Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Öğe
    Türkiye'de 2006-2016 yılları arasında dış ticaret açığının büyüme, enflasyon, döviz kurları ve istihdam üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Agdoğan Gülle, Açelya; Ayyıldız, Sedat
    Küreselleşmeyle birlikte ülkeler ekonomilerini geliştirebilmek, siyasi varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla dış ticaret yapmaktadırlar. Dış ticaretin iki ayağı bulunmaktadır. Birincisi, ülkeler üretim fazlasını başka ülkelere pazarlayarak ihracat, ikincisi ise üretim süreçlerini de tamamlayabilmek için başka ülkelerden hammadde veya ara mallar talep eden ithalat ayağıdır. İthalatın ihracattan fazla olması dış ticaret açığı yaratırken, ihracatın ithalattan fazla olması ise dış ticaret fazlası yaratmaktadır. İzlenen dış ticaret politikaları ülkelerin dış ticaret yönünü belirleyici en önemli unsurdur. Son yıllarda ithalatın ihracattan fazla olmasıyla dış ticaret açığı oluşurken bu durumun ekonomiye birtakım etkileri olmaktadır. Özellikle ekonomiye yön veren büyüme, enflasyon, işsizlik ve döviz kuru gibi göstergeler son derecede önem arz etmektedir. Dış ticaret açığının bu kalemlerde yarattığı etkinin önemsenmemesi mümkün değildir. Çalışmada 2006-2016 yılları arasında gerçekleşen dış ticaret verilerinden yararlanılarak dış ticaret açığının büyüme, enflasyon, döviz kuru ve istihdam üzerinde yarattığı etki ilişkilendirilerek anlatılmıştır. Ayrıca bu etkinin nedenleri, çözüm önerileri ve hedefleri araştırılarak ortaya konulmuştur.
  • Öğe
    Finansal krizler ve hedge fonlarının krizlerdeki rolü
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Uçurum, Ayhan; Keskin Köylü, Meltem
    Küresel piyasaların hızla büyüyen ve gelişen sektörü, hedge fonlar. Yatırımcısına sağladığı kazançlar ve aktif büyüklüklerinin trilyon dolarları aşması hedge fonları finans piyasasının önemli bir sektörü haline getirmiştir. 1990’lardan günümüze her geçen gün dikkatleri üzerine çeken bu fonlar finans piyasalarında yaşanan hemen her dalgalanmadan sorumlu tutulmuş ve birçok eleştirinin merkezi haline gelmiştir. Yaşanan küresel finans krizleri ile birlikte piyasalara etkileri tartışılmaya başlanan hedge fonlar; kimilerine göre riski üstlendikleri, likiditeyi artırdıkları ve piyasalar da doğru fiyatlama sağladıkları için tehdit oluşturmadıklarını kimilerine göre ise şeffaf olmayan yapıları, aşırı kaldıraç kullanmaları nedeniyle piyasalarda tehdit oluşturdukları savunulmuştur. Çalışmanın kapsamı küresel krizler ve hedge fonlarının krizlerdeki rolü olmasına rağmen çalışmada daha çok hedge fonların küresel krizler üzerindeki rolüne değinilecektir. Bu nedenle hedge fonların gerçekten küresel krizlere neden olup, finansal piyasalarda istikrarsızlığa etki edip etmedikleri araştırılacaktır.
  • Öğe
    Türkiye'de son 30 yılda yaşanan finansal krizlerin Türk bankacılık sektöründe karlılık üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Güngör, Esra
    Küreselleşen günümüzde, finansal krizlerin doğurduğu sonuçlar daha da önemli hale gelmektedir. Çünkü uluslararası finansal piyasalarda meydana gelen dalgalanmalar birçok ülke tarafından hissedilmektedir. Finansal krizlerin 1970’li yıllardan günümüze kadar dünyanın birçok yerinde zaman zaman yaşandığı ve bankacılık sektörünün finansal krizlerden en üst sevide etkilendiği genel olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda bu tez çalışmasında son 30 yılda yaşanan finansal krizlerin Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri hem teorik hem de ampirik olarak araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada ampirik olarak, seçilen altı adet banka için 1992-2010 yılları arasında söz konusu olan finansal krizlerin bankacılık sektörüne etkileri, oran analizi tekniği kullanılarak çalışmaya konu olan bankaların bilanço değerleri ve finansal oranlar ortaya konularak karşılaştırılmaktadır. Türk bankacılık sektörünün 2001 finansal krizinden daha çok etkilendiği genel olarak kabul görmektedir. 2001 krizinden sonra alınan önlemlerin de etkisi ile Türk Bankacılık sektörünün ekonomik problemlerden etkilenme oranın daha az olduğu gözlemlenmektedir.
