Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Gülşehir Karacaşar ve Çat (Nevşehir) civarında jeotermal alanların tektonik çizgiselliklerle ilişkisi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Bozkurt, Nimetullah; Demircioğlu, RamazanÇalışma alanı,Nevşehir ili Merkez- Karacaşar ve Merkez-Çat Kasabası sınırlarında yer alan, yaklaşık, 250 km2 lik alanı kapsamaktadır. Çalışma alanında, temelde, Paleozoyik yaşlı metamorfitlerden oluşan Kırşehir Masifi, çalışma sahası içinde gözlenmez. Çalışma sahası içerisindeki en yaşlı birim, Kırşehir masifinin üzerinde tektonik dokanakla gelen Yeşilhisar Ofiyoliti ve bunları kesen Üst Kretase yaşlı Orta Anadolu Granotoyidleri ile yine aynı yaştaki Karahıdır volkanitleridir. Temeldeki bu birimlerin üzerine Eosen yaşlı Karakepez bazaltları ile bol fosil içeren killi kireçtaşlarından oluşan Çayraz formasyonu uyumsuzlukla gelir. Eosen birimlerini Oligosen yaşlı kırıntılardan oluşan Mezgit formasyonu örter. Bunlar üzerine, Üst Miyosen yaşlı Ürgüp formasyonu uyumsuz olarak gelir. Bunların üzerine Pliyosen yaşlı Erdaşdağ andezitleri, Kızılkaya ignimbiriti ve Oyludağ bazaltı gelir. Alttaki birimleri uyumsuzlukla üzerleyen Kuvaterner yaşlı birimler, riyolitik lavlar ve piroklastiklerden oluşan Acıgöl volkanitleri ve bazaltik lav ve cüruflardan oluşan Suvermez volkanitlerinden oluşur. Alüvyonlar, sahada yüzeyleyen en genç birimlerdir. Jeotermal enerji kaynaklarının araştırılmasının amaçlandığı bu çalışmada,arazi çalışmaları ile jeotermal alanların, uzaktan algılama ile elde edilen çigiselliklerle ilişkisi, ayrıca yapılan jeofizik ve toprak gazı ölçümleri ile jeotermal kaynağın olabilirliği belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda, tektonik çizgisellikler ile arazi ve jeofizik çalışmalarının uyumlu olduğu belirlenmiştir.Öğe Geyve (Sakarya) civarında ağır metal zenginleşmeleri: Toprak ve dere sedimanı jeokimyası çalışmaları(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Durgun, Mehmet Barış; Demirela, Gökhan; Terzi, Mustafa HaydarBu çalışmanın amacı, toprak ve dere sedimanlarındaki ağır metal zenginleşme/ kirlilik seviyelerini, olası zenginleşme kaynaklarını ve kökenlerini hem jeojenik hem de antropojenik perspektiflerden değerlendirmektir. Bu amaçla, Celaller sahasından 719 adet ve Kamışlı sahasından 1317 adet toprak örneği, drenaj sistemlerinden 133 adet dere sedimanı ve çalışma alanında yüzeyleyen kayaç mostralarından 30 adet kayaç örneğinin ağır metal içerikleri tespit edilmiştir. Ayrıca sondaj çalışmaları sırasında Celaller sahasındaki S-1, S-2 ve S-3 sondajlarından alınan 651 adet ve Kamışlı sahasındaki D-1, D-2 ve D-3 sondajlarından alınan 745 adet karot örneğinin litolojik ve jeokimyasal özellikleri belirlenerek karşılaştırmalara dahil edilmiştir. Toprak ve dere sedimanı örneklerindeki ağır metal içeriklerinin kirlilik riski seviyelerini değerlendirmek amacıyla kirlenme derecesi ve kirlilik yük indeksi değerleri hesaplanmış ve mekânsal dağılım haritaları oluşturulmuştur. Celaller sahası topraklarında orta ile yüksek derece arasında, Kamışlı sahası topraklarında orta derecede kirlilik varlığı belirlenmiştir. Dere sedimanı için yapılan hesaplamalarda ise orta derecede kirlilik gösteren örneklerin varlığı ortaya konulmuştur. Celaller toprak örneklerinde arsenik ve kurşun ile kobalt ve nikel arasında kuvvetli pozitif korelasyon, Kamışlı toprak örneklerinde kobalt ve nikel arasında kuvvetli pozitif ile bakır ve çinko arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir. Dere sedimanı örneklerinde ise ağır metaller arasındaki korelasyonlar çok belirgin değildir. Hiyerarşik küme analizi Celaller'de istatistiksel olarak anlamlı olan Co-Ni, Cu-Zn-V ile As-Pb ana kümelerini, Kamışlı'da Cu-Ni-V ile Cu-Zn-Pb-As ana kümelerini ve dere sedimanı örneklerinde ise Co-Ni ile Cu-Pb-V-As-Zn ana kümelerinin varlığını ortaya koymuştur. Bu çalışmalar ışığında belirli alanlardaki toprak örneklerinde arsenik, bakır, kurşun, vanadyum ve çinko zenginleşmelerinin antropojenik kaynaklardan ziyade jeojenik kaynaklar ile ilişkisi ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kobalt ve nikel zenginleşmelerinin daha çok serpantinitler ile kökensel ilişkisi olduğu ortaya konulmuştur.Öğe Ören- Uğurlu (Seydikemer-Muğla) arasında Eşen Çayının su kalitesi ve dip sedimentlerindeki ağır metal içeriğinin belirlenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Sert, Hayri; Güllü, ÖzlemÇalışma, Muğla İli Seydikemer İlçesi'nde bulunan Eşen Çayı'nın su kalitesi ve sedimentlerindeki ağır metal içeriklerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Yapılan su analizlerinden elde edilen sonuçlar Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne göre Cu ve Zn için I. sınıf, Pb için II. sınıf, Cr için IV. sınıf, Ni için I., II. ve III. sınıf su kalite sınıfında olduğu belirlenmiştir. Suların ağır metal içerikleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (USEPA)'nın referans değerlerine göre ise Cu, Zn ve Pb metal konsantrasyonlarının daha düşük olması nedeniyle daha iyi, Cr konsantrasyonun referans değerin üzerinde olması nedeniyle de orta kalitede su özelliğinde olduğu tespit edilmiştir. Sedimentlerden yapılan analizlerde ağır metal (Cu, Cr, Zn, Pb ve Ni) konsantrasyonlarına