Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 64
  • Öğe
    The effect of medication and lifestyle factors on global burden of disease and mortality in chronic diseases in OECD countries: the case of type 2 diabetes mellitus
    (Refik Saydam National Public Health Agency (RSNPHA), 2024) Aras, Yasin
    Chronic diseases refer to long-lasting health problems that are generally difficult to treat. The most common chronic diseases include diabetes, heart disease, hypertension, chronic respiratory diseases, and cancer. These diseases are typically associated with lifestyle factors such as genetic predisposition, poor nutrition, insufficient physical activity, excessive smoking, and alcohol consumption. In addition to physical discomfort, chronic diseases also have psychological and social impacts on individuals. The treatment process usually requires long-term management and patient adherence. Therefore, regular medical checkups, healthy lifestyle habits, and proper medication dosage are crucial. The prevalence of chronic diseases is increasing in OECD (Organisation for Economic CoOperation and Development- Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) countries, and the impact of drug use and lifestyle factors on the global burden of disease and mortality is becoming increasingly important. Type 2 diabetes is an important example in this context. This study aims to examine the impact of medication use and lifestyle factors in the management of type 2 diabetes mellitus on the global burden of disease and mortality. Methods: The study population includes all OECD countries. Medications used in type 2 diabetes mellitus, alcohol consumption, tobacco consumption, obesity, physical inactivity were used as independent variables; type 2 diabetes-related mortality, type 2 diabetes DALYs (Disability-adjusted life years) were used as dependent variables. Results: Regression analysis showed that lifestyle factors (lnAlc, lnTob, lnObes, lnPInact) and medication use (lnDrug) effected both lnDALY and lnDMort (p<0.05). Conclusion: The effective use of medication and lifestyle changes in the management of type 2 diabetes is an important step in controlling the disease. Therefore, in addition to the use of medication, healthy lifestyle habits should be promoted to prevent and control chronic diseases. These measures can contribute both to improving the health of individuals and to the sustainability of health systems.
  • Öğe
    Sosyoekonomik ve yaşam tarzı faktörlerinin ruhsal ve davranışsal bozukluklara bağlı ölümler üzerindeki etkisi: bir panel veri analizi
    (Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2024) Aras, Yasin
    Ruhsal ve davranışsal bozukluklar dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, bu hastalıkların etkili yönetilmesi için hastalığın risk faktörlerin belirlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, OECD ülkelerinde ruhsal ve davranışsal bozuklukların yönetiminde sosyoekonomik ve yaşam tarzı faktörlerinin rolünü belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, OECD ve Dünya Bankası’ndan veriler elde edilmiştir. Veriler panel veri analizine tabi tutulmuştur. Risk faktörlerinin seçimi için literatür incelemesi yapıldıktan sonra seçilen risk faktörleri EKK (Sıradan En Küçük Kareler) regresyon analizine tabi tutulmuştur. Yapılan EKK regresyon analizi sonucunda GSYH ve okuryazarlık oranının negatif şekilde ve kentsel nüfus oranı, alkol tüketimi ve obezitenin pozitif şekilde ruhsal ve davranışsal bozuklukları etkilediği tespit edilmiştir. Ruhsal ve davranışsal bozuklukların yönetiminde bireylerin stres kaynaklarından uzak durmaları, yeterli gelir elde edebilmeleri, eğitim düzeylerini artırmaları, sağlıklı beslenmeleri ve zararlı alışkanlıklardan kaçınmaları sağlanmalıdır.
