Cilt 9, Sayı 17, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Şehristânî’nin İbn Sînâ eleştirisi, Ömer Ali Yıldırım(Aksaray Üniversitesi, 2022) Çolak, İbrahimİnsanoğlunun anlam ve hakikat arayışı, onu sürekli bir sorgulamaya ve tenkide sevk etmiştir. Bu durum, insanın düşünen ve düşündükleriyle de eleştiriye mahkûm olan bir varlık olarak kabul edilmesini gerekli kılmaktadır. Tarih boyunca sıkça karşılaştığımız eleştiriler gerek insan gerekse insana “yolda olma” halini hatırlan felsefe için son derece doğal bir durumdur. Bu nedenle, felsefî alandaki en sert tartışmalar bile “yaratıcı bir yıkım” olarak nitelendirilmiştir. Söz konusu eleştiri ve tartışmalar, İslâm düşünce tarihinde yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Meşşâî ekolünün en büyük sistemci filozofu olan İbn Sînâ, felsefî görüşleri ile tenkit ve tartışmaların odak noktası olmuştur. İslâm dünyası özelinde, İbn Sînâ felsefesine yönelik eleştiriler söz konusu olduğunda, Gazzâlî ve bu alanda yazdığı “Tehâfütü'l-Felâsife” adlı eseri, hatırı sayılır bir üne sahiptir. Bunun yanında, nispeten daha az tanınan Şehristânî’nin Musâra?atü’l-felâsife ve Nasîrüddîn Tûsî’nin Musâri?u’l-Musâri adlı eserleri, İbn Sînâ felsefesine reddiye niteliğinde yapıtlar olarak karşımıza çıkmıştır.Öğe İnsan hakları: kavramları ve sorunları, İoanna Kuçuradi(Aksaray Üniversitesi, 2022) Sevgi, Gülenderİoanna Kuçuradi’nin “İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları” adıyla yayımlanmış bu eseri, 1980 yılından itibaren insan haklarıyla ilgili kaleme aldığı makalelerin ve yaptığı konferansların derlenmesiyle oluşmuştur. Bu makalelerde ve konferanslarda, insan hakları meselelerini üst bir bakış açısıyla kavramsal ve eylemsel bütünlük içinde değerlendirmeleri, insan haklarına ilişkin global olarak içinde bulunduğumuz çıkmazlara rehber olması bakımından dikkate değerdir. Kuçuradi, öncelikle insan onuru/değeri bilgisine dayandırdığı insan hakları fikrini kavramlaştırmayı; ardından insan hakları kavramı ve bu kavrama ilişkin diğer bazı kavramları açıklığa kavuşturmayı ve kavramına ilişkin sorunları ve sorunlara ilişkin önerileri ortaya koymayı hedefler. İnsan hakları kavramlarını tarihsel-olgusal-algısal boyutlarıyla değerlendirmesi bakımdan geçmişe, buna ilişkin sorunları bağlamsal nitelikte ortaya koyması bakımından günümüze ve ilkesel öneriler sunması bakımından geleceğe ışık tutar.Öğe Tanrı sizi izliyor: tanrı’yla ilgili kavram çağrışımları anonim bir ekonomik oyunda sosyal davranışı artırıyor(Aksaray Üniversitesi, 2022) Shariff, Azim F.; Norenzayan, Ara; Çifçi, Osman ZahidBu yazıda, anonim diktatör oyununda1 dinin toplum yanlısı davranışları artırıp artırmadığını belirlemek için tasarlanmış iki deney sunmaktayız. Nötr veya hiçbir kavramın olmadığı durumların aksine Tanrı kavramının dolaylı olarak dahil edildiği durumlarda denekler tanımadıkları yabancı kişilere karşı daha fazla cömert olmaktadır. Gözlemlenen bu etki en az seküler ahlâkî kurumlarla bağlantılı düşüncelerin ön plana çıktığı zamanki kadar güçlüdür. Kendi kendine kabul edilmiş dindarlık, toplum yanlısı davranışlarla bağlantılı görünmemiştir. Bu yazıda, dinî uyarıcıların cömertlik üzerinde ideomotor etkisi olduğuna veya doğaüstü gözlemcilerin varlığı fikrini harekete geçirdiğine odaklanarak bu etkinin altında yatan farklı olası mekanizmaları tartışacağız. Daha