bağlı Zenginleşme Faktörü (EF)'ne göre düşük, orta boyutta, orta derece şiddetli, şiddetli zenginleşme ve çok şiddetli zenginleşmeler belirlenmiş olup çalışma kapsamında belirlenen Kirlenme Faktörü (CF)'ne göre düşük, orta derecede, önemli boyutta ve yüksek derecede kirlenme tespit edilmiştir. Kirlilik Yük İndeksi (PLI)'ne göre değerlendirildiğinde tüm noktaların S6 noktası ve S20 hariç kirlenmiş bölge olduğu görülmektedir. Jeoakümülasyon İndeksi'ne (Igeo) göre yapılan değerlendirmede ise tüm örnekleme noktalarında her iki dönemde de kirlenmemiş-orta derece kirli bölge sınıfında yer aldığı belirlenmiştir. Sedimentlerin Ekolojik Risk Faktörü'ne (Er) göre yapılan değerlendirmesinde ise yağışlı ve kurak dönemlerde Cu, Cr, Zn ve Pb ağır metallerinde her örnekleme noktasında düşük ekolojik risk; Ni için ise yağışlı dönemde S1 (referans noktası) noktasında orta ekolojik risk ve S17 noktasında önemli ekolojik risk olarak belirlenmiştir. Ni ağır metali kurak dönemde de S17 noktasında yüksek ekolojik riske; S18 noktasında da orta ekolojik riske yükselmiştir. Cu, Cr, Zn, Pb ve Ni ağır metallerine bağlı hesaplanan Potansiyel Ekolojik Risk İndisi'ne (PERI) göre S17 noktası hariç tüm noktalarda düşük ekolojik risk belirlenmiştir.Öğe Eskil ovasındaki yeraltı su kaynaklarının hidrojeokimyasal özellikleri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Balaban, Sümeyya Gül; Kavurmacı, Mustafa MuratBu çalışmada Eskil (Aksaray) ovasındaki yeraltı su kaynaklarının hidrojeolojik ve hidrokimyasal özellikleri araştırılmıştır. Çalışma alanı Tuz Gölü'nün güneyinde yer alır. Araştırma kapsamında bölgenin jeolojik, tektonik ve stratigrafik özellikleri de incelenmiştir. Çalışma alanının temelinde Orta Anadolu Kristalen Kompleksi kaya birimi yer almaktadır. Çalışma alanındaki akiferleri oluşturan en önemli birimler Paleozoyik yaşlı Orta Anadolu Metamorfitlerine ait mermerlerdir. Bu birim içerisinde düşey yönde gelişen faylı, kırıklı ve karstik-boşluklu kesimler hidrojeolojik açıdan yüksek bir geçirimlilik yaratmıştır. Üst Kretase dönemine ait Orta Anadolu Granitoyidleri geçirimsiz olmasına rağmen alterasyon nedeniyle kırılganlaşmıştır. Bu birimler faylı ve kırıklı üst kuşaklarda geçirimli olup bölgede zayıf akifer sistemleri oluşturmaktadır. Kuvaterner yaşlı konglomera ve kumtaşı tabakaları geçirgen özelliğe sahiptir. Yeraltı sularının hidrojeokimyasal özelliklerini araştırmak için Ekim 2015 ve Nisan 2023 dönemlerinde 15 farklı su kuyusundan örnekleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanında yeraltı sularının fiziksel ve kimyasal parametre değerleri sırasıyla pH 6,8 – 8,18, elektriksel iletkenlik (EC) 717.92 – 1831 µS/cm, toplam çözünmüş katı madde (TÇKM) 604 – 1553,8 mg/L arasında değişim gösterir. Yeraltı suları Na-Cl, Na-HCO3, Ca-HCO3, Mg-HCO3 ve Ca-Cl tip fasiyes özelliğine sahiptir. Analiz sonuçları, Tuz Gölü'nden uzaklığa bağlı olarak yeraltı suyunun su tipinin NaCl'den NaHCO3 ve CaHCO3 fasiyesine doğru değiştiğini göstermiştir. NaCl ve CaHCO3 tip fasiyes özelliği gösteren suların farklı oranlarda karışmaları sonucu bölgede farklı tipte su fasiyesleri gelişmiştir. İnceleme alanındaki tarımsal faaliyetler kirlilik ve su kullanımı açısından denetim altında tutulmalıdır.Öğe Aksaray ili güneyinin toprak jeokimyası özelliklerinin incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023) Isakov, Muslim; Yılmazer, Erkan; Kaburmacı, Mustafa MuratBu çalışma Aksaray şehir merkezinin güneyinde, Yeşilova, Kutlu, Karaören, Karacaören yerleşim yerleri arasında kalan yaklaşık 200 km2'lik bir alanın toprak jeokimyası özelliklerinin incelenmesini konu almaktadır. Bu kapsamda yaklaşık 2,25km x2,25 km olacak şekilde karelajlanan sahada 54 adet örnek toprak profilinin B horizonundan alınmış, bu örnekler Dalga Boyu Dağılımlı X-Işını Floresan Spektrometresi (WDXRF) ile ana element oksit ve bazı iz elementler için analiz edilmiştir. Analiz sonuçları öncelikle istatistiksel olarak incelenmiş, sonrasında bölgenin kirlilik potansiyeli coğrafi bilgi sistemleri (CBS) yardımıyla görselleştirilmiştir. Bu doğrultuda sahadan toplanan örneklerin Co, Ni, Cu, Zn, As, Pb, Mn, Fe, Cr, Cd içerikleri ortalama sırasıyla 23.90, 103.69, 30.51, 67.11, 14.29, 54.16, 759.80, 3110.10, 157.60, 0.1 ppm olarak belirlenmiş, Cr ve Ni dışındaki tüm elementlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kirlilik yönetmenliği, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) standartlarına göre genel olarak normal değerlerde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte Zenginleşme Faktörü (EF), Jeo-birikim indeksi (Igeo) ve Kirlilik Faktörü (Cf) gibi indeksler yardımı ile yapılan incelemeler, tüm örneklerin As, Ni, Pb ve Cr element içeriklerinin yüksek olduğunu göstermiştir. As, Ni, Cr, Pb elementleri için hazırlanan dağılım haritalarına göre sahanın kuzey, batı ve güney doğu kesimlerinin diğer kesimlere oranla daha yüksek konsantrasyona sahip olduğu görülmüştür. Özellikle çalışma alanının kuzey kesimlerinde yer alan örneklerin diğer örneklere oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu ve daha çok endüstriyel faaliyetlere bağlı olarak lokal bir zenginleşme ile ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Sonuçta, lokal bazı alanlar hariç, incelenen tüm elementler genel olarak bölgenin jeolojik özellikleri ile ilişkili olduğu söylenebilir.