  • Öğe
    OECD Ülkelerinin Sağlığın Yaşam Biçimi Belirleyicileri Bakımından TOPSIS Yöntemiyle Karşılaştırılması
    (Hacettepe Üniversitesi, 2023) Çilhoroz, Yasin
    Geçmişte toplumların en önemli sağlık sorunu enfeksiyonlara bağlı ortaya çıkan hastalıklardı. Ancak, 20. yüzyılın başlarından itibaren bu hastalıkların yerini önlenebilir nitelikte yaşam biçimine bağlı gelişen hastalıklar almaya başlamıştır. Özellikle kardiyovasküler hastalıklar bunların başında gelmektedir. Bu hastalıklarla mücadele etmek için yaşam biçimi davranışlarının önemi artmaya başlamıştır. Bu anlamda, bu çalışmada OECD ülkelerinin sağlığın yaşam biçimi belirleyicileri bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Sağlığın yaşam biçimi belirleyicileri olarak sigara içme, alkol kullanma, fiziksel aktivite yapma ve beslenme kriterleri seçilmiştir. Kriterlere ilişkin veriler OECD, WHO ve OWID veri tabanlarından elde edilmiştir. Veriler 2013-2022 yıllarını kapsamaktadır. Bu doğrultuda çok kriterli karar verme yöntemlerinden TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. Böylece ülkelerin belirlenen kriterlere göre göreli sıralaması elde edilmiştir. Gerçekleştirilen analiz sonucunda, pozitif ideal çözüme en yakın olan alternatifin Avusturya olduğu, en uzak alternatifin Kosta Rika olduğu ve Türkiye’nin 38 alternatif arasından 30. sırada olduğu bulunmuştur. Avusturya’nın kriterler bakımından daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Bu çalışma sayesinde OECD ülkelerinin objektif bir sıralaması yapılmıştır. Ayrıca, bu çalışmanın hem ülkeler temelinde hem de bireysel temelde sağlığın yaşam biçimi belirleyicilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirileceği gelecekteki çalışmalar için faydalı bir referans olacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    Eğitim Çalışanlarının Katılım Bankalarını Tercih Etme Nedenlerinin Belirlenmesi: Aksaray İli Örneği
    (Türk Kooperatifçilik Kurumu, 2023) Ağır, Hamza; Bağcı, Haşim
    Günümüzde katılım bankalarının hizmetlerinde gelişmelerin olduğu görülmektedir. Bankaların şube sayılarının artmasının yanında sundukları hizmetlerin çeşitliliği de çoğalmaktadır ve bütün işletmelerde olduğu gibi bankacılık sektöründe de yoğun rekabet şartları vardır. Bankacılık sektöründe rekabet şartlarına uyum sağlayabilmek için bankaları başarıya taşıyacak en önemli etkenlerden birinin müşteri memnuniyeti olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle yapılan çalışmada eğitim çalışanlarının katılım bankalarını tercih etme nedenleri araştırılmıştır. Katılım bankalarını tercih etme nedenleri müşteri profiline göre farklılaşabilir. Bu çalışmada müşteri profili olarak eğitim çalışanları seçilmiştir. Eğitim çalışanlarının tercih edilmesinin nedeni, incelenen yerli ve yabancı literatürde katılım bankaları tercihine yönelik eğitim çalışanlarıyla ilgili herhangi bir çalışmaya henüz rastlanılmamasıdır. Böylece kullanılan örneklemle gerçekleştirilen çalışmanın literatüre fayda sağlayacağı tahmin edilmektedir. Araştırmanın örneklemi, Aksaray ilinde görev yapan tesadüfi yöntemle belirlenen 502 eğitim çalışanından oluşmaktadır. Çalışmanın ölçeği, Anaç (2015) ve Arpacık (2019)’ın yapmış olduğu çalışmalardan geliştirilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeğin güvenilirliği Cronbach’s Alfa katsayısı ile ölçülmüş ve 0,980 bulunmuştur. Bunun anlamı ölçeğin yüksek derece güvenilir bir ölçek olduğuna işarettir. Ayrıca basıklık ve çarpıklık değerleri ile de güvenirlik katsayısına bakılmış ve sonucun -3 ile +3 arasında olduğu görülmüştür. Bu sonuç ölçeğin normal dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ardından araştırmadaki ölçeğin yapı geçerliğini saptamak için açımlayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin faktör analizine uygun olup olmadığı KMO ve Bartlett testi ile tespit edilmiştir. Bu testin sonucunda verilerin faktör analizi için uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Faktör analizindeki boyutların belirlenmesi için Scree Plot grafiği yapılmış ve ölçeğin iki faktörlü yapı gösterdiğine karar verilmiştir. İki faktörlü yapıdan oluşan ölçeğin birinci faktörü, “Ürün ve Hizmetler” ve ikinci faktörü ise “Katılım Bankası Olması” olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla çalışmada ortaya çıkan sonuç; eğitim çalışanlarının katılım bankalarını tercih etmelerinin; “Ürün ve Hizmetler” ile “Katılım Bankası Olması” gerekçelerine göre belirlendiğini göstermektedir.
