Cilt 7, Sayı 1, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 13 / 13
  • Öğe
    Sam amca’nın kulübesi: 2008 büyük bunalımının anlatılmamış hikâyesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Horwitz, Steven; Boettke, Peter; Reed, Lawrance W.; Acar, Mustafa
    Bu yazı 1929 Büyük Bunalımından sonra kapitalizmin tarihindeki en büyük kriz olarak kabul edilen 2008-2009 ekonomik krizinin bugüne kadar yapılmış izahları içinde, bu satırların yazarına göre, en iyisidir. Bu konuda yapılan analizlerin büyük çoğunluğu krizi bir piyasa başarısızlığı, piyasanın kendi haline bırakılmasının bir sonucu olarak görmekte ve çıkış için kimileri Marx’ı, kimileri de Keynes’i imdada çağırmaktadır. Oysa bu makalede krizin esas itibariyle bir hükümet başarısızlığı olduğu, piyasa aktörlerinin krizle sonuçlanan davranışlarının yanlış hükümet politikaları tarafından yönlendirildiğini hattâ teşvik edildiğini ortaya koymaktadır. Köşeli parantez içindeki ifadeler anlaşılırlığı kolaylaştırmak üzere çevirmen tarafından eklenmiştir.
  • Öğe
    Sağlık çalışanlarında işe bağlı stres: Konya numune hastanesi saha çalışması
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Özcan, Ecem Merve; Ünal, Ali; Çakıcı, Ahmet Burhan
    Günümüzün modern hastalıklarından biri olan stres kişilerde ve örgütlerde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Kişiler ve örgütler stresin bu olumsuz etkilerine farklı derecelerde tepki gösterirler. Bu çalışmayla sağlık çalışanlarının işe bağlı stres düzeylerinin ne derece olduğu ve hangi değişkenlere bağlı farklılık gösterdiklerini ölçmek amaçlanmıştır. Çalışma Konya Numune eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan 138 çalışan üzerinde uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda kadınların ve idari birim çalışanlarının daha fazla stres yaşadıkları tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Algılanan kişi-örgüt uyumunun kişilerarası çatışma ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2015)
    Bu çalışmanın amacı; kişi-örgüt uyumunun kişilerarası çatışma ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu doğrultuda kişi-örgüt uyumunun alt boyutlarını oluşturan değer uyumu, gereksinim-karşılama uyumu ve talep-yeterlik uyumu ile kişilerarası çatışma ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araştırma hipotezleri, İstanbul il sınırları içerisinde bulunan ve değişik sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan toplam 104 kişiden oluşan bir örneklem üzerinde test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre değer uyumunun, kişilerarası çatışma üzerinde negatif yönlü bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber değer uyumu ve gereksinim-talep uyumunun, işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönlü etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    İklim değişikliğinin yerel bir sorun olarak inşası
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Demirci, Mustafa
    İklim değişikliğinin çözülebilir bir kamu politikası sorunu olarak formüle edilmesi, çağımızda siyasetçileri ve bilim adamlarını zorlayan kamu politikası alanlarından birini teşkil etmektedir. Bu çalışmada iklim değişikliğinin bir kamu politikası sorunu olarak tanımlanması, çerçevelenmesi, yapılandırılması, seçilmesi ve çözülmesi ile ilgili sorunlar inşacı bir yaklaşımla analiz edilmekte ve çözülebilir bir politika sorunu üretim süreci olarak iklim değişikliğinin yerel bir sorun olarak tanımlanması tartışılmaktadır.
  • Öğe
    Finans dünyasının krizler karşısındaki belirsizliği davranışsal ekonomi
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Fırat, Emine; Kurtoğlu, Ramazan
    Finans dünyasının krizler karşısındaki belirsizliğinin tarihi süreç içinde üç temel sebebi vardır: Bunlardan ilki geleceğe dair pek çok şeyin hesap edilebilir risklerin değil belirsizliklerin alanına girmesidir. Finansal sistemin bünyesinde barındırdığı istikrarsızlığın ikinci sebebi insan davranışlarıdır. Son sebebi ise analoji yoluyla finansmanda “evrim teorisi” ve finansmanın Darvinci yönüdür.Neoliberal iktisatçılar insanların rasyonel ve çıkarcı olduğunu varsayıp, serbest piyasa ideolojisini, insanların “mükâfatlandırılmadıkları” veya “cezalandırılmadıkları” sürece hiçbir şeyi “iyi” yapmayacakları inancı üzerine kursalar da davranışsal ekonomi bu varsayımlara karşı çıkmaktadır.Nörofinans-nöroekonomi; nöroloji, ekonomi, finansman ve fizyolojiyi birleştirip, karar verme, risk değerlendirme, diğer insanlarla ilişkiler gibi olaylarda beynin rolünü incelemektedir. Yeni dönemin ekonomisi, küresel para piyasalarının, ileri teknoloji gerçekleştiren kuruluşların, imalat merkezlerinin birbirine entegre olduğu yapıya bürünecektir. Böyle bir küresel süreçte genetik-psikoloji-nöroloji üçgeninde birey ve kitlelerin pozitif veya negatif manipüle edilmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmeler, davranışsal ekonominin tayin edici bir unsur olacağı anlamına gelmektedir.