Öğe Ortaköy/Aksaray yöresi kalsitlerin mineralojik-petrografik, jeokimyasal özellikleri ve plastik endüstrisinde dolgu malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023) Alakuş, Mücahid; Yıldız, MustafaKalsit, CaCO3 kimyasal yapısı, camsı parlaklıkta, renksiz saydam yapıda, sertliği Mohs skalaya göre 3, yoğunluğu ise 2.6-2.7 civarındadır. Mikronize boyutta öğütüldükten sonra birçok endüstriyel alanında (plastik, boya, kağıt vb.) rengi, sertliği ve kimyasal saflığı gibi yapısal özellikleriyle birlikte ucuz olmasının sağladığı pek çok avantajlarla yaygın olarak kullanılan bir dolgu mineralidir. Bu çalışmanın amacı Aksaray bölgesinde çıkarılan kalsit mineralinin plastik sektöründe dolgu malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda mevcutta bulunan kalsit ocaklarının farklı bölgelerinden alınan 10 adet kalsit ile dayklardan oluşan toplam 13 numune üzerinde, minerolojik – petrografik - jeokimyasal analizler renk analiz çalışmaları labaratuvar ortamında yapılarak tamamlanmıştır. Renk analizleri ile beyazlık dereceleri, jeokimyasal analizleri ile (XRF) CaO, CaCO3, SiO2, Fe2O3 ve MgO gibi değerler ile iz element içerikleri belirlenmiştir. Jeokimyasal analiz sonucunda kalsitlerin %CaO oranları 56.41 ile 68.044 değerleri aralığında bulunduğu bu oranlar ise kalsitlerin saflık sınıflaması dikkate alındığında çok yüksek saflıkta yer aldığı, %CaCO3 oranları ise 98.34 ile 99.58 aralığında bulunduğu, yüksek ve çok yüksek düzey saflık sınıfında olduğu görülmüştür. Kalsitler 400 mikron boyutunda öğütülerek beyazlık testleri yapılmış, L değerleri (beyazlık) 93.79 ile 95.28 aralığında olduğu sonrasında 2, 3 ve 5 mikron boyutlarında yapılan renk analizlerinde ise 98.42 ile 98.70 aralığında sonuçların çıktığı görülmüştür. 2, 3 ve 5 mikron boyutlarındaki numunelerin ortalama tane boyutu d(50) değerleri, şartname değerlerine göre uygun olduğu, en iri tane boyutu d(97) ve d(98) değerleri ise şartname değerlerini kısmen karşılamadığı görülmüştür. Bunun sebebi ise farklı kristal boyutlu kalsitlerin aynı ortam ve koşullarda öğütüldüğünde aynı tepkimeyi vermediği ve dolayısıyla homojen dağılımı etkileyen parametrelerinden birinin bu olabileceği öngörülmektedir. Yapılan çalışmalar neticesinde Aksaray bölgesinde çıkarılan kalsitlerin plastik endüstrisinde dolgu malzemesi olarak kullanılabilir kalitede olduğu görülmüştür.Öğe Aksaray'daki işlenebilir granitlerin minero-petrografik ve jeokimyasal karakterlerinin fiziko-mekanik özellikleri üzerindeki etkileri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023) Uçak, Şaban Furkan; Güllü, BahattinÇalışma alanı, İç Anadolu Temel Birimleri (İATB) içerisinde yer almaktadır. Çalışmada, Aksaray çevresinde yer alan işlenebilir granitlerin spektroskopik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri ile fiziko-mekanik özelliklerinin belirlenerek bunların karşılaştırılmaları yapılmıştır. Yaylak veya Anadolu grisi olarak adlandırılan granitler Yaylak ve Hacımahmutuşağı civarında Aksaray Pembe olarak adlandırılan granitler ise Kalebalta civarında yüzeylemektedir. Kayaların ana mineralojik bileşenlerini kuvars, ortoklaz, plajiyoklaz, biyotit, amfibol, ± zirkon, ± apatit ve ± opak mineral oluşturmaktadır. Jeokimyasal olarak kayaların tamamı subalkali olup, kalkalkali karakter sunmaktadır. Normatif korund içermeyen granitler 1'den küçük A/CNK oranları (Yaylakort=0.94, Hacımahmutuşağıort=0.95 ve Kalebaltaort=0.97) ile metalümin-peralümin sınırında, daha baskın olarak metalümin karakterlidir. Benzer doku katsayılarına sahip Yaylak (TCort: 3,61), Hacımahmutuşağı (TCort:3,50) ve Kalebalta (TCort: 3,28) lokasyonunda yüzeyleyen işlenebilir granitlerin fiziko-mekanik özellikleri de oldukça birbirine yakın aralıktadır. Bu nedenle doku kaysayıları ile fiziko-mekanik deneştirmeler düşük regresyon katsayıları ile ifade edilen zayıf ilişkiler sergilemektedir. Aynı şekilde kayaların jeokimyasal analiz sonuçlarına göre hesaplanan bazı indeks kimyasal bozunma değerleri de fiziko-mekanik özellikler ile anlamlı bir değişim göstermemektedir. Ancak kayaların ateşte kayıp (LOI) oranları ile Schmidt sertlik (R2:0.8400), tek eksenli basma dayanımları (R2: 0,6644) ve nokta yük dayanımları (R2: 0,6373) arasında belirgin negatif ilişki gözlenmektedir. Granitlerin fiziko-mekanik özellikleriyle içerdiği biyotit minerallerinin spektroskopik özellikleri karşılaştırıldığında 552-1100 cm-1 arasındaki Si-O-Si bükülme bağlarını temsil eden 750-770cm-1 aralığındaki spektrumların kaya dayanımının artmasıyla daha belirginleştiği gözlenmektedir. Sonuç olarak yapılan karşılaştırmalar granitik kayaların fiziko-mekanik testleri yapılmadan onların dayanımlarına, mineralojik, petrografik, jeokimyasal ve spektroskpik verilerle yaklaşımda bulunulabileceğini göstermiştir.