Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı: Antalya (Türkiye Selçukluları Dönemi)
dc.contributor.author | Kaya, Hakan | |
dc.date.accessioned | 2025-02-06T06:16:03Z | |
dc.date.available | 2025-02-06T06:16:03Z | |
dc.date.issued | 2023 | |
dc.department | Sosyal Bilimler Enstitüsü | |
dc.description.abstract | Antalya, bir liman kenti olma özelliği ile tarih boyunca dikkat çekici bir öneme sahip olmuştur. Birçok uygarlık bu şehir için büyük mücadeleler vermiştir. Antikçağdan günümüze kadar Pamphylia, Attaleia ve son olarak Antalya isimleriyle anılan şehrin kurulum sürecine bakıldığında M.Ö 158 yılında Bergama Kralı II. Attalos’un liman şehirleri kurmak amacıyla büyük bir girişimde bulunduğu ve “Cennet’’ olarak tabir ettiği bugünkü Antalya şehrinin temellerinin bu şekilde atıldığı bilgisiyle karşılaşılır. M.Ö. 77 yılında Romalı komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına dâhil edilen Antalya, bu dönemde özellikle stratejik ve ekonomik özelliklerinden dolayı hem liman kenti hem de deniz üssü olarak öne çıkan bir konuma sahiptir. Aynı biçimde Doğu Roma hâkimiyeti döneminde de Akdeniz’in aktif bir limanı olma özelliğini sürdürmüştür. Ardından şehir 7. yüzyıldan itibaren Arapların akınlarına uğramıştır. 860 yılında Halife Mütevekkil’in donanma kumandanı Fazl b. Karin şehri ele geçirmiş fakat aradan çok zaman geçmeden, Türklerin Anadolu’ya fetih hareketleri sırasında Süleyman Şah 1103 yılına kadar şehri elinde tutmuştur. Türkiye Selçukluları ve birinci beyliklerin Anadolu'nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşması için gerçekleştirdiği faaliyetler sırasında Antalya kenti, Akdeniz'e kapı olan jeopolitik konumu ile dikkat çekmiş ve bir fütuhat alanı olarak görülerek Türkiye Selçuklu devletinin fetih sahasına dönüşmüştür. Türkiye Selçuklu Sultanı I.Gıyaseddin Keyhüsrev şehri ele geçirmek için birçok girişimde bulunmuş ve nihayetinde 1207 yılında şehri Türkiye Selçuklu topraklarına katmayı başarmıştır. Başta Venedikli tüccarlar olmak üzere birçok tüccar burada ticari faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Özellikle Mısır ile Antalya arasındaki ticari trafiğin yoğun olması, şehri cazip hale getirmiştir. Kentin alınması Türkiye Selçuklu Devleti açısından öncelikli olarak ticari avantajları beraberinde getirirken Antalya açısından da etnik, dini, siyasi ve mimari çok önemli değişiklikler yaratmıştır. Bu çalışma fetih sürecinin yarattığı bu çift yönlü etkiyi ortaya koymayı amaçlamıştır. Antalya’nın alınmasının Türkiye Selçukluları ve kent tarihi için ne anlam ifade ettiği sorusuna cevap aranmıştır. | |
dc.identifier.endpage | 59 | en_US |
dc.identifier.issn | 2651-2904 | |
dc.identifier.issue | 10 | en_US |
dc.identifier.startpage | 56 | en_US |
dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/20.500.12451/12917 | |
dc.identifier.volume | 9 | en_US |
dc.language.iso | tr | |
dc.publisher | Aksaray Üniversitesi | |
dc.relation.ispartof | Genç Kalemler Tarih Araştırmaları Dergisi | |
dc.relation.publicationcategory | Makale - Ulusal Hakemli Dergi - Başka Kurum Yazarı | |
dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
dc.subject | Anadolu’nun Akdeniz’e | |
dc.subject | Türkiye Selçukluları Dönemi | |
dc.title | Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı: Antalya (Türkiye Selçukluları Dönemi) | |
dc.type | Conference Object |