sonra ise dini eski büyük toplumların ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir unsur olarak kabul eden fikirlerin sonuçlarını ele alacağızÖğe Dijital oyunların kazanç boyutu üzerine fıkhî bir inceleme(Aksaray Üniversitesi, 2022) Çakır, MustafaBilgi ve iletişim teknolojileri alanında son yüzyılda yaşanan gelişmeler, hayatın hemen her alanını etkileyen dijitalleşmeyi beraberinde getirmiştir. Günlük yaşamın birçok alanını ciddi anlamda dönüştüren dijitalleşme, öteden beri toplumlarda yaygın bir boş zaman aktivitesi ve eğlence unsuru olarak kabul gören oyunların formunu da önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle son yarım asır içerisinde önemli bir ivme kaydeden ve her geçen gün büyümekte olan dijital oyun sektörü, ekonomik açıdan da rağbet gören popüler bir alan haline gelmiştir. Oyun geliştirici firmalar nezdinde ekonomik açıdan önemli bir rekabet alanı oluşturan dijital oyunlarda; fiziksel, dijital veya üyelik tabanlı satış, oyun içi sanal bazı unsurların alım satımı ya da oyun esnasındaki ilişkilere bağlı kazanılıp kaybedilebilen çeşitli ekonomik değerler söz konusudur. Bilgi, beceri ve kabiliyetleri geliştirmek, vakit geçirmek, stres atmak ve terapi gibi çok çeşitli amaçlarla insanların ilgisini çeken oyunların gelinen nokta itibariyle ayrıca kazanç sağlama amacı güden ticari bir aktivite olarak benimsenmekte olduğu gerçeği, oyunların bu yönünün de tartışılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, günümüzde farklı birçok açıdan tartışılmakta olan dijital oyunların ticari bir meşguliyet alanı ve kazanç yöntemi olarak görülmesini fıkhî niteliği bakımından tahlil etmektedir.Öğe İnsanın biyolojik yaratılışıyla ilgili Kur’an ayetlerinin yorumu(Aksaray Üniversitesi, 2022) Arslan, Yahya; Yılmaz, Hasanİnsan, Kur’an’ın genişçe yer verdiği, ilk yaratılışından bugünkü şahit olduğumuz her bir insanın yaratılış safhalarına kadar zikrettiği bir varlıktır. Bu varlığın ilk yaratılışı vasıtasız/elementer yaratılış olarak ifade edilmektedir ki toprak, tînü lâzib, sülâle min tîn, hamei mesnûn, salsâl ve tesviye safhalarından meydana gelmektedir. İlk insandan sonra onun neslinin yaratılışını ifade eden nutfe, alaka, mudğa, ı?zâm, kemiklere et giydirilmesi ve halkun âhar şeklinde zikredilen vasıtalı/biyolojik yaratılış ise insanın anne karnında geçirdiği safhalardan oluşmaktadır. Bu çalışmada vasıtalı ve vasıtasız yaratılış safhaları Kur’an’da ayrıntılı bir şekilde zikredilen insanı tanımak ve tanıtmak, biyolojik yaratılışa dikkatleri çekmek, Allah Teâlâ’nın varlık ve birliğine delil boyutlarını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yöntem olarak konu ile alakalı âyetler odak nokta seçilmekte, ardından bu âyetlerin tefsiri bağlamında klasik ve modern tefsirler ve yine bu âyetlerin yorumlanması hususunda yazılmış kitap, makale, tez gibi çalışmalar taranmaktadır. Kapsam bakımından yaratma ve insan kavramları izah edildikten sonra insanın vasıtalı ve vasıtasız yaratılışı hakkında bilgiler verilmekte, insanın biyolojik yaratılışından bahseden âyetler incelenerek bu âyetlerde geçen ve biyolojik yaratılışın safhalarını ifade eden kavramlar değerlendirilmektedir. Neticede biyolojik yaratılışın önemi ortaya konulmakta, yaratılış safhaları ve bu safhalardan geçerek dünyaya gelen insan bağlamında Allah Teâlâ’nın kuvvet, kudret, irade ve tedbirine dikkat çekilmektedir.