  • Öğe
    Otel işletmelerinde çalışan muhasebe personelinin demografik özellikleri ile iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Trabzon otelleri üzerine bir araştırma
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Akyurt, Hakan; Turpcu, Eray; Çam, Mustafa
    Otel işletmelerinde, personelin iş tatmininin sağlanması ve sürdürülmesi zor bir süreçtir. Oteller sürekli ve yirmi dört saat çalışan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, otellerde çalışan personelin iş tatmini önemlidir. Turizm sektörünün diğer sektörlere göre çok daha fazla sektörle işbirliği içinde olmasından dolayı, muhasebe departmanında çalışan personelin işi yoğun olmaktadır. Personel, farklı birçok muhasebe işlemi ile sürekli çalışmaktadır. Bu nedenle, personelin iş tatmininin sağlanması, işe olan sadakati arttıracağı gibi, işten ayrılmaları da azaltacaktır. Ayrıca, muhasebe personelinin işini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi, diğer departmanlarda çalışan personelinde iş tatminine yönelik bilgiler sunacaktır. Bu araştırma ile Trabzon ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde görev yapan muhasebe personelinin demografik özellikleri ile iş tatmin düzeyleri hakkında bilgiler edinilmeye çalışılmıştır. İstatistiksel metotlarla, demografik faktörler ile iş tatminini etkileyen ifadeler arasındaki ilişkiler incelenmiştir.
  • Öğe
    Çevre bilinci düzeyini belirlemeye yönelik uygulamalı bir çalışma: Merzifon meslek yüksekokulu örneği
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Cansaran, Demet
    Hızla artan çevre sorunlarının en büyük nedenlerinden birinin insan faktörü olduğunu, çevrenin insan eliyle hızla bozulduğunu kabul edersek, -çevre bilinçli birey- sayısının artırılmasının çevre sorunlarına olan duyarlılığı arttıracağı, bu duyarlılığın da çevre sorunlarının büyük ölçüde azalmasına yardımcı olacağı kabul edilebilir bir bakış açısı olacaktır. Çevre bilinçli bireylerin sayısal artışı ile birlikte, bu bireylerin, edinmiş oldukları bilgilerini öncelikle kendi tutum ve davranışlarına yansıtmalarının kabul edilebilirlik derecelerine katkı sağlayacağı ve diğer bireyler üzerinde rol-model etkisi oluşturacağı yadsınamaz bir gerçektir. Bilginin nesilden nesile iletilmesinde ve bu bağlamda çevre bilinçli bireylerin yetiştirilmesinde kültürel değerler ve eğitim baş faktörler arasındadır. Bu nedenledir ki bilinçlenmenin eğitim ve öğretim yoluyla gerçekleştirilmesinde eğitimcilere fazlaca pay düşecek, gelecek nesillere bırakılacak çevrenin kalitesi, eğitimcilerin çevre bilincinin kalitesine paralel olarak değişecektir. Bu çalışmanın amacı, Merzifon Meslek Yüksekokulu öğrencileri ve çalışanlarının çevre bilinci düzeylerini ortaya koymak ve bu anlamda çevre duyarlığının artırılmasına yönelik önerilerde bulunmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 öğrenim yılında Amasya Üniversitesi Merzifon Meslek Yüksekokulu´nda öğrenim gören 40 (kırk) 1. sınıf öğrencisi, 46 (kırk altı) 2. sınıf öğrencisi ile 10 (on) akademik personel ve 13 (on üç) diğer çalışanlar olmak üzere toplam 109 (yüz dokuz) kişi oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için çevre bilinci anketi (Erten, 2005) kullanılmıştır. Anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler, SPSS 15.0 paket programında analiz edilmiş, elde edilen bulgular frekans ve korelasyon analizi yöntemiyle yorumlanmaya çalışılmıştır.