Öğe Aksaray il merkezindeki yeraltı sularının korozivite potansiyelinin incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Sevindik, Fatih; Kavurmacı, Mustafa MuratBüyük depremler sonrasında binalar üzerinde yapılan araştırmaların çoğunluğu, korozyonun bina hasarları üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Binalarda gözlenen korozyon, yeraltı suyu ile temas halinde bulunan beton ve donatı malzemede meydana gelen fıziko-kimyasal çözünmedir. Zararlı iyon etkisi yüksek yeraltı suyu temas ettiği beton ve donatıyı parçalayarak aşındırır. Korozyonun şiddetini artıran en önemli iki etken, betonun kalitesi ve yeraltı suyunun iyon içeriğidir. Tasarım ve planlama aşamasında korozyon riskinin belirlenmesi inşaat sektörü açısından çok önemlidir çünkü bina tamamlandıktan sonra alınacak önlemler önemli ekonomik kayıplara neden olabilir. Bu çalışma kapsamında, Aksaray kent merkezinin korozyon potansiyeli, korozyon riskinin konumsal dağılımı ve yeraltı sularının hidrojeokimyasal özellikleri araştırılmıştır. Yeraltı sularının iyon içeriklerini incelemek için, 50 farklı kuyudan toplanan su örneklerinin su kimyası analizleri gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanında su örneklerinin % 12'si Ca-SO4, % 12'si MgHCO3, %4'ü Mg-SO4 ve %72'si Ca-HCO3 su fasiyes tipine sahiptir. Anyon ve katyon iyon dizilimi Ca+2 > Mg+2 > Na++K+/ HCO3- > SO4-2 > Clşeklinde gelişmiştir. Literatürde yaygın olan Langelier doygunluk, Agresiflik, Larson-Skold, Puckorius ve Ryznar gibi korozyon indisleri ve su analiz sonuçları kullanılarak örnekleme noktalarının korozyon potansiyelleri belirlenmiştir. Konumsal dağılım haritaları için korozyon potansiyeli "yüksek korozif su", "düşük korozif su" ve "korozif olmayan su" olmak üzere üç farklı grupta sınıflandırılmıştır. Ryznar, Puckorius, Langelier doygunluk, Larson-Skold ve Agresiflik indis sonuçlarına göre sırası ile su örneklerinin %88, 44, 66 ve 24 ve 0'ı yüksek korozif sudur. Korozyon riski açısından en yüksek yüzdeye sahip indis Ryznar indisdir. En yüksek korozyon riskine sahip alanlar daha çok inceleme alanının kuzeybatı ve güneydoğu bölümlerinde konumlanmıştır. Bölgenin korozyon potansiyeli çoğunlukla çözünmüş karbondioksit içeriğine bağlı olarak artış gösterir. Korozyon potansiyeli ve çözünmüş karbondioksit içeriği arasında pozitif lineer bir korelasyon vardır. Yeraltı suları 5.1 mg/L ile 482.3 mg/L arasında değişen miktarlarda çözünmüş karbondioksit değerlerine sahiptir. Tespit edilen yüksek karbondioksit değerlerinin nedeni, Hasandağı volkanizmasına bağlı olarak bölgeye sokulum yapan mağmatik intrüzyonlardır.Öğe Sızma/(Konya) yöresindeki polimetalik cevherleşmelerin su kaynaklarına olan etkileri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Bozan, Nejla Ömür; Kavurmacı, Mustafa Muratİç Anadolu Bölgesi'nde Konya ilinin 30 km KB'sın da Kurşunlu ve Bahçesaray mahalleleri (Sarayönü-Konya) arasında yer alan Sızma-Kurşunlu polimetal Hg-As-Au cevherleşmesi, Türkiye'nin en büyük civa cevherleşmesi olarak bilinir. Cevherleşmelerin yer aldığı bölgenin jeolojik temeli, Paleozoyik yaşlı mermerler ile temsil olunan Bozdağ Formasyonu ile şist (mika) ve metasedimanter kayaçlardan oluşan Bağrıkurt Formasyonu'na ait temel kayaçlardan oluşur. Bu temel kayaçların üzerine uyumsuzlukla Triyas yaşlı metavolkanikler gelir. Sızma-Kurşunlu polimetal cevherleşmesi, şistleri kesen makaslama zonları boyunca gözlenir ve genellikle gossan (limonit, hematit) oluşumları gözlenir. Bölgedeki birimler tektonizmadan dolayı kıvrımlanmış ve çok sayıda faylarla ötelenmiştir. Bölgedeki kayaçlardan alınan 14 adet kayaç numunesi üzerinde gerçekleştirilen jeokimyasal analiz sonuçlarından Hg, As ve Au elementlerinin anomali verdiği gözlenmiştir. Gossan oluşumlarında birincil olarak pirit ve arsenopirit gibi mineraller gözlenir. Gossan oluşumlarının ikincil mineraller olarak limonit ve hematit mineralleri ile temsil edilir. Cevherleşmelerin gözlendiği alanlarda oluşan fay kaynaklarından, kurak ve yağışlı dönemi temsil eden her bir dönem için 8 adet su örneği toplanmış ve hidrojeokimyasal analizleri yaptırılmıştır. Suların tamamı Ca-HCO3 su fasiyesi özelliğindedir. Suların bazı fiziksel ve kimyasal parametreleri; pH 7,07-7,40, elektriksel iletkenlik (EC) 408-632 ?S/cm, toplam çözünmüş katı madde (TÇKM) 270-570 mg/L, toplam sertlik 104,61-430,03 mg/L aralığında değerlere sahiptir. Su kaynakları As, Sb ve Hg elementleri bakımından nispeten zengindir. Bu elementler bölgede yaşamını sürdüren insanlar ve diğer canlılar için toksit element riski teşkil etmektedirÖğe Aksaray ili 5 ve 6 nolu yağmursuyu drenaj bölgelerinin jeoteknik özelliklerinin incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Göktaş, Berker; Kavurmacı, Mustafa MuratBu çalışma kapsamında, Aksaray iline ait 5 ve 6 numaralı yağmursuyu toplama bölgelerinin zemin özellikleri 102 adet araştırma sondajından elde edilen jeoteknik ve hidrojeolojik veriler kullanılarak incelenmiştir. İnceleme alanı sınırları içerisinde gözlenen jeolojik birimler alüvyon ve alüvyon konisidir. Zemin genel olarak 10 metre derinliğe kadar, kahverengi - gri rengin egemenliğinde, ağırlıklı olarak kil, kumlu-siltli kil, killi-siltli ince kum, killi kumlu silt, çakıllı kum ve çakıllardan oluşan heterojen bir profil gösterir. İnce taneli zeminlerin oranı % 88, iri taneli zeminlerin oranı ise % 12'dir. Bölge ince taneli zeminler genel olarak düşük plastisiteli kil (CL) türü zemin özelliği gösterir. İnce taneli zeminlerin % 94'ü aktif olmayan, orta sıkışabilir kil özelliğindedir. İnce taneli zeminlerin % 80'i orta şişme potansiyeline sahiptir. Terzaghi (1943) ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY) yöntemleri ile radye temel tipine göre hesaplanan ortalama nihai taşıma gücü değerleri sırası ile 1,69 kg/cm2 ve 3,81 kg/cm2'dir. Şerit temel tipine göre yapılan nihai taşıma gücü değerleri sırası ile 1,36 kg/cm2 ve 3,23 kg/cm2'dir. Zeminlerin bazı fiziksel özelliklerinin ortalama değerleri; doğal birim hacim ağırlığı 1,9 gr/cm3, doğal su muhtevası % 22, likit limit % 43,4, plastik limit % 20,9 ve plastisite indeksi % 22,4 olarak hesaplanmıştır. Zeminlerin sıvılaşma potansiyeli indeksleri 6 (Ms) büyüklüğünde senaryo depreme göre ortalama 0,29; 7 (Ms) büyüklüğünde senaryo depreme göre ortalama 1,37'dir. 26 araştırma kuyusundan alınan su örnekleri üzerinde gerçekleştirilen su kimyası analiz sonuçlarına göre, yeraltı sularının ortalama karbondioksit, amonyum, magnezyum ve sülfat değerleri sırası ile 33,2, 0,64, 80,4 ve 372,9 mg/L olarak ölçülmüştür. CO2 içerikleri açısından yeraltı sularının % 27'si, binaların temelinde bulunan beton ve donatılar için kuvvetli korozif etkinlik derecesine sahiptir. Bu oran SO4 konsantrasyonu için %19 olarak hesaplanmıştır.Öğe Gülşehir bölgesindeki su kaynaklarının hidrolojeolojik incelemesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Demircioğlu, İlknur; Elhatip, HatimÇalışma alanı Nevşehir ili Gülşehir ve Avanos ilçeleri arasında kalan Kızılırmak Nehrinin kuzeyindeki bölgeyi kapsar. Alanda, temeli Kırşehir masifine ait Paleozoyik- Mesozoyik yaşlı metamorfitler ve bunları kesen Geç Kretase yaşlı magmatik kayaçlar oluşturur. Bu birimler üzerine Geç Paleosen-Orta Eosen yaşlı sedimanter birimler uyumsuz olarak gelir. Orta Miyosen-Kuvaterner yaşlı birimler alttaki birimleri uyumsuz olarak örter. Alan tektonik olarak oldukça faylanmalı ve çatlaklı yapıya sahiptir. Yeraltı suyu haritası hazırlanmış,akım yönünün bazı yerlerde faklılıklar gösterse de Güneyde yer alan Kızılırmak'a doğru olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yeraltısularının Kızılırmak'ı beslediği belirlenmiştir. Alandan alınan su örnekleri laboratuvarda analiz edilmiş ve gerekli diyagramlarda değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda kaynaklar genellikle kalsiyum,sülfat ve bikarbonat iyonlarınca zengindir. Bu sular karbonat alkalinitesi fazla karbonat ve sertliği yüksek Ca-HCO3 tipli sulardır. Bu suların Ca-HCO3 fasiyesi özelliği göstermeleri, suların karbonatlı bir akiferden beslendiklerini göstermektedir. Piper diyagramı üzerinde suların aynı bölgede kümeleşmeleri suların aynı kökenli veya benzer bir akiferden beslendiklerini gösterir.Öğe Afşin-Elbistan linyit işletmesi Kışlaköy sahasının hidrojeokimyasal değerlendirilmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Çelik, Sefa; Güllü, ÖzlemEkonomik faaliyetlerin devamlılığı, madencilik sektörünün sürekli ve verimli bir şekilde üretimde bulunmasına bağlıdır. Dünyada kalkınma göstergesi olarak elektrik tüketimi verileri değerlendirilmektedir. Elektrik üretmenin birçok yolu ve kaynağı vardır. Ülkemiz için elektrik üretmenin en ucuz yollarından biri yerli bir kaynak olan linyit kömürünü kullanılmaktır. Afşin-Elbistan Kömür Havzası yaklaşık 4,3 milyar ton görünür rezerve sahiptir. Afşin-Elbistan Linyit İşletmesinde kazı önü ve çevresinde 936 adet, karstik sahada 102 adet olmak üzere toplam 1038 adet susuzlaştırma kuyuları mevcuttur. Kuyunun özgül verimine bağlı olarak, karstik sahada 17-215 m3/h ile kazı önü ve çevresinde 5-14 m3/h debili pompalar kullanılmaktadır. Aylık ortalama olarak kazı önü ve çevresinde 720.000,000? m3 karstik sahada ise 7.700.000,000 m3 su drene edilmektedir. Drene edilen yeraltı ve yüzey suları işletmenin drenaj kanalı ile Hurman Çayı'na boşaltılmaktadır. Afşin-Elbistan Kışlaköy sektörü susuzlaştırma sisteminde mevcut 10 adet kuyudan drene edilen suların jeokimyasal özellikleri belirlenmiştir. Karstik akiferde açılmış olan drenaj kuyularından bazıları; A Termik Santrali, B Termik Santrali, Linyit İşletmesi ve çevre köylerde içme-sulama suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında alınan numunelerin fiziksel ve kimyasal analizleri yapılarak Kışlaköy Kömür Havzasının su kalitesinin değerlendirilmesi, içme-kullanma suyu uygunluğu ve verilerin güncel tutulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, kurak (Ekim-2019) ve yağışlı (Mayıs-2020) dönemlerde alınan su örneklerinin kimyası çalışılmıştır. Alınan numunelerin tamamının Ca/HCO3+CO3 tipinde oldukları belirlenmiştir. Havzanın kireçtaşı ile çevrili olması su tipinin Ca-HCO3 olmasında temel etkendir. Kurak ve yağışlı dönemlerde alınan örneklerde fasiyesin dönemsel olarak değişimi gözlemlenmemiştir.