Öğe Postmodern gündelik hayatta normalin zorbalığı(Aksaray Üniversitesi, 2022) Yalçi, AbdurrahmanSosyalizasyon sürecinde gündelik hayatın sahip olduğu normallik, bireyin edim-bilgisini düzenlediği bir ayna işlevi görmektedir. Bu bağlamda dinler, gündelik hayatı düzenlemeyi ve dolayısıyla normal olanı tanımlayabilmeyi amaç edinmekte; müminleri için bir rutin çerçevesi oluşturmak istemektedir. Fakat gündelik hayatın zaman ve mekân temelinde yaşadığı değişim, etkileşimin mahiyetini dönüştürmekte ve bireyin farklı gerçekliklere temasını olağan hale getirmektedir. Çoğul gerçeklikler içerisindeki bireyin biyografisi, gündelik deneyimler üzerinden şekillenmektedir. Söz konusu deneyimler bilince dâhil olmakta, bireye yönelim alanları için rasyonel bir zemin sunmaktadır. Bireysel bilginin merkezileştirildiği postmodern süreçle birlikte dinler, diğer tüm anlatılarla eşitlenmiş bir halde gündelik hayata katılmaktadır. Bireysel pratikleri meşrulaştıran kaynak yine bireyin kendisi olmakta; arzu, postmodern gündelik hayata gönüllü katılımı sağlamaktadır. Çalışmamızda postmodern gündelik hayatın imkân tanıdığı özgürlüğün kişilerarası boyutu ve arzu ile ilişkisinde din karşısındaki yapısal farklılığı ortaya konmaktadır. Tercih yapmak zorunda olan bireyin pratik bilincindeki düşünümsel boyut ön plana çıkarılarak normalin zorbalığı altında kavramsallaştırılmaktadır. Böylelikle eylemi bir onanmaya muhtaç bireyin değişen onay mercii vurgulanmaktadırÖğe DKAB ve İHL meslek dersleri öğretmenlerinin iletişim becerilerinin öğrenci tutumlarına etkisi(Aksaray Üniversitesi, 2022) Kalkan, Ümit; Atasoy, Ramazan; Karadağ, MehmetÖğretmenlerin iletişim becerileri, öğrencilerin başta derslerine yönelik tutumları olmak üzere, okul yaşantılarını şekillendirerek gelecek yaşamlarında psiko-sosyal ve dinî açıdan iyi/kötü birçok etkiye neden olabilmektedir. Bu araştırmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görev yapan DKAB ve İHL meslek dersleri öğretmenlerinin iletişim becerilerinin öğrencilerin DKAB ve İHL meslek derslerine yönelik tutumları üzerindeki etkisinin farklı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yönteminde, öğretmen iletişim becerileri değerlendirme ölçeği ve din kültürü ve ahlak bilgisi dersi tutum ölçeği kullanılarak ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde öğrenim gören 1117 öğrenci arasından ölçüt temelli amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 399 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, meslek dersleri öğretmenlerinin öğrencilerle olan iletişim becerilerin yüksek düzeyde olduğu, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre öğretmenleriyle daha rahat iletişim kurduğu, öğretmenlerin iletişim becerilerinin sınıf düzeylerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Öğrencilerin DKAB ve İHL meslek derslerine yönelik tutumları orta düzeydedir. Cinsiyet değişkenine göre öğrenci tutumları, sevme ve ilgi boyutlarında kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık varken, sınıf değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin iletişim becerileri ile öğrencilerin DKAB ve İHL meslek derslerine yönelik tutumları arasında istatistiksel olarak pozitif ve anlamlı yönde ilişkiler vardır. Öğretmenlerin iletişim becerileri, öğrencilerin derslerine yönelik tutumlarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır.Öğe Hacı Bektâş-ı Velî’de Tanrı’nın sıfatları(Aksaray Üniversitesi, 2022) İncel, Ferit; Türkben, YaşarBu çalışmada Orta Asya’dan Anadolu’ya gelerek öğretilerini Hallâc-ı Mansûr (ö. 922) Ahmed Yesevî (ö. 1166) çizgisinde oluşturan ve kitlelere tesir eden Hacı Bektâş-ı Velî’nin (1209-1270) Tanrı’nın sıfatları konusundaki düşünceleri incelenmektedir. Çalışma boyunca felsefî ve kelâmî tartışmalarda Tanrı-âlem ilişkisi bağlamında çokça gündeme gelen Hacı Bektâş-ı Velî’nin Tanrı tasavvurunu tespit etmemizi sağlayacak sıfatlar konusu ele alınıp değerlendirilmiştir. Hacı Bektâş-ı Velî, ezelî ve ebedî, içkin ve aşkın, bir tek olan, mutlak güç sahibi teist bir Tanrı anlayışına sahiptir. Ona göre Tanrı’nın mahiyetini bilmek insanın idrak sınırlarını aşan bir durumdur ancak Tanrı’yı isimleri ve sıfatları yoluyla bilmek mümkündür. O, Tanrı tasavvurunu kudret, yaratma, ilim ve irade sıfatları üzerine inşa etmektedir. Ona göre ilim ve kudret sahibi mükemmel Tanrı ile muhteşem ahenk ve düzen dâhilinde yarattığı âlem arasında dinamik bir ilişki ve birlik vardır. Hacı Bektâş-ı Velî, 13. yüzyılda sûfiler arasında, hâkim paradigma haline gelen vahdet-i vücûd düşüncesini benimsemektedir. Ancak onun bu anlayışı panteizm olarak görülemez. Panteizm, Tanrı ile âlemi özdeşleştirdiği için Hacı Bektâş’ın Tanrı ve âlem fikriyle uyuşmamaktadır. Hacı Bektâş’a göre Tanrı bu âlemi kendi iradesiyle yaratmıştır. Kâinat sonradan yaratılandır, mümkündür. Panteist görüşe göre her şey Tanrı’da olup bitmektedir. O’ndan ayrı bir âlem olmadığı için yaratma da yoktur. Hacı Bektâş-ı Velî ise bu âlemin bir yaratıcısının olduğuna inanmaktadır.Öğe Hanefî usûlcülere göre illete yöneltilen kalb ve akis itirazları(Aksaray Üniversitesi, 2022) Ekinci, AhmetFıkıh usûlünde hüküm çıkarma yöntemleri arasında en önemli konulardan biri olan kıyas, asıl ile fer?i birleştiren bir illetten dolayı fer?i asla hamledip, aralarındaki benzerlikten ötürü aslın hükmünü fer?e uygulamayı ifade etmektedir. Asıl, fer?, aslın hükmü ve illet olmak üzere dört ana temel üzerine oturtulan kıyas konusunda tartışmaların en fazla yapıldığı mesele illettir. Usûlcüler illetin mahiyeti, kısımları, şartları ve tespit yollarını ele alarak incelemiş ve bu bağlamda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Usûlcülerin illet konusunda ihtilaf ettikleri konulardan birisi de illete yöneltilen itirazlardır. Her ne kadar illete yöneltilen itirazlar cedel ilminin konusu olsa da usûl eserlerinin büyük çoğunluğunda bunlara yer verilmiştir. İllete yöneltilen itirazların sayısı hakkında usûlcülerin bir ittifakı bulunmamaktadır. Hatta aynı ekole mensup usûlcüler arasında bile illete yöneltilen itirazlar hakkında farklı sayıların ileri sürüldüğü görülmektedir. Araştırma konumuz olan kalb ve akis, illete yöneltilen itirazlardandır. Kalb, illete yönelik geçerli bir itiraz kabul edilirken kalbü’t-tesviye olarak isimlendirilen ve hakikatte kalb olan akisin ise geçerli bir itiraz olup olmaması hususunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kimi usûlcüler tarafından zayıf ve fasit bir itiraz olarak kabul edilen akis, kimi usûlcüler tarafından ise geçerli bir itiraz olarak görülmüştür. Bu çalışmada Hanefî usûlcülere göre illete yöneltilen itirazlardan kalb ve akis konuları ele alınıp incelenecektirÖğe Mantık ilminin