  • Öğe
    Örgütsel ustalık (organizational ambidexterity): örgütsel ustalık düzeyini belirlemede araştırıcı ve yararlanıcı stratejilerin etkileşimsel rolü
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Cingöz, Ayşe; Akdoğan, Asuman
    Örgütsel ustalık bir organizasyonun iki faklı stratejiyi aynı anda uygulayabilme becerisidir. Hızla değişen çevre koşulları ve bu koşullara uyum sağlama zorunluluğu ustalık stratejisinin önemini artırmıştır. Usta örgütler yararlanıcı ve araştırıcı stratejileri eş zamanlı olarak kullanabilmektedirler. Yararlanma stratejisi; üretim, etkinlik, var olan teknolojilerin ve açık bilginin kullanılması gibi faaliyetlerle ilgilidir. Bunun tam tersi şekilde araştırma stratejisi; çeşitlilik, risk, esneklik, yenilik gibi unsurları içermektedir. Bahsedilen iki stratejinin uygulanması yani bir firmanın eş zamanlı olarak araştırmacı ve yararlanıcı yenilikleri takip edebilme becerisi, firmaların hayatta kalabilmesi açısından oldukça önemlidir. Yapılan çalışmanın temel amacı örgütsel ustalık kavramını teorik açıdan inceleyerek, araştırma kapsamındaki işletmelerin örgütsel ustalık düzeylerini belirlemek ve kaç işletmenin ustalık grubunda yer aldığına ilişkin bir durum tespiti yapmaktır. Araştırma verileri Kayseri OSB’de faaliyet gösteren 91 üretim işletmelerinden toplanmıştır. Araştırma kapsamındaki işletmelerin yaklaşık % 32’sinin (29 işletme) usta örgütler grubunda yer aldığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışmada, ustalık stratejisinin önemine değinilerek, işletme yöneticilerine yönelik bazı önerilerde de bulunulmuştur.
  • Öğe
    Çok amaçlı de novo programlama problemlerinde uzlaşık çözüm: uzlaşık programlama uygulaması
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Umarusman, Nurullah; Türkmen, Ahmet
    De Novo Programlama verilen bir sistemin optimizasyonu yerine, bir optimal sistemin tasarımını gerçekleştirmektedir. Bu tasarım süreci, bütçe kısıtı göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. De Novo tasarımı ile yeniden düzenlenen kısıt miktarları tam kapasite ile kullanılarak amaç fonksiyonlarının başarım seviyelerini arttırmaktadır. Bu çalışmada Çok Amaçlı De Novo Programlama probleminin uzlaşık çözümü için Uzlaşık Programlama modeli önerilmiştir.
  • Öğe
    Göç olgusu ekonomik kalkınmada itici güç olabilir mi?
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Aktaş, Munise Tuba
    Ulusal ve uluslararası göç hareketlerini irdeleyen yaklaşımlar esas itibarıyla göçün ülke ekonomilerine etkileri üzerinde yoğunlaşmışlardır. İktisat yazınında göç-kalkınma arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar 1950’li yıllara dek uzanmaktadır. Lewis’in (1954) sınırsız emek arzı ile kalkınma modelinde de kırsal kesimden modern kesime işgücünün aktarılmasıyla kalkınma süreci başlamaktadır. Neo-klasik göç teorisi göçün olumlu etkilerini öne çıkararak iyimser bakış açısını; göçün olumsuzluklarına yoğunlaşan bağımlılık ve yapısalcı yaklaşım da kötümser bakış açısını temsil etmektedir. Bu eksende genel olarak göç-kalkınma ilişkisine dönük iyimserliğin petrol krizi öncesi dönemde yaşandığı; kötümser görüşlerin ise petrol krizi sonrası dönemde (1973-1990)hakim olduğu ifade edilebilir. Göçe yönelik iyimserliğin 1990’lı ve özellikle 2000’li yıllarda tekrar ortaya çıktığı ve eleştiri oklarını yeniden üzerine çektiği görülmektedir. Bu çalışmada temel amaç, uluslararası göç-kalkınma konusundaki görüş ve düşünceleri öncü teorik yaklaşımlara dayalı olarak ve bu alandaki güncel tartışmaları da göz önünde bulundurarak değerlendirmektir. Ayrıca çalışma bu alana ilişkin yeni ya da pek üzerinde durulmayan araştırma ve çalışma konularına da dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Literatürdeki çalışmalar incelendiğinde, göç-kalkınma ilişkisinde işçi dövizleri, diyaspora, beyin göçü (brain-drain) ya da beyin dolaşımı (brain circulation), bilgi ve teknoloji transferi, döngüsel göç gibi konuların ön plana çıkarıldığı ve gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç akımına odaklanıldığı görülmektedir. Ancak bu çalışma özellikle insani kalkınma göç ilişkisini ele alacak şekilde göçün kalkınma açısından etkisinin daha geniş bir bakış açısıyla ele alınması gerekliliğine vurgu yapmıştır. Dolayısıyla çalışmada göç-kalkınma ilişkisinin tüm boyutlarıyla ele alınması gereken bir olgu olmasına dikkat çekilmekte ve göçün ulusal kalkınmanın tek başına itici gücü olmayacağı buna karşılık kalkınma ve insani kalkınma üzerinde bazı olumlu etkiler yaratabileceği dile getirilmektedir. Bu çalışma göç kalkınma ilişkisini yeni yaklaşımları içerecek şekilde yeniden gündeme getirerek ve son dönemdeki gelişmeleri de açığa çıkararak literatüre katkı yapmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    İthalat sırasında ödenen vergiler ve diğer mali yükümlülükler: Türkiye ve cep telefonu ithalatı