  • Öğe
    Bankacılık sektöründe etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing (bilgi ifşası) üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Buluş, Meltem; Aytüre, Selma
    Bu çalışmada; banka çalışanlarının etik iklim ve örgütsel güven algılarının whistleblowing eğilimleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma amacıyla, Ankara ilindeki banka çalışanlarına literatür ışığında hazırlanan anketler uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Anket formunda yer alan demografik verilerin frekans dağılımları incelenmiştir. Katılımcıların etik iklim algısı, örgütsel güven algısı ve whistleblowing eğilimlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek üzere Bağımsız İki Grup T-Testi, Mann Whitney U Testi ve One-Way ANOVA analizleri kullanılmıştır. Son olarak etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing üzerindeki etkilerini ölçmek için Basit Regresyon analizi yapılmıştır. Banka çalışanlarının etik iklim ve örgütsel güven algıları ile whistleblowing eğilimlerinin demografik özelliklere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre özel banka çalışanlarının etik iklim algısının, örgütsel güven algısının ve whistleblowing eğiliminin kamu bankalarında çalışanlara göre anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Ayrıca etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing davranışına pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir.
  • Öğe
    1990 sonrası yaşanan ekonomik krizlerin Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkisi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Kubba, Mehmet Veysel; Keskin Köylü, Meltem
    Ekonomik krizler ekonomik oldukları kadar siyasi, toplumsal, sosyolojik, psikolojik etkileri de barındırmaktadır. Süregelen ekonomik sistemdeki hataları anlamak ve toplumsal yaşamda ekonomin rolünü iyice fark etmek, ne şekilde yanlış ekonomik tercihler yapıldığını görebilmek açısından da ekonomik krizler insanlara önemli bulgular sunarlar. Tüm bu etkilerin iyi anlaşılabilmesi ve daha doğru ekonomik tercihler yapılabilmesi açısından ekonomik krizlerin tahliline ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, 1990 yılından sonra ülkemizde yaşanan ekonomik krizlerin bankacılık sektörüne etkilerini ortaya koymak ve krizler sonrası alınan önlemlerin günümüzde ne derece etkili olduğunu saptamak amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında araştırmanın amacına hizmet etmek için ikincil veriler ve literatür taramasından yararlanılacaktır. 1994, 2000, 2001 ve 2008 Krizleri sonrasında ortaya çıkan finansal problemler ekonominin lokomotifi olan bankacılık sektörünün ne derece güvende olduğunu gündeme getirmiş ve içinde yaşadığımız sistemin sorgulanmasına neden olmuştur. Özellikle 1980’lerle birlikte ticari serbestleşme politikası ve 1990’lı yıllarda finansal serbestleşmenin etkisiyle ekonomik krizlerin arttığı görülmüştür. Doğru kaynak kullanımını gerçekleştiremeyen Kamu’nun krizlere davetiye çıkarması ekonominin lokomotifi olan bankaları da zor duruma sokmuştur. Alınan reform tedbirlerinin geçici çözümler üretmekten öteye gitmemesi yeni reform paketlerinin gereklerini ortaya koymuştur. Özellikle reel sektöre finansman sağlamak amacıyla kamusal değil, milli bilinçle hareket eden yerli sermayeli bankaların ortaya çıkması gerekmektedir.
  • Öğe
    2008 küresel finansal krizinin gelişmekte olan ülke ekonomilerine etkisi: BRIC ülkeleri-Türkiye karşılaştırması.
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Fidan, Ali; Fırat, Emine
    Kriz kelimesi, göreceli bir kavram olduğundan, açık biçimde tanımlama yapmak pek de kolay değildir. Kriz; sosyal bilimler açısından bakıldığında, buhran ya da bunalım gibi kelimelerle özdeş biçimde kullanılırken, İktisat Literatüründe ise; Ekonomik Kriz, Finansal Kriz gibi ifadelerle anılmaktadır. Ekonomik ve Finansal Kriz kavramları detaylandırılacak olursa, Ekonomik Kriz; iç talepteki daralmayla birlikte yatırımlarda düşüş, işsizlik rakamlarında artış ve nihayetinde de toplumun refah seviyesinde görülen bozulmalar biçiminde gelişen olumsuz durumdur. Finansal Kriz ise; finansal piyasalardaki belirsizliklerin ya da finansal bir varlığın oluşturacağı balon etkisinin, tüm finansal kesim üzerinde zincirleme etki yapmasıyla ortaya çıkan olumsuzluktur. ABD Ekonomisinde 2007’nin ortalarından itibaren hissedilmeye başlanan ve zaman içerisinde etki alanını genişleterek, 2008’in son çeyreği itibariyle küresel bir boyut kazanan Finansal Kriz; gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünya ekonomilerini etkilemiştir. Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan ve bu çalışmaya konu olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Türkiye; göreceli de olsa, 2008 Küresel Krizinden etkilenen ülkeler içerisinde yer almaktadır. Günümüz dünyasında ekonomik krizler sonrasında, yeni ülke toplulukları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gruplardan biri olan BRIC Ülke Ekonomileri, özellikle son dönemlerde sergiledikleri yüksek düzeyli performansları ile küresel piyasalarda yeni bir ekonomik güç haline gelmiştir. Bu ülkeler, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında ortaya çıkan ülke birliklerinden farklı bir yapı ortaya koymaktadır. Heterojen bir yapıya sahip olan BRIC Ülkelerinin her biri, farklı fonksiyonlar icra etmektedir. Bu çalışmada BRIC Ülkelerinin işsizlik oranları, GSYİH oranları, büyüme oranları, enflasyon oranları, kişi başına düşen milli gelirleri gibi temel makro-ekonomik göstergeleri; 2008 Küresel Krizi ve sonrasındaki birkaç yıllık dönemi kapsayacak biçimde karşılaştırmalı olarak irdelenmeye çalışılmıştır. Diğer yandan, BRIC Ülkeleri ile benzer özellikler gösteren ve önümüzdeki dönemlerde bu gruba katılması muhtemel olan Türkiye’nin, 2008 Krizi ve sonrasındaki ekonomik görünümü de çalışmaya dahil edilmiştir.
