Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Osmanlı’dan cumhuriyet’e milli iktisat ideolojisi ve Mithat Şakir Alta(Yusuf Aydoğdu, 2022) Can, AyşegülTürk iktisat tarihinde, milli iktisat düşüncesi ilk kez İkinci Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreçte bir devlet politikası olarak uygulanmaya başlanan bu düşünce, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte zirve yapmıştır. Bu minvalde Türk-Müslüman sermayedar oluşturulmasına, yerli sermeye ile milli banka ve şirketlerin kurulmasına, yerli üretimin ve müteşebbislerin teşvikine önem verilmiştir. Osmanlı Devleti’nin son bulması ile milli iktisat ideolojisini savunan aydınlar ve milli kurumlar, bu kez yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin iktisadi bağımsızlığını sağlama noktasında önemli rol oynamıştır. Bu çalışmada Osmanlı’nın son dönemlerine ve yeni bir Türk devletinin doğuşuna tanıklık etmiş, eğitimini Osmanlı Konya’sında almış, Cumhuriyet Türkiye’sine öğretmen, yazar, avukat, halkevi başkanı ve milletvekilliği yaparak hizmet etmiş Mithat Şakir Altan’ın milli iktisat hakkındaki görüşleri irdelenmiştir. Bilhassa, Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren, ortaya koymuş olduğu milli iktisat anlayışı dönemin Osmanlı aydınlarının görüşleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. O’nun şahsiyetinin ve fikirlerinin oluşmasında 19. ve 20. yüzyılda Osmanlı Devleti’ndeki ve dünyadaki gelişmelerin önemli bir yeri olduğu tespit edilmiştir. Zira dünyaya geldiği dönem; Osmanlı Devleti’nin en çalkantılı zamanına rastlamasına rağmen fikrî ideolojiler açısından oldukça zengin bir devire denk gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nde milli iktisat politikasının hayata geçirildiği sırada, Konya’da Türk Sözü gazetesinde çoğunlukla “Türklük Etrafında” köşesinde bu politikayı destekleyen yazılar kaleme almıştır. Osmanlı Devleti’nin son bulmasıyla Cumhuriyet’te milli iktisat düşüncesini taşıyan kimseler arasında M. Şakir, Konya’da öne çıkmıştır.Öğe İzmir suikastı davası ve ittihatçıların milli şirketlerden tasfiyesi(History Studies, 2022) Can, AyşegülOsmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesi, İttihat ve Terakki hükümetinin de sonunu getirdi. Cemiyetin önde gelen liderleri ülkeden ayrılırken, geriye kalan İttihatçılar Millî Mücadele sürecinde aktif rol oynadılar. Millî Mücadele dönemi gerek İstanbul hükümeti gerekse de İtilaf Devletleri tarafından bir İttihatçı hareketi şeklinde değerlendirildi. Bu durum Millî Mücadele’nin önder kadrosunun İttihatçılara karşı daha dikkatli yaklaşmasına neden oldu. Mustafa Kemal ise bu sırada İttihatçıların kontrolü ele geçirme teşebbüsleri olabileceği hususunda birtakım tedbirler aldı. Millî Mücadele’nin başarıyla sonuçlanması ve yeni bir devletin doğuşu esnasında İttihatçıların bir kısmı birinci dönem TBMM’de yer aldı. İlerleyen süreçte meclisteki İkinci Grup ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası safında muhalefet kanadını temsil ettiler. 1926 yılında gerçekleştirilen İzmir Suikastı failleri arasında İttihatçıların önde gelenlerinin de bulunduğunun düşünülmesi, siyasi ve iktisadi sahadan tasfiye edilmeleri aşamasını başlattı. Çalışmanın yapılmasındaki en önemli amaç, İzmir Suikastı yargılamalarında İttihatçıların bulunma gerekçelerini ve milli kuruluşların hangilerinin tasfiye işlemlerine tabi tutulduğunu ortaya koymaktır. Böylece suikast nedeniyle gerçekleştirilen siyasi tasfiyenin aslında iktisadi sahada da devam ettiği görüldü. Bununla birlikte Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden ve Türk iktisat tarihinde önemli yer edinen milli şirketlerin bir kısmının akıbeti de ortaya çıkmış oldu.