Öğe Gökkaya-borucu (Ortaköy/Aksaray) yöresi magmatik kayaların jeolojisi ve dinamik metamorfizma izleri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Mert, Bülent; Yıldız, MustafaEkecik Dağı ve çevresinde topoğrafik olarak yüksek kotlarda Üst Kretase yaşlı gabrolar, gabroların altında daha düşük kotlarda Üst Kretase yaşlı granodiyorit, granit, alkali feldispat granit bileşimli magmatik kayalar yer alır. Literatürde intrüzif veya ofiyolit kökenli gabroların granitoidlerin üzerinde çatı taşı (roof pendant) konumlu olduğu ifade edilmiştir. Arazi ve ince kesit çalışmaları sonucunda Ekecik Dağı çevresinde dinamik metamorfizmayla oluşmuş kayaların varlığı belirlenmiştir. Stratigrafik ve yapısal olarak altta yer alan Gökkaya granodiyoriti ile üzerinde yer alan Ekecik gabrosu arasında milonit zonu gelişmiştir. Milonit zonu içerisinde düşük dereceli, düşük-orta dereceli ve orta dereceli milonit zonları yer alır. Milonitleşme ile gabro, granodiyorit, granit ve alkali feldispat granit gibi kayalarda milonit, ultra milonit türü kayalar ortaya çıkmıştır. Makaslamanın anlamını veren indikatörlerden merdiven basamağı mikroyapısı, C-C' mikroyapısı, makaslama bandı tipi parçalanmış porfiroklast mikroyapısı, aktinolit/hornblend balık mikroyapısı, foliasyon balık mikroyapısı, biyotit balık mikroyapısı, asimetrik kıvrım mikroyapısı gibi 'makaslama belirteçleri' tanımlanmıştır. Makaslama belirteçlerinin tamamı sağ yanal hareket yönünü işaret etmekte ve hareketin güneyden kuzeye doğru geliştiğini göstermektedir. Hareket yönünün izlerine Ekecik Dağı'nın güneyinde Aksaray ili kuzeyinde Hamamboğazı dere içerisinde de rastlanmaktadır. Hamamboğazı derede Paleozoyik yaşlı Tamadağ metamorfiti, Bozçaldağ metamorfiti ve Üst Kretase yerleşim yaşlı Akmezar ofiyoliti temel kayaları birbirleriyle tektonik dokanaklıdır. Güneye eğimli fay düzlemleri boyunca Akmezar ofiyoliti Tamadağ metamorfiti üzerine, Tamadağ metamorfiti de Bozçaldağ metamorfiti üzerine güneyden kuzeye doğru itilmiştir. Bu verilerden hareketle; Ekecik Dağı'nın yüksek kotlarında yer alan gabroların olasılıkla Geç Oligosen-Erken Miyosen dönemde güneyden kuzeye doğru taşınarak Gökkaya granodiyoriti üzerine allokton konumlu olarak yerleştiği ifade edilebilir.Öğe Van formasyonunun nannoplankton biyostratigrafisi ve yaşı(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Korkmaz, Kemal; Güney, AyşegülBu tez çalışmasında Van ili Güneydoğusunda yüzeyleyen ve genel olarak kumtaşı, marn, kireçtaşı litolojileriyle temsil edilen Van Formasyonu'nun kalkerli nannoplankton topluluğu incelenerek formasyonun inceleme alanındaki yaşı ve kalkerli nannoplankton biyostratigrafisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu sebeple çalışma alanında Akın köyü, Akpınar tepe, Berol tepe ve Kurubaş yörelerinden alınmış 4 adet stratigrafik kesit ve bu kesitlerden derlenen 118 adet örneğin içerdiği nannoplankton cins ve türleri tayin edilmiş, 20 adet kalkerli nannoplankton cinsine ait 64 tür tanımlanmıştır. Örneklerin bazılarının steril olması, bazılarının çok az fosil içermesi ve zon fosillerinin tamamının tayin edilememesi sebebiyle kalkerli nannoplankton biyozon tanımlamaları yapılamamıştır. Tayin edilen kalkerli nannoplankton cins ve türlerinin stratigrafik dağılımları dikkate alınarak Van Formasyonu'nun inceleme alanındaki yaşı Serravaliyen – Tortoniyen olarak belirlenmiştir.Öğe Yeşilhisar-İncesu (Kayseri) civarı yeraltı sularının jeotermal açıdan incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Karadağlar, Macit; Afşin, MustafaBu tez çalışmasında, Kayseri İli Yeşilhisar ve İncesu ilçelerinde MTA Genel Müdürlüğü tarafından jeotermal enerji olanaklarının araştırılması amacıyla uygulanan diğer jeotermal enerji arama yöntemleri ile inceleme alanında belirlenen kaynak ve kuyulara ait suların fiziksel, kimyasal ve izotopik parametreleri birlikte değerlendirilmiş olup, Yeşilhisar fayı boyunca çıkan ve 22,3 °C sıcaklığa ulaşan kuyuların ve kaynakların jeotermal sistemle olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İnceleme alanında temelde, Devoniyen-Permiyen aralığında çökelmiş şist ve kristalize kireçtaşlarından oluşan ve yeşil şist fasiyesinde metamorfizma geçirmiş olan Yahyalı istifi içerisindeki Yellibel ve Karlığıntepe formasyonlarına ait birimler yer almaktadır. Yahyalı istifini Üst Kretase yaşlı Aladağ ofiyolit napı tektonik olarak üzerlemiştir. Bu birimleri uyumsuz olarak örten örtü kayaçlarını ise Orta Eosen-Kuvaterner aralığında çökelmiş volkanik ve sedimanter kayaçlar, Kuvaterner yaşlı traverten ve alüvyonla son bulur. İnceleme alanındaki örneklerde katyonlarda Ca+2 ve anyonlarda ise HCO3 baskındır. İçmece ve civarı suları ile jeotermal sondaj (KİS-2016/6) haricinde tüm sular CaHCO3 fasiyesindedir. Jeotermal sondaj çalışmasından elde edilen su ile İçmece ve civarında örneklenen sular iyon değerleri açısından benzerlik göstermektedir. İçmece ve civarı suların Cl iyon konsantrasyonundaki artışın nedeni, Yeşilhisar formasyonu içerisindeki evaporitlerin yanı sıra derin dolaşımlı jeotermal sularla karışım olabilmesidir. Ancak inceleme alanında yapılan en derin sondaj olan Yeşilhisar Karacabey (KYK-2017/04) sondajında muhtemel rezervuar olduğu değerlendirilen zonlara girilememiş, gerçek potansiyelin ortaya konulması amacıyla söz konusu bölgede daha derin bir araştırma sondajına ihtiyaç duyulmaktadır. İnceleme alanından alınan örneklerin Oksijen-18 ve trityum içeriklerine göre dolaşım süreleri ve beslenme alanı yüksekliği değerlendirildiğinde I. grup suları yüksek kotlardan beslenmiş güncel, II. grup suları yüksek kotlardan beslenen derin dolaşımlı, III. grup suları ise karışım. IV. grup sular ise alçak kotlardan beslenmiş derin dolaşım özellikli olup, bu gruplandırma haritalanmıştır.