Belâgata etkisi(Aksaray Üniversitesi, 2022) Yurttaş, TahsinBu makalede kavramsal ve sistematik açıdan mantık ilminin Arap belâgatını nasıl etkilediği incelenmiştir. Abbâsîler döneminde Aristo mantığının İslâm dünyasına girişiyle beraber Arap belâgatı mantık ilminden etkilenmiştir. Fakat bu etki daha çok kavramsal ve yöntemsel yönden olmuştur. Mantık ilmindeki tümeller, kavramsal düşünce, tanım teorisi, bölme (taksim), tasnif, delâlet gibi konular belâgat kaynaklarında görülmeye başlanmıştır. Doğu Belâgat Ekolü (Meşârika) aracılığıyla belâgat kitapları hicrî 5. asırdan sonra mantıksal metoda göre yazılmaya başlanmıştır. Bu metot, günümüze kadar belirleyici olmuştur. Bu metotta edebî zevk ve eleştiriden ziyade, belâgat konularının mantık usûlü ile ele alınması öne çıkmıştır. Belâgatın mantıksal bir kurguya göre teşekkül ettirilmesinde Ebû Ya?k?b es-Sekkâkî (ö. 626/1229) ve onun Miftâhu’l-?ulûm adlı eseri başat rol oynamıştır. Yine, Kudâme b. Ca?fer (ö. 337/948 [?]) ve Na?dü’ş-şi?r adlı eseri ile Ebü’l-Hasen Hâzim el-Kartâcennî’nin (ö. 684/1285) Minhâcü’l-büle?? adlı eseri de mantık ilminin etkisinde telif edilmiş belâgat kaynaklarıdır. Genel hatlarıyla mantık ilminin belâgata etkisini ortaya koyan bir araştırmayı tespit edemedik. Makalenin önemi, mantık ilminin, tarihsel, kavramsal, teorik, yöntemsel açıdan belâgata ne denli etkide bulunduğunu tespit ederek açıklamaktır. Ayrıca belâgatın mantıktan etkilenmesi belâgat ekolleri açısından da incelenmiştir. Araştırmada, mantık ilminin belâgata etkisi gösterilirken konuyla ilgili önceki çalışmaların ya daha çok Sekkâkî’nin belâgatı donuklaştırdığı iddiasını içerdiğini ya da bu etkinin sadece birkaç kavramla sınırlı gösterildiğini tespit ettik. Bu yaklaşımlardan farklı olarak belâgat tarihinde mantığın formel düzeyde de olsa daha kapsamlı bir etkisinin olduğu ifade edildi. Bu etki Sekkâkî’de bâriz bir şekilde görülmektedir. Ayrıca Aristo’nun Retorika ve Poetika adlı eserlerinin Arap Belâgatını sınırlı bir şekilde etkilediği belirtildi.Öğe Şemseddîn es-Semerkandî’nin epistemolojisinde kesin bilginin kaynakları(Aksaray Üniversitesi, 2022) Cengiz, MehdiBilginin mahiyetinin ne olduğu ve kesinliğe nasıl ulaşılacağı sorusu kelâm ve felsefe disiplini ile meşgul olan âlimlerin zihnini meşgul etmiştir. Bu doğrultuda bilginin tanımı ve çeşitleri hakkında pek çok teori öne sürülmüştür. Özellikle kesin bilgiye nasıl ulaşılacağı sorusuna cevap arayan düşünürler, zihinde oluşan suretleri, vakıaya mutabık olup olmama durumlarını dikkate alarak tasnif etmiştir. İlgili taksimlerin öğeleri, taşıdıkları doğruluk ve kesinlik nitelikleri itibari ile cehaletten başlayıp ilme kadar uzanmaktadır. Felsefî kabulleri kelâm disiplini ile ilişkilendiren ve yazdığı kelâm kitaplarında felsefî muhtevayı yansıtan Şemseddîn es-Semerkandî (ö. 722/1322) kesin bilginin çeşitlerini farklı eserlerinde tartışmaktadır. Bu çalışma kesin bilginin kaynakları konusunda Semerkandî’nin, -yer yer çeşitli revizeler yapsa da- İbn Sînâ’dan (ö. 428/1037) etkilendiğini öne sürmektedir. Fakat Semerkandî, semiyyât bahislerini tartışırken mütevâtirâtın kesin bilgiye ulaşmak için yeterli olmadığını ancak karineler ile katiyete ulaşılabileceğini iddia ederek İbn Sînâcı gelenekten ayrılmıştır. Bunun yanında Semerkandî’nin bilgi anlayışının kendine özgü yönlerine dikkat çeken bu makalede ona göre doğruluk değeri açısından önermeler incelenip kesin bilgi anlamındaki ilmin kaynakları tartışılacaktır.