnızlık İhtiyacı ölçeklerini geliştirmek amacı ile alan yazını taranmış öğrenciler ile yapılan kısa görüşmeler çözümlenmiş ve uzman kişilerin görüşleri alınarak madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan madde havuzu iki Eğitim Psikolojisi, bir Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Uzmanı, bir Ölçme Değerlendirme Uzmanı ve bir Türk Dili Edebiyatı Uzmanına sunularak uzman görüşü alınmıştır. Uzmanlardan gelen geri bildirim ve öneriler doğrultusunda ölçeklere son şekli verilmiştir. Aksaray ilinde 2018-2019 yılında öğrenim görmekte olan ve çalışmaya gönüllü katılan 224 lisans öğrencisi üzerinde uygulama yapılarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Yapılan araştırma ilişkisel tarama modeline dayanılarak yapılmıştır. Araştırma Anonimlik İhtiyacı, Kişisel Bilgileri Koruma İhtiyacı, Sıcak Yakın Olma İhtiyacı, Yalnızlık İhtiyacı değişkenlerinin ilişkisel, özerk, özerk-ilişkisel benlik biçimlerini yordama güçlerinin nedensel karşılaştırmalı bir araştırmadır. Araştırmada, ilgili değişkenlerin yabancılaşma düzeyi üzerine olan etkilerinin gösterildiği bir yapısal eşitlik modeli geliştirilip bu model test edilmiştir. Çalışma sonunda mahremiyet algısı 4 alt boyutta incelenerek kişinin benlik kurgularından olan özerk benliği arttıkça kişisel bilgilerini saklama ihtiyacının azaldığı ancak özel alana olan ihtiyacının arttığı görülmektedir. Bireyde özerk-ilişkisel benlik arttıkça sıcak-yakın olma ihtiyacının da arttığı fakat duygusal olarak açılmadan kaçınmanın azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireydeki ilişkisel benlik arttıkça anonimlik ve açılmadan kaçınma ihtiyacı azalırken sıcak-yakın olma ihtiyacının arttığı verileri elde edilmiştir.