Öğe Jeotermal amaçlı sondaj uygulamaları: Kayseri-İncesu-Subaşı (kis-2016/9) jeotermal enerji araştırma sondajı örneği(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Karaca, SerkanErciyes Dağı’nın güneybatısında yer alan ve MTA Genel Müdürlüğü’ne ait Jeotermal Kaynak Arama Ruhsat Alanında jeotermal enerji arama amacıyla KİS-2016/9 jeotermal araştırma sondaj çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sondajın gerçekleştirildiği inceleme alanında, temelde Silüriyen-Üst Kretase aralığında çökelmiş şist ve kristalize kireçtaşlarından oluşan ve yeşil şist fasiyesinde metamorfizma geçirmiş Yahyalı İstifine ait Yellibel ve Karlığıntepe formasyonları yer almaktadır. Yahyalı istifini Aladağ ofiyolit napı tektonik olarak üzerlemektedir. Bütün bu birimleri uyumsuz olarak örten örtü kayaçlarını ise Orta Eosen-Kuvaterner aralığında çökelmiş volkanik ve sedimanter kayaçlar oluşturmaktadır. KİS-2016/9 jeotermal araştırma sondaj kuyusu, 2.753 m derinlikte tamamlanmıştır. Üst seviyelerden düşük sıcaklıklı akışkan karışmasını önlemek ve kuyu emniyetini sağlamak amacıyla 0-1.393,50 m’ler arasına 9 5/8” çaplı kapalı muhafaza borusu inilmiş ve boru arkası çimentolanmıştır. Kuyuda, 1.378,06-2.750 m’ler arasına 6 5/8” çaplı kapalı ve filtreli borular inilerek teçhiz edilmiştir. Teçhiz sonrası üretime açılan kuyuda akışkan elde edilememiştir. Olumsuz üretim sonuçlarına istinaden kuyuda asitleme ve perforasyon operasyonları yapılarak kuyu geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, 1.075-1.110 m seviyelerinin perfore edilerek (delinerek) asitlenmesiyle KİS-2016/9 jeotermal sondajında 20 l/s kompresör, 18 l/s artezyen debisi ve 45,2 °C üretim sıcaklığına sahip jeotermal akışkan elde edilmiştir. Suların sınıflaması, suların yüzeye ulaşana kadar geçirdikleri süreç, su-kayaç etkileşimi, karışım oranı, hidrokimyasal fasiyes ve sahanın hidrokimyasal tarihçesinin ortaya konulması amacıyla üretim esnasında kuyudan sıcak su örneği alınarak MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında analizi yapılmıştır. Uluslararası Hidrojeologlar Birliği (IAH) sınıflamasına göre, KİS-2016/9 jeotermal sondajında üretilen su sodyumlu, klorürlü, borlu, demirli, arsenikli sıcak ve mineralli sudur.Öğe Taşkınpaşa (Nevşehir) ve İncesu (Kayseri) yörelerinde yüzeylenen Diyatomitlerin diyatom topluluğu ve Paleortamsal özellikleri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2018) Dündar Türk, Fatma; Güney, AyşegülBu tez çalışmasında, Taşkınpaşa (Nevşehir) ve İncesu (Kayseri) yörelerinde yüzeylenen geç Miyosen-Pliyosen yaşlı volkanosedimenter birimler içerisinde yeralan diyatomitlerin diyatom topluluğu ve paleoortamsal özellikleri incelenmiştir. İnceleme alanında 1 adet Taşkınpaşa yöresinden ve 1 adet İncesu yöresinden olmak üzere toplam 2 adet stratigrafik kesit ölçülmüştür. Ölçülen kesitlerden toplamda 14 adet örnek alınmış ve örneklerden Taşkınpaşa ve İncesu lokasyonlarında toplam 19 diyatom cinsine ait 26 tür tanımlanmıştır. Her iki lokasyondan tanımlanan türler içerisinde pennat formların, sentrik formlara göre daha bol olduğu ve göl suyunun tatlı su özelliğinde olduğu belirlenmiştir. Taşkınpaşa lokasyonunda; diyatomitlerin oluşumu sırasında göldeki su seviyesinin düşük olduğu, zaman içerisinde önce eutroph daha sonrada mesotroph özellik kazandığı, besin miktarının ölçülü kesitin taban ve üst seviyelerinde yüksek, ölçülü kesitin orta seviyelerinde ise orta düzeyde olduğu, pH değerinin pH >7 şeklinde (bazik özellikte) olduğu, oksijen oranının orta seviyede bulunduğu belirlenmiştir. İncesu lokasyonunda; diyatomitlerin oluşumu sırasında göldeki su seviyesinin yüksek olduğu, besin miktarının ölçülü kesitin tabanında düşük olduğu, ölçülü kesitin orta ve üst seviyelerinde ise yüksek düzeyde olduğu, pH değerinin kesitin tabanında pH=7 (nötr) veya pH<7 (asit) özellikte olduğu kesitin orta ve üst seviyelerinde ise pH>7 (bazik) özellik kazandığı, oksijen oranının başlangıçta düşük seviyede bulunduğu belirlenmiştir.Öğe Tahar-Güzelöz yörelerinde (Nevşehir) yüzeylenen Diatomitlerin Diatom Topluluğu ve Paleoortamsal özellikleri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2017) Okur, Ece; Yıldız, AyşegülBu tez çalışmasında, Nevşehir ili, Tahar ve Güzelöz yörelerinde yüzeylenen ve volkanizmaya bağlı olarak oluşan geç Miyosen-Pliyosen yaşlı volkanosedimenter birimler içerisinde yer alan diatomitlerin diatom topluluğu ve paleoortamsal özellikleri incelenmiştir. Bu amaçla, çalışma alanında, biri Tahar yöresinde (TK) (geç Miyosen yaşlı Ürgüp Formasyonu'nun Bayramhacılı Üyesi içerisinde), ikisi Güzelöz yöresinde (GÜ1 ve GÜ2) (erken Pliyosen yaşlı Ürgüp Formasyonu'nun Kışladağ Üyesi içerisinde) olmak üzere 3 adet stratigrafık kesit ölçülmüştür. Tanımlanan diatom cins ve türlerinin 20 mikroskobik alandaki bolluk dağılımları dikkate alınarak, inceleme alanındaki diatomitlerin paleoortamsal özellikleri yorumlanmıştır. Her üç lokasyonda diatomitlerin oluşumu sırasında göl suyunun tatlı su özelliğinde olduğu, suyun nötr ve asit özellik gösterdiği, Tahar lokalitesinde; göldeki su seviyesinin ve su sıcaklığının yüksek olduğu, göl tabanında çamur bulunduğu, göl suyunun besin oranının değişken olduğu, göl suyunun oksijen oranının başlangıçta yüksek, daha sonra orta seviyede bulunduğu, Güzelöz–1 lokalitesinde; göldeki su seviyesinin, su sıcaklığının, besin oranının değişken olduğu ve göl tabanınında bitkilerin bulunduğu, göl suyunun oksijen oranının başlangıçta yüksek, daha sonra orta seviyede bulunduğu, Güzelöz–2 lokalitesinde; göldeki su seviyesinin, su sıcaklığının ve besin oranının yüksek olduğu belirlenmiştir.