Öğe Vilayet Aksaray ile kaza Aksaray’ın siyasi ve iktisadi açıdan bir değerlendirmesi (1921-1989)(Kenan ÇELİK, 2022) Can, AyşegülOrta Anadolu'da yer alan Aksaray, tarihi açıdan oldukça önemli yolların birleştiği noktada bulunmaktadır. Bu sebeple tarihi süreçte pek çok devletin egemenliği altında kalmış ve şehrin idari taksimatında değişiklikler meydana gelmiştir. Bu çalışmada Aksaray’ın 1921-1989 yılları arasındaki zaman diliminde idari taksimatının vilayet ve kaza olarak değişmesinin, siyasi ve iktisadi hayatında meydana getirdiği gelişmeler irdelenmiştir. Böylece Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Aksaray’ın vilayet olarak siyasi ve iktisadi portresini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca 1933’te başlayan ve 1989’a kadar olan zaman diliminde kaza olan Aksaray’da meydana gelen gelişmelerin Aksaray halkında ne gibi etkiler yarattığı sorusuna cevap aranmıştır. Bulunan cevaplar ışığında Aksaray idari tarihinin, şehrin ve halkın üzerinde oluşturduğu siyasi ve iktisadi gelişmeler analiz edilmiştir. Bir anlamda Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren vilayet olan Aksaray’ın 1989’da tekrar vilayet olmasıyla birlikte nasıl bir gelişim gösterdiğini ortaya koyacak çalışmada, başta Başkanlık Cumhuriyet Arşivi, Resmî Gazete, TBMM Zabıt Cerideleri ve telif eserler olmak üzere birçok kaynaktan istifade edilmiştir.Öğe Lozan Antlaşması gereğince Girit’ten Türkiye’ye göçün basına yansıyan yönleri(Dokuz Eylül Üniversitesi, 2018) Sarı, Muhammet; Can, Ayşegül1923 yılında Türk-Yunan Hükümetleri arasında imzalanan Mübadele Antlaşması Lozan Konferansı’nın ilk aşamasında görüşülen ve karara bağlanan bir konu olmuştur. Bu antlaşmaya göre Yunanistan’daki Müslüman nüfus ile Türkiye’deki Ortodokslar karşılıklı olarak yer değiştirecekti. Nüfus değişiminin yapılacağı yerlerden birisi de Girit adasıdır. Bu adadan yaklaşık 25-30 bin civarında Müslüman Türk nüfusun göçü öngörülmekteydi. Girit’in Kandiye, Resmo ve Hanya gibi şehirleri göçün en yoğun yaşandığı yerlerdir. Çalışmada göçlerin başlamasıyla Yunan hükümetinin Girit’teki Müslüman Türk muhacirlere uyguladığı baskı politikası ve bu durumun Türk basınına yansıyan yönlerini ele almak amaçlanmıştır. Yunan hükümeti, burada yaşayan Türk muhacirlerin mallarını ve mülklerini satmaya vakit bulamadan göç etmelerini sağlamak için baskı ve zulüm politikası takip etmiştir. Bu muhacirler Edremit, Ayvalık, Darıca, Gemlik, Mudanya, Bodrum gibi genellikle zeytin yetiştiriciliğinin ağırlıkta olduğu yerlere yerleştirilmişlerdir. Bu çalışmada Ahenk, Tanin, Vatan, Vakit, Hâkimiyet-i Milliye, İleri gibi gazetelerden istifade edilmiştir.Öğe Hak dini Kur’an dili tefsirinde şiirle istişhâd(Yavuz Ünal, 2017) Kaya, MehmetKur’an tefsirinde birbirinden farklı yöntemler kullanılmıştır. Bunlardan biri de şiirle istişhâd yöntemidir. Ayetlerin açıklanmasında hemen her müfessirin başvurduğu bu yöntemin geçmişi sahabe dönemine kadar dayanmaktadır. İlk dönemde ağırlıklı olarak Kur’an’daki garip kelimelerin anlaşılmasında başvurulan bu yöntemin kullanım sahası zamanla genişlemiş, özellikle Arapça tefsirlerde çeşitli vesilelerle şiirle istişhâd yöntemi sık ve yaygın biçimde kullanılır olmuştur. Türkçe tefsirlerde ise, bu yönteme daha az başvurulmakla birlikte, bu konuda en fazla örnek Cumhuriyet dönemi müfessirlerinden Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirinde görülmektedir. Biz bu çalışmada Türk müfessir olarak Elmalılı’nın Hak Dini Kur’an Dili tefsirindeki şiirle istişhâd yöntemini ve bu yöntemdeki Türk kültürü ve dönemin etkisini incelemeyi amaçlamaktayız.