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Hacıköylü, Canatay
    İthalat sırasında ödenen vergi ve diğer mali yükümlülükler ülkemiz mevzuatı açısından oldukça çeşitli ve karışıktır.Bu vergi ve mali yükümlülüklerin bir kısmı malın ithalatı sırasında gümrük idarelerince tahsil edilmekte, bir kısmı da gümrük idarelerine beyanda bulunulmadan önce yükümlüler tarafından ilgili idareler adına açılan hesaplara yatırılarak ödeme gerçekleştirilmektedir.Ayrıca ithalat sırasında alınan gümrük vergisi, ithalat vergileri tanımı içinde yer alırken, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi gibi vergiler hem ithalat hem de dahilde uygulandığından ithalat vergileri içinde değil harcama vergileri kapsamında ifade edilmektedir. Yine ithalat sırasındaki mali yükümlülüklerden olan telafi edici vergiler, ek mali yükümlülükler, fonlar, katkı payları ile kesintiler de mali mevzuatımızda yer alan vergi ve benzeri yükümlülüklerdir.Son yıllarda ithal cep telefonlarında yaşanan vergi artışı yanında bu ürünün ithalatını azaltmak için taksit yasaklanması ve yolcu beraberinde getirilen eşya için sınırlamalara kadar varan bir takım idari önlemlerde uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, ithalat sırasında cep telefonları üzerinden alınan vergi ve diğer mali yükümlülükler ile diğer bazı düzenlemelerin beklenen ya da öngörülen sonuçları sağlayıp sağlamadığının tespitidir.
  • Öğe
    Tms- 16 açısından maddi duran varlıklarda amortisman uygulamalarının vergi usul kanunu ile mukayesesinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Çam, Mustafa
    loballeşen ekonomilerde son zamanlarda muhasebe alanında uygulama standardizasyonuna büyük önem verildiği görülmektedir. Türkiye de bu çerçevede muhasebe standartlarını yeniden düzenlemiş, Avrupa Birliği normlarına uygun hale getirmiştir. Özellikle sanayi işletmelerinde önemli bir yer tutan maddi duran varlıklara ilişkin amortisman işlemlerinin doğruluğu maliyetlerin doğru bir şekilde hesaplanması, fiyatlama kararları ve finansal tabloların finansal bilgi kullanıcılarının ihtiyacına uygun olarak düzenlemesi açısından son derece önem arz etmektedir. Amor­tisman ayrılması konusunda standart ile mevcut vergi mevzuatında yer alan hükümler karşılaştırıldığında; amortisman oranında, amortisman süresinde amortismana tabi değerin belirlenmesinde, amortisman yönteminde ve amortisman ayırmada farklılıkların olduğu görülmektedir. Çalışmanın kapsamında maddi duran varlıklarda amortisman uygulaması üzerinde ağırlıklı olarak durulmuş olup, değerleme konusu kısmen ele alınmıştır.
  • Öğe
    Türkiye’de uygulanan para politikaları kapsamında fedakârlık oranının tahmin edilmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2015) Doğan, Burhan
    Başarılı bir para politikası yönetimi çerçevesinde merkez bankalarının, uygulanan para politikasının bütün etkilerini önceden tahmin edebilmesi gerekmektedir. Çağdaş merkez bankacılığının temel amacı olan fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesi, bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da temel amacıdır. Literatürde, özellikle 2008 finansal krizinden sonra fiyat istikrarının sağlanmasının yanında, dezenflasyon politikaları maliyetlerinin tartışılması hız kazanmıştır. Buna göre dezenflasyon politikaları toplam çıktı düzeyini istikrarsızlaştırmakta ve toplam üretimde bir kayba neden olarak işsizlik oranlarını arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de dezenflasyon politikası döneminde toplam çıktı miktarında bir kayıp olup olmadığını ölçmektir. Tahmin; 2005M01-2013M12 dönemleri, aylık bazda tüfe ve sanayi üretim endeksi seriler kullanılarak, yapısal VAR (SVAR) modeliyle yapılmıştır. Tahmin sonucunda, teorik beklentileri destekler biçimde Türkiye’de dezenflasyon sürecinde enflasyon oranı ile sanayi üretim endeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir parasal şok karşısında enflasyondaki bir puanlık düşüşün, bir yıllık üretimde kümülatif olarak 0,88 puan azalmaya neden olduğu tahmin edilmektedir.