  • Öğe
    The Relationship Between the Health Transformation Program and Health Expenditures: Evidence From an Autoregressive Distributed Lag Testing Approach
    (Elsevier, 2023) İlgün, Gülnur; Konca, Murat; Sönmez, Seda
    Objectives: As health expenditure increases every year, countries try to provide accessible health services to society and try to protect individuals from the expenses they cannot overcome by investigating the reason for this increase. Especially with the arrangements made in the health systems in developing countries such as Turkey, it has been tried to take the control of dramatic increases in health expenditure. Based on this issue, in this study, we aimed to evaluate the effect of income per capita, annual inflation, and health reform called as Health Transformation Program on the health expenditure per capita in Turkey. Methods: This study reflected the effects of income, inflation, and the reform on the total health expenditure through the autoregressive distributed lag. This study covered the years between 1985 and 2016 for Turkey. Results: As a result of this study, there was a positive relationship between health expenditure and income and a negative relationship with the reform (P < .05). Conclusion: According to the results of this study, it is suggested that health expenditures can be kept under control with improvements such as encouraging individuals to use more primary healthcare services than curative health services and increasing the quality of service without compromising the equity in financing.
  • Öğe
    What factors affect treatment effectiveness in rheumatoid arthritis: measurement a multidimensional
    (Graduate School of Health Sciences, 2023) İlgün, Gülnur; Şahin, Bayram
    The aim of the study was to examine the effects of socio-demographic characteristics, disease -related characteristics and health care use related-characteristics on the treatment effectiveness of rheumatoid arthritis patients, both separately and together.Material and Methods: The sample of the study consisted of 440 rheumatoid arthritis patients for 99% confidence level, and this sample was reached based on the convenience sampling method. Patients who received at least one anti-TNF therapy were included in the study. Treatment effectiveness levels of rheumatoid arthritis patients were measured with a questionnaire. In the analysis of the study, four different regression models were established. In the first model, socio-demographic characteristics; in the second model, disease characteristics; in the third model, health care use characteristics: in the fourth model, the effect of all these variables on treatment effectiveness was examined.Results: In the study, smoking status, age (socio-demographic characteristics), drug regimen complexity, comorbidity status, education about the disease, disease duration (disease characteristics), and a number of admissions (health care use characteristics), were found to have a significant effect on treatment effectiveness.Conclusion: In the study, the factors affecting the treatment effectiveness were determined. Therefore, it is important to consider these factors revealed in this study in order to increase the treatment effectiveness in patients with rheumatoid arthritis.
