Kafkaesk eleştirinin dört parmak uza(n)dığı bir kuyu: beni kör kuyularda

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2020

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Akademisyenler Birliği Derneği

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Hasan Ali Toptaş, Beni Kör Kuyularda adlı yapıtında, daha önceki yazılarında olduğu gibi dili merkeze alan bir anlayışla hareket ederken toplumun tepkisizliğine, insanlığın yitirilişine ve kurumların kokuşmuşluğuna derin bir eleştiri yapmıştır. Alegorik bir anlatım tarzını tercih eden Toptaş, söz sanatlarına geniş yer vermesiyle, roman dilini büyük ölçüde bir şiir diline çevirmiştir. Bu çalışmada Hasan Ali Toptaş’ın Beni Kör Kuyularda adlı eseri, roman sanatı ve Toptaş’ın eleştirisini yaptığı toplumsal sorunlar ekseninde irdelenmeye, hermeneutik yöntemle değerlendirmeler yapılmaya çalışılırken, Toptaş’ın dönüp dolaşıp okumaktan vaz geçemediği Kafka ve Milan Kundera’nın roman öğretileri kılavuz kabul edilmiştir. Bu çalışmanın ana konusu olan Beni Kör Kuyularda adlı eser, Toptaş’ın diğer birçok eserinde olduğu gibi postmodern unsurlar barındırmakta ve/fakat bununla birlikte insanlığın ölümü konusundaki eleştirel söylem romanda yer alan diğer unsurların ötesine geçmektedir. Nasıl ki Kafka’nın Dönüşüm adlı eserinde böceğe dönüşen Samsa’nın durumu sıradan hayatın gerçekliği içinde bir yerlere yerleştirilmişse, Hasan Ali Toptaş’ın Beni Kör Kuyularda adlı eserinde de Güldiyar’ın gözünden dökülen taşlar romanın kendi gerçekliği içinde normalleşir. Bununla birlikte yazar, okuyucuyu gerçek-kurmaca çelişkisi içinde aktif tutmayı da ihmal etmez. Eserde, özellikle son yıllarda dev bir dalga gibi büyüyen seyir merakı Hasan Ali Toptaş tarafından oldukça yetkin bir dille anlatılmış, eleştirilmiştir. Hasan Ali Toptaş, Beni Kör Kuyularda’da gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği bütüncül bir dünya oluşturmuş ve bu dünyanın içinden yalnızca seyrederek ilkel bir yaşam sürdüren büyük kalabalıkları; kişiliksizliğin, birey olamayışın neden olduğu kurumsal yozlaşmaları evrensel bir ideolojik bakış ve dille yermiştir. Toptaş’ın eleştirirken takındığı Kafkaesk tavır, dili kullanırken aradan çekilir ve dil bir sanat malzemesine dönüştürülür.
In his novel Beni Kör Kuyularda, Hasan Ali Toptaş provides an extensive criticism of the inertia of the society, the loss of humanity in it and the rottenness of its institutions, building on a framework of understanding that is centered around language similar to his previous writings. Toptaş, who is known for an allegorical narrative style, turns the language of this novel into a language of poetry with the help of the wide range of speech arts he employes. In this paper, Hasan Ali Toptaş’s novel Beni Kör Kuyularda is examined in the context of the art of novel and the social problems criticized by Toptaş with evaluations deriving from the Hermeneutic method and with the guidance of the teachings of Kafka and Milan Kundera, who Toptaş could never resist rereading. Beni Kör Kuyularda, the main topic of this paper, contains postmodern elements like Toptaş’s many other works, however, the critical discourse on the death of humanity goes well beyond other elements in the novel. Similar to the way in which Samsa, who turns into an insect in Kafka’s The Metamorphosis, is placed within the reality of ordinary life, the stones pouring from Güldiyar’s eyes in Hasan Ali Toptaş’s Beni Kör Kuyularda are normalized within the reality of the novel. However, the author keeps the reader’s attention active in a game of contradiction between reality and fiction. Toptaş competently elaborated on and harshly critized the public hysteria about watching the events of other people’s life, which has grown into a giant wave in recent years. Using a universal ideological outlook and language, Hasan Ali Toptaş, in addition to creating a holistic world where reality and fiction are intertwined, heaps scorn on the giant crowds that lead a primitive life with nothing other than passive attention and the institutional degeneration caused by the absence of personal integrity and individual existence. The Kafkaesque attitude that Toptaş takes when he criticizes the society is obscured in his use of language: he turns language into a material of art.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kafkaesk, alegori, toplumsal eleştiri, Kafkaesque, Social Criticism, Allegory

Kaynak

Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

24

Sayı

2

Künye