Öğe Varaka b. Nevfel’in hayatı ve Hz. Peygamber ile ilişkilerine dair rivâyetlerin tahlili(Aksaray Üniversitesi, 2022) Yüksel, MücahitCâhiliye devri, birçok dinî inanış ve anlayışın tezahür ettiği bir süreçtir. Zira İslâm öncesinde Arap Yarımadası’nda hâkim unsur putperestlik olmakla birlikte Hıristiyanlık, Yahûdilik, Sâbiîlik ve Hanîflik gibi inançları benimseyen toplulukların varlığı da bir realitedir. Dönemin ünlü simalarından olan Varaka b. Nevfel, putperestliği benimsememiş ve kendisi gibi düşünen bazı arkadaşlarıyla birlikte bir arayış içine girmiştir. Bu bağlamda onun hanîf ve Hıristiyan olduğuna dair görüşler ortaya konduğu gibi İslâm davetiyle birlikte Müslüman olduğu da söylenmektedir. Siyer ve İslâm Tarihi kaynaklarında Varaka’nın, Hz. Peygamber’le yollarının kesiştiği olaylar zikredilmektedir. Nitekim onun hem Hz. Muhammed’in peygamberliği öncesi hem de sonrasında onunla birlikte anıldığı sahneler vardır. Bu türden ifadeler kimi zaman oryantalistler tarafından İslâm’ın kaynağıyla ilgili temelsiz iddiaların dayanağı olarak da kullanılmıştır. Özellikle ilk vahyin gelişine dair rivayetlerde anlatılan diyalog, bu bağlamda önem kazanmaktadır. Bu makalede ilk aşamada Varaka b. Nevfel’in hayatına dair özlü bir sunu yapılmakta ve ardından onun dinî durumu ele alınmaktadır. Çalışmanın temelini teşkil eden bölümde ise Varaka b. Nevfel’in adının, peygamberlik öncesi ve sonrasında Hz. Muhammed ile birlikte anıldığı rivayetler ele alındıktan sonra konuyla ilgili çıkarımlarda bulunulmaktadır. Konunun özelliğine uygun olarak makalede betimleyici, analitik ve tümevarımcı yöntem takip edilmiştir.Öğe Yetişkinlerin Âdâb-ı Muâşeret algısı ve Âdâb-ı Muâşeret eğitimine yönelik görüşleri(Aksaray Üniversitesi, 2022) Bilecik Karacan, SümeyraToplum içinde yaşayan insanların birbiriyle ilişkilerinde gözetmesi gereken tutum, hal ve davranışlardaki nezaket, zarafet, medeniyet ve ahlâkîlik âdâb-ı muâşeret kaidelerini meydana getirmektedir. Âdâb-ı muâşeret zaman içerisinde toplumlarda baskın olarak kabul edilen din, inanç, ahlâk, değer ve gelenekle şekillenen dinamik bir olgudur. Bu nedenle âdâb-ı muâşeret kaidelerinde ve âdâb-ı muâşeretin gerektirdiği davranış biçimlerinde zaman içerisinde değişimler görmek mümkündür. Bu araştırmada, âdâb-ı muâşeret olgusunun zaman içerisindeki değişimi incelenmiş, ardından günümüzdeki algılanış biçimini ve âdâb-ı muâşeret eğitimine yönelik yetişkin bireylerin görüşlerini tespit etmek amacı güdülmüştür. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine başvurulmuştur. Konya’da ikamet etmekte olan bireylerle sınırlandırılan çalışmada 18 yaş üstü 23 katılımcıya âdâb-ı muâşeret algılarını ve âdâb-ı muâşeret eğitimine dair görüşlerini tespit etmeye yönelik sorular yöneltilmiştir. Maksimum çeşitliliği yansıtmak maksadıyla farklı eğitim durumları, yaş aralıklarından bireyler araştırmaya dahil edilmiştir. Toplanan veriler, betimsel analize tabii tutularak çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmanın, günümüzde âdâb-ı muâşeretin insanlar tarafından nasıl algılandığını ve âdâb-ı muâşeret eğitimine yönelik beklenti ve düşüncelerini tespit etmek suretiyle âdâb-ı muâşeret ve öğretimi alanına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.