  • Öğe
    A Comparison of the Entrepreneurial Performance of Asian-Oceanian Countries via the Multi-Criteria Decision-Making Techniques of Critic, Aras, Waspas, Mairca and Borda Count Methods
    (Budapest Tech Polytechnical Institution, 2023) Szymczyk, Katarzyna; Bağcı, Haşim; Kaygın, Ceyda Yerdelen; Şahin, Dilek
    The significance of entrepreneurial activities, in the development of a country, has been increasing at an exponential rate, since the former variable has been repeatedly proven to have a vital effect on economic growth. Within this context, countries periodically publish data related to entrepreneurial activities and undertake regulations that incentivize such pursuits, within their jurisdictions. In light of this, the Global Entrepreneurship Monitor, was constructed to measure and evaluate the countries’ level of global entrepreneurship and the ability and hence, the success of entrepreneurial firms’ in developing and producing outputs of high quality. In this sense, one can state that the capacity of the aspects that constitute the Global Entrepreneurship Monitor to complement each other plays a vital role in countries’ improvement of their entrepreneurial performances. Taking all these into consideration, this study takes into account the Global Entrepreneurship Indicators; tries to identify via the Multi Criteria Decision Making Method their relative importance levels for 34 countries sampled from Asia-Oceania; ranks those countries’ entrepreneurial performances vis-à-vis the aforementioned importance levels through Aras, Waspas and Mairca methods and integrate the scores calculated by these three methods into one embedded ranking via the Borda Count method. The results suggest that while Qatar, United Arab Emirates and Thailand rank as the top three countries, with high levels of global entrepreneurship performance; India, Pakistan, Japan and Malaysia are the last performers
  • Öğe
    The relationship between malignant skin diseases and health literacy and protection from sun and skin cancer: a case-control study
    (Verduci International, 2023) Tosun, M.; İlgün, G.; Güner, R.Y.; Özpınar, S.
    In recent years, skin cancer increased with the increase in sun exposure of people all over the world. In this study, we aimed to find out how much people in Turkey know about how to protect themselves from the sun and skin cancer, how they act to protect themselves from the sun and skin cancer, how they feel about sun protection, and how well they understand health issues. Patients and Methods: This study was designed as a case-control study. This study included 105 patients who were followed up in our clinic with malignant skin diseases (malignant melanoma (MM), basal cell carcinoma (BCC), and squamous cell carcinoma (SCC)) between March 2020 and March 2021. Our control group comprised 105 healthy volunteers. This study collected data with a data collection form and the Health Literacy Scale. Results: The results showed that the mean knowledge level of the control group was higher than that of the case group. Similarly, the mean behavior of protection from sun and skin cancer and mean sun protection attitude is higher in the control group than in the malignant skin diseases group. There is a statistically significant difference between the mean health literacy levels of the malignant skin disease group and the control group. The mean health literacy levels of the malignant skin disease group are lower than the control group. There is a statistically significant effect of health literacy, age, knowledge level of protection from sun and skin cancer, and behavior of protection from sun and skin cancer on the probability of skin cancer. Conclusions: Increasing the level of knowledge may positively affect compliance with skin cancer preventive measures and decrease skin cancer-related morbidity and mortality.
  • Öğe
    Mediating Effect of Employee Performance on the Relationship Between Emotional Labour and Intent to Leave Among Nurses
    (Sage Publications India Pvt. Ltd, 2023) Şahin, Bayram; İlgün, Gülnur; Sönmez, Seda
    In this study, it was aimed to examine the effect of nurses’ emotional labor levels on their intention to leave and to determine whether employee performance plays a mediating role in this relationship. The study is of descriptive cross-sectional type, which was conducted through a questionnaire on nurses. The surface acting has positive effect on the intent to leave among nurses, whereas deep acting has negative effect; employee performance has partial mediating role on the relationship between the surface acting and intent to leave, and the relationship between deep acting and intent to leave. The study is considered to provide significant tips in the identification of nurses with higher risk to leave the work, and in deciding managerial interventions that would be realised against such circumstances. It is suggested that it may be beneficial for nurse managers to organise training in their units, to evaluate the performance of nurses at regular intervals and thus to determine the reason for the increase and decrease, to plan activities that will reduce emotional burden.
  • Öğe
    Benchmarking countries' technical efficiency using AHP-based weighted slack-based measurement (W-SBM): A cross-national perspective
    (Elsevier B.V., 2023) Yetim, Birol; Sönmez, Seda; Konca, Murat; İlgün, Gülnur
    The objective of the research is to assess the technical efficiency of national health systems in OECD member countries and to provide ideas to improve the efficiency of health systems in countries that have been identified as having a lower degree of efficiency as a result of the findings. Methods: The technical efficiency scores were calculated using one of the data envelopment analyses (DEA), the Weighted Slack-Based Measure (W-SBM). The Analytic Hierarchy Process was used to establish the aforementioned weights (AHP). Weights are calculated separately for both input and output variables. Results: The technical efficiency of the relevant countries' health systems is around 0.79, according to the data, and just 13 (36.1%) of the 36 countries have a fairly efficient health system. Conclusions: The outcomes of the study were supposed to aid health policymakers and management in improving system efficiency. In addition, since the number of studies examining the health systems of OECD countries with the W-SBM method is limited, it is thought that this study will make an important contribution to the literature.
  • Öğe
    İşletmelerin finansal sağlamlığının belirlenmesinde finansal oranlarla oluşturulan çok değişkenli modellerin karşılaştırılması: BIST’te işlem gören toptan ticaret sektöründe bir uygulama
    (Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, 2023) Sarıay, Muhammed Azem İbrahim
    Bu çalışmanın amacı, işletmelerin finansal sağlamlığını belirleyebilmek için finansal oranlarla oluşturulan çok değişkenli modelleri karşılaştırmalı bir şekilde incelemektir. Örneklem olarak BİST Toptan Ticaret Sektöründe işlem gören işletmelerin 2017-2021 dönemlerinin ele alındığı çalışmada, çok değişkenli modellerin finansal sağlamlığı ölçmede kullanılabilmesi için finansal sağlamlık göstergeleriyle bu modeller arasındaki ilişkiyi tespit etmek üzere panel veri analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendikten sonra, Toptan Ticaret Sektöründe yer alan işletmelerin finansal sağlamlık görünümleri beş modele göre karşılaştırılarak ölçülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, Toptan Ticaret Sektöründe yer alan işletmelerden ikisinin tüm modellerde ve tüm yıllarda finansal olarak sağlam olduğu ortaya konulmuştur.
  • Öğe
    Covid-19 sürecinde kompulsif satın alma ve ruhsal travma belirtilerinin değerlendirilmesi
    (Ordu Üniversitesi, 2022) Zengin, Asude Yasemin
    Bu araştırmanın amacı pandemi sürecinde kompulsif satın alma ile ruhsal travma belirtilerini değerlendirerek aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Gereç-Yöntem: Araştırmada veriler Haziran-Kasım 2020 tarihleri arasında araştırmaya katılmayı kabul eden 348 tüketiciden çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, Katılımcı Bilgi Formu, Kompulsif Satın Alma Ölçeği (KSAÖ) ve DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi Ölçeği (TSSBKLÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler yanında normal dağılan verilerde, iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Normal dağılmayan verilerde Mann - Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Spearman korelasyon testi kullanılmıştır.Tüketicilerin kompulsif satınalma ölçeğinin yordayıcılarını değerlendirmek için Multiple linear regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Tüketicilerin %44,3’ü 18-24 yaş aralığında, %67,2’si kadın ve %60,1’i bekârdır. Tüketicilerin KSAÖ toplam puan ortalaması 23,30±7,74 ve TSSBKLÖ toplam puan ortalaması ise 33,95±17,06 olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre tüketicilerde KSAÖ ve TSSBKLÖ arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre KSAÖ üzerindeki göreceli etkileri bakımından en önemli alt değişkenin stresle baş etmek için alışveriş yapma olduğu görülmektedir. Sonuç: Covid-19 salgın sürecinde kompulsif satın alma davranışı sergileyen tüketicilerin travma sonrası stres belirtileri gösterdikleri belirlenmiştir. Kadınların erkeklere göre kompulsif satın alma davranışı sergileyerek, maruz kaldıkları olumsuz durum, duygu ve stresten kurtulmaya çalıştıkları söylenebilir.
  • Öğe
    Dünya Bankası üyesi ülkelerin sağlık sistemlerinin teknik etkinlik düzeylerinin ölçümü: veri zarflama analizine dayalı bir uygulama
    (Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2022) Yetim, Birol; İlgün, Gülnur; Konca, Murat
    Yönetim literatüründe sıklıkla kullanılan performans kavramının içerik ve kapsamı noktasında çok sayıda tartışma bulunsa da bu tartışmalardan hareketle söz konusu kavram, amaçlanan hedefe ulaşma derecesi olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle performans ölçümü, diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektörü için de oldukça önemli konulardan biridir. Özellikle ülke sağlık sistem performanslarının kıyaslanması, kaynaklarını etkin bir şekilde kullanamayan ülkelerin sistemlerini iyileştirebilmeleri için gereklidir. Bu nedenle bu çalışmada, Dünya Bankası üyesi ülkelerin sağlık sistemlerinin kıyaslanması ve benzer gelir grubunda yer alan ve etkin olmadığı görülen ülkelerin performanslarını artırabilmek için çözüm önerilerinde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın amaçlarına ulaşabilmek için ilk kez 1978 yılında ortaya atılan ancak sonraki yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda geliştirilen ölçeğe göre değişken getirili ve girdi odaklı Veri Zarflama Analizinden faydalanılmıştır. Gelir düzeylerine göre farklı gruplara ayrılan ülkeler kendi grupları içerisinde yer alan ülkeler ile kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda, yüksek gelirli ülkelerin büyük bir kısmının daha etkin bir sağlık sistemine sahip oldukları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda ayrıca, orta-düşük ve düşük gelir grubunda olan ülkelerden özellikle Moldova, Moğolistan ve Tunus gibi ülkelerin sahip oldukları kaynakların önemli bir bölümünün atıl kaldığı bulunmuştur. Etkin olmadığı tespit edilen ülkelerin bu çalışmada tespit edilen atıl kapasite miktarlarını göz önünde bulundurarak sağlık sistemlerini planlamaları gerektiği ve bu kapsamda bu çalışmanın yöneticiler ve karar vericiler için kanıta dayalı bilgiler sunacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    İkinci basamak kamu hastanelerinin kaynak kullanım verimliliğinin Pabon Lasso modeli ile değerlendirilmesi
    (Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Konca, Murat; İlgün, Gülnur; Yetim, Birol
    Sağlık hizmetlerine ayrılan kaynaklar tüm dünyada her geçen gün artmaktadır. Türkiye'de son yıllarda hastanelerin kapasitelerini artırmaya yönelik bazı çalışmalar yürütülmektedir. Ancak bu durum sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği noktasında birtakım tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sağlık kurumlarında performans ölçümü, kurumların sahip oldukları kaynakları nasıl kullandıklarını ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Bu noktada, kapasite kullanımı ile ilgili detaylı bilgiler vermesinden dolayı kapasite kullanım göstergeleri sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak literatür incelendiğinde, Türkiye’deki kamu hastanelerinin kapasite kullanım göstergelerini kaynak kullanım verimliliği açısından ele alan çalışmaların sayıca az olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada, Türkiye’deki ikinci basamak kamu hastanelerinin yatak kullanım verimliliklerini değerlendirmek amaçlanmış ve çalışmanın amacına ulaşabilmek için Pabon Lasso Modeli kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, çalışma kapsamına alınan hastanelerin sadece üçte birlik bir kısmının yataklarını verimli kullandığı bulunmuştur. Çalışmada ayrıca hastanelerin rollerinin ve sahip oldukları sağlık işgücü düzeylerinin hastanelerin verimlilik durumlarına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştirÇ
  • Öğe
    Borsalarda finansal türev ürün endeksi geliştirilmesi: EDAS yöntemi uygulaması
    (Melih Topaloğlu, 2022) Bağcı, Haşim; Baki, Rahmi
    Bu çalışmanın amacı; dünya borsalarının finansal türev ürün kullanım düzeyini tespit etmektir. Bu tespiti gerçekleştirmek için 2015-2019 yılları arasını içeren 5 yıllık veriler yardımıyla türev ürün endeksi oluşturulmuştur. Yöntem - Endeks oluşumunda bileşik yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemlerden biri olan Evaluation Method Based on the Distance from the Average Solution (EDAS) yöntemi tercih edilmiş ve EDAS yöntemiyle borsaların türev ürün kullanım düzeyi kıyaslanmıştır. Türev ürün göstergesi olarak futures ve opsiyon türleri kullanılmıştır. Bulgular - Swaplar ve forwardlar özellikleri itibariyle organize borsalarda işlem görmemektedir. Araştırmanın sonucunda; Amerika kıtasında yer alan Chicago Mercantile Exchange Chicago Board of Trade, New York Mercantile Exchange ve The Commodity Exchange olarak adlandırılan CME Group türev ürün kullanımın en yüksek olduğu borsalar olarak saptanmıştır. Tartışma - Çalışmada finansal türevlerin kullanım düzeyi, geliştirilen bir endeks aracılığıyla araştırılmıştır. Geliştirilen endeks ile borsalarda türev ürün kullanım düzeyleri belirlenmiştir ve borsaların yeterlilikleri analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar ve yatırımcılar için faydalı olacak bulgular sağlamıştır.
  • Öğe
    What are the socioeconomic determinants of mental disorders
    (Wiley, 2022) İlgün, Gülnur
    Purpose This study examines the influence of socioeconomic factors on the prevalence of depression and anxiety and on the number of years lived with disability (YLD) of depression and anxiety. Design and Methods This is an exploratory study. The study analyzed data from 160 member countries of the World Health Organization (WHO). Findings Except for alcohol consumption and unemployment rate, Gini coefficient, age dependency, rural population, and population aged 65 and above have statistically significant effects on both depression and anxiety prevalence. Also, Gini coefficient and rural population have significant effects on YLD of depression and anxiety. Practice Implications The study results will allow psychiatrists, psychologists, and other mental health professionals to focus on policy reforms that address the social determinants of mental health.
  • Öğe
    Serial multiple mediation of treatment adherence and disease activity in the relationship between continuity of care and health outcomes among rheumatoid arthritis patients
    (John Wiley and Sons Ltd, 2022) İlgün, Gülnur; Şahin, Bayram
    To evaluate the effect of continuity of care on health outcomes (quality of life and functionality) in patients with rheumatoid arthritis and to reveal whether treatment adherence and disease activity have a serial multiple mediator role on this relationship. Methods: The study was cross-sectional on 440 rheumatoid arthritis patients who applied to a university hospital rheumatology outpatient clinic. Research data were obtained from both the questionnaire method, which is the primary data source, and the patient files, which are the secondary data source. Process analysis was used in the analysis of the data. Results: It was found that the continuity of care has a direct effect on the quality of life and the functionality. In addition, it is seen that treatment adherence has a single partial mediator role on the relationship between continuity of care and quality of life; It has been determined that treatment adherence and disease activity have both partial single mediation and serial multiple mediation roles on the relationship between continuity of care and functionality. Conclusion: It is thought that these findings will provide clinicians with important data and information in the management of rheumatoid arthritis.
  • Öğe
    Mediating effect of disease severity on the relationship between smoking status and quality of life in psoriasis patients
    (Çukurova Üniversitesi, 2022) Tosun, Mustafa; İlgün, Gülnur; Tosun, Nurperihan
    The aim of this study was to examine the relationship between smoking and quality of life and to investigate the mediating role of disease severity on this relationship in psoriasis patients. Materials and Methods: In the study, 268 psoriasis patients were reached by the convenience sampling method. In the study, patients' quality of life was measured with “dermatology quality of life index (DLQI)” and disease severity was measured with “psoriasis area and severity index (PASI)”. The effect of the independent variable (smoking) on the dependent variable (quality of life), both directly and indirectly through the mediating variable (disease severity), was examined by process analysis. Results: Smoking status shows statistically significant differences according to gender, age, marital status, occupation, and income groups. 17.02% of women and 44.09% of men smoke. 19.74% of single and 33.85% of married smoke. 20% of unemployed and 39.13% of employees smoke. 17.76% of low-income, 50.91% of middle-income, and 40.98% of high-income people smoke. This cross-sectional study revealed that smoking in psoriasis has no direct effect on the quality of life, but that smoking has a full indirect effect on the quality of life through disease severity. Conclusion: In the study, it was found that smoking negatively affects the quality of life through both disease severity. Accordingly, it is recommended that patients be informed about the effect of smoking on their diseases.
  • Öğe
    Özel hastanelerde müşteri memnuniyeti unsurları ve sadakatin büyükşehir-şehir kıyaslaması
    (Süleyman Demirel Üniversitesi, 2022) Zengin, Asude Yasemin; Sağlam, Şengül
    Araştırmanın amacı büyükşehirlerdeki özel hastanelerden sağlık hizmeti alan hastalar/müşteriler ile daha küçük ölçekteki şehirlerdekilerin memnuniyetlerini belirleyen unsurlar ile sadakatleri arasındaki farklılığı ortaya koymaktır. Araştırmada Kocaeli Büyükşehir’de ve Aksaray ilinde toplamda 322 hasta/müşteri ile yüz yüze anket yapılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler dışında gruplar arası kıyaslamalarda Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; her iki şehirde de gelir seviyesine göre memnuniyet ve sadakatte gruplar arasında farklılaşma olmadığı, ilde cinsiyete göre gruplar arasında fark yokken, büyükşehirde erkeklerin memnuniyet ve sadakat düzeyinin daha yüksek olduğu, hem ilde hem de büyükşehirde öğrencilerin hasta memnuniyeti ve sadakatinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Genel itibariyle değerlendirildiğinde ise özel hastanelerde hizmetten memnuniyet ve hasta sadakati bakımından sosyo-demografik özelliklere göre büyükşehir ve il arasında farklılıklar olduğu saptanmıştır.
  • Öğe
    Does efficiency of oral and dental health centers change by the development level of regions
    (Elsevier Inc., 2022) İlgün, Gülnur; Konca, Murat; Yetim, Birol; Şahin, Bayram
    This study aimed to analyze the efficiency levels of oral and dental health centers (ODHCs) affiliated to the Ministry of Health from the perspective of the development levels in the regions. Methods: Within the framework of this study, the efficiencies of 127 ODHCs are evaluated with the data envelopment analysis based on Charnes, Cooper, Rhodes (CCR); Banker, Charnes, Cooper (BCC); and scale efficiency methods. Results: It is found that CCR, BCC, and scale efficiencies of the 42 ODHCs located in the first region, the highest development region, are efficient by 31%, 50%, and 38% whereas 13%, 26%, and 26% of other 85 ODHCs located in other regions are efficient, respectively. Additionally, the average efficiency scores of 42 ODHCs in the first region by CCR (0.82), BCC (0.89), and score efficiency (0.93) are much higher than the average efficiency scores of 85 ODHCs in other regions by CCR (0.73), BCC (0.80), and scale efficiency (0.92). Conclusions: According to the findings, it is considered that the individuals from the first region use the oral and dental healthcare more than the individuals do in other regions because the access to oral and dental healthcare is higher in the first region and the individuals living in this region have better predisposing and enabling factors. The study results are thought to present evidence-based information to health policy makers regarding the regional planning of oral and dental healthcare.