  • Öğe
    Türkiye'deki mevduat bankalarının etkinlik ölçümü ve performanslarının çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Günay, Adalet; Keskin Köylü, Meltem
    Finansal piyasalarda tartışılmaz bir konuma sahip olan bankaların etkin ve verimli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri ülke ekonomileri için çok büyük önem taşımaktadır. Çalışmada, Türkiye'deki mevduat bankalarının etkinlik durumları ve performansları değerlendirilmiştir. Bankaların etkinlik düzeylerinin ortaya konulması için Veri Zarflama analizinden, performanslarının ölçülmesi için Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden olan ELECTRE ve TOPSİS metotlarından yararlanılmıştır. Çalışmada, analizde kullanılan yöntemlerin sonuçlarının benzer ve farklı yönlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. 2012-2016 yılları arasındaki beş yıllık periyotta Türkiye'de faaliyette bulunan ve verilerine kesin ulaşılabilen yerli, yabancı ve kamu sermayeli olan 15 mevduat bankası çalışmada kullanılmıştır. Çalışmanın analizinde kullanılmak üzere, üç analiz yönteminin sonuçlarını doğru olarak karşılaştırma imkanı sağlayabilen ortak değişkenler belirlenmiştir. Bankaların genel durumlarını temsil edebilecek, sermaye yeterliliği, bilanço yapısı, aktif kalitesi, likidite ve karlılık oranlarından oluşan 6 değişken oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, gerçekleştirilen analizlerde bankaların genel olarak etkin faaliyette bulundukları sonucuna ulaşılmış, yıllara göre birçok farklı bankanın performansının iyi olduğu görülmüştür. Altyapısı birbirlerinden farklı olan parametrik olmayan doğrusal programlama tabanlı etkinlik ölçüm yöntemi olan VZA ile sıralama mantığına sahip ÇKKV yöntemleri ELECTRE ve TOPSİS metotlarının beraber kullanılması sonucunda ilgili yıllarda yöntemlerin 2015 yılı hariç büyük ölçüde benzer yönlü sonuç vermedikleri görülmüştür
  • Öğe
    Katılım bankacılığı ile mevduat bankacılığın karşılaştırılması
    (Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Koçak, Abdülselam; Keskin Köylü, Meltem
    Dünya ekonomisinin gelişimi ile birlikte finans sektörü ve bankacılık sektörü faaliyetleri her geçen gün gelişmekte ve yeni bankacılık faaliyetleri ortaya çıkmaktadır. Dünya finans piyasalarında ve buna paralel olarak Türkiye ekonomisi içerisinde son 30-40 yıllık süre zarfında ortaya çıkan ve gelişimini hızla sürdüren bir bankacılık türü bulunmaktadır. Dünyada İslami bankacılık veya faizsiz bankacılık adı ile faaliyetlerini sürdüren bu kuruluşlar Türkiye’de katılım bankacılığı adı ile faaliyet göstermektedirler. Dünya ekonomik sistemi içerisinde kendine kısa zamanda önemli bir yer edinen faizsiz bankacılık işlemlerinden Türkiye gibi stratejik ve siyasi olarak önemli bir konuma sahip ülkenin uzak durması düşünülemezdi. Türkiye finans piyasası, İslam coğrafyasında toplanan sermaye fazlasını ülke ekonomisine kazandırmak ve iç piyasada atıl fonların değerlendirilmesine olanak tanımak için katılım bankacılığı faaliyetlerinde bulunmak durumundaydı. Son 10 yıllık süre içerisinde katılım bankacılığı faaliyetlerine yönelik daha fazla yatırım yapıldığı ve bu sektörün gelişimine devlet politikası gereği olarak önem verildiği görülmektedir. Günümüz itibariyle katılım bankalarının Türkiye bankacılık sektörü içerisindeki Pazar payı ortalama %5’lik bir orana sahiptir. Üç farklı özel sermayeli banka ve iki devlet sermayeli katılım bankası ülke ekonomisi içerisinde faaliyet göstermektedir. Ülke ekonomisi içerisinde son yıllarda yapılan atılımlarla birlikte önemli bir yer edinmeye çalışan katılım bankalarının, banka müşterileri gözünde yarattıkları algı ve bakış açısı katılım bankalarını gelecek hedeflerine taşıyacak ve istedikleri konuma gelmelerinde etkili olacak en önemli faktördür.