Öğe Balya (Balıkesir) Pb-Zn yatağının jeolojisi, jeokimyası ve izotop karakteristikleri(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016) Bozan, Sercan; Demirela, GökhanBalya Pb-Zn Yatağı Biga Yarımadası'nın güneydoğusunda ve Balıkesir ilinin 50 km KB'sında yer almaktadır. Çalışma alanının temelini Permiyen yaşlı Çamoba formasyonuna ait kireçtaşları ve Triyas yaşlı çok düşük dereceli bölgesel metamorfizma izleri taşıyan çamurtaşı ve fillat (Nilüfer birimi), silttaşı ve kumtaşı (Hodul birimi) ve çakıltaşı ve konglomera (Orhanlar grovakı) ile temsil edilen Karakaya formasyonuna ait kayaç birimleri oluşturmaktadır. Permiyen yaşlı kireçtaşı blokları Karakaya formasyonu içerisinde allokton olarak gözlenmektedir. Temel kayaçlar Oligo-Miyosen yaşlı Doyuran volkanitlerine ait dasidik lav, tüf ve piroklastik kayaçlar ile Üst Miyosen yaşlı Hallaçlar volkanitlerine ait andezitik dayk, lav ve aglomeralar tarafından uyumsuz olarak kesilir ve üzerlenirler. (1) Serizit-kuvars-pirit ve (2) ileri arjilik alterasyonlar cevherleşmeler ile doğrudan ilişkisi gözlenmeyen kil ve serizit bakımından zengin bölgesel alterasyonlar olarak, (1) erken evre (prograd kalk-silikat) alterasyonlar ve (2) geç evre alterasyonlar ise Balya Pb-Zn cevherleşmeleri ile son yıllarda ekonomik hale gelen Cu-Au cevherleşmeleriyle zaman-mekan ilişkisi kurulabilen alterasyonlar olarak tanımlanmıştır. Geç evre alterasyonlar kendi içinde birbirleri ile zaman-mekan ardışık (a) erken retrograd (aktinolit-epidot 1-klorit-kuvars 1), (b) ortaç arijilik ve (c) geç retrograd (epidot 2-kalsit-kuvars 2) alterasyonlar olmak üzere üç alt evreye ayrılmıştır. Balya Yatağı çevresinde yaklaşık 40 km²'lik alandan sistematik olarak alınan toprak numuneleri jeokimyasal analizlerden elde edilen Pb, Zn, Ag, Cu, Au, Sb, Hg ve As elementlerinin birbirleriyle olan korelasyonlarında Pb ile Ag ve Te elementleri, Zn ile S, B, Bi ve Sn elementleri, Ag ile Pb, Te ve W elementleri, Cu ile K, Rb, In, Bi elemetleri, As-Fe arasındaki pozitif korelasyon yatak cevherleşmelerine özgü, bir çok kesitte zamansal ve mekansal birlikteliğe sahip arsenopirit-pirotin-pirit ve hatta manyetit-hematit cevher mineral parajenezinden kaynaklanmalıdır. Galenit, safalerit ve piritlerin ?34S değerleri ‰ 1,5 ile ‰ 3,9 arasında, sıfıra yakın ve dar bir aralıkta dağılım sergilemektedir. Kuvars ve kalsit minerallerinden elde edilen ?18O değerleri ise ‰ 12,7 ile ‰ 16,6 arasında değişim göstermektedir. Cevher-alterasyon-yankayaç ilişkileri, alterasyon zonlarına ait mineral toplulukları, alterasyon zonlarının zamansal-mekânsal dağılımı ve kısıtlı izotop verileri Balya Pb-Zn Yatağı için Pb-Zn skarn tipi bir cevherleşmeden ziyade skarn alterasyonları (kalk-silikat alterasyonları) içeren ortaç sülfidasyonlu bir epitermal sisteme işaret etmektedir.Öğe Granitoid magmasının kristalizasyon ve diferansiasyon süreçleri, Ortaköy (Aksaray) örneği, (Orta Anadolu)(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2017) Küre, İsmail Said; Yıldız, Mustafaİnceleme alanı Ortaköy (Aksaray) ilçesi güneyinde yer alan Ekecik Dağı ve çevresinde yer alır. İnceleme alanında yer alan magmatik kayalar "Ekecik Magmatik Birliği" ve "Ağaçören İntrüzif Takımı" başlıkları altında incelenmiştir. Ekecik magmatik birliği içerisinde en yaşlı birimi Gökkaya amfibol granodiyoriti oluşturur. Haznedar granodiyoriti Gökkaya amfibol granodiyoriti ile tedrici geçişlidir. Sinandı biyotit graniti, Gökkaya/Haznedar granodiyoritini keserek yerleşmiş, sokulum sırasında içerisine Gökkaya/Haznedar granodiyoritinden parçalar almıştır. Sinandı biyotit graniti içerisinde granat minerali bulunduran açık renkli magmatik kaya anklavları yer alır. Gelinseki graniti, Sinandı biyotit granitini keser. Sırayalar alkali feldispat graniti ve Sırayalar alkali feldispat granit porfiri kendisinden yaşlı tüm magmatik birimleri kesen son magmatik evreyi temsil eder. Sırayalar gabrosu, Ekecik hornblend gabrosu, Oluk tepe gabronoriti Ağaçören intrüzif takımı içerisinde yer alır. Jeokimyasal incelemelerde Ekecik magmatik birliğine ait kaya örneklerinin tamamı A/CNK diyagramında peralümina bölgede yer alırken, Ağaçören intrüzif takımına ait gabrolar metalümina bölgede yer alır. Ekecik magmatik birliğinin kökenini meta-sedimanter ve kabuk katkısı baskın, manto katkısı az kaynaklar oluştururken, Ağaçören intrüzif takımı daha az kabuk katkılı I tipi magmadan türemiştir. İnceleme alanı sıkışmalı ve genişlemeli tektonik rejimlerin etkisi altında kalmıştır. Alt Miyosen yaşlı sıkışmalı tektonik rejim etkisi ile ters faylar ve klipler gelişmiştir. Alt Miyosende gelişen sıkışmalı tektonik rejim ile ters fay düzlemlerinde dinamik metamorfik kayalar oluşmuştur. Bu kayalar fay breşi, mikrobreş, kataklazit ve milonit türü dinamik metamorfik kayalardır. Geç Pleyistosende genişlemeli tektonik rejim etkisi altında normal faylar ve buna bağlı olarak horst-graben yapıları gelişmiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »