Cilt 2, Sayı 1, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Öğe
    Pediatrik kompleks bölgesel ağrı sendromu tedavisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Kaplan, Hüseyin; Özdemir Kaçer, Emine
    Kompleks bölgesel ağrı sendromu (KBAS), erişkinlerin yanı sıra pediatrik yaş grubunu da etkileyen kronik ağrılı bir durumdur. Pediatrik KBAS kızlarda daha sık görülür. Etkilenen ekstremitede allodini, hiperaljezi, vazomotor, sudomotor ve trofik değişiklikler gözlenir. Tanı; semptomlar ve klinik bulgulara dayanır. Erken tanı prognoz açısından oldukça önemlidir. Pediatrik KBAS tedavisinde altın standart bir prosedür yoktur. Başlangıçta psikososyal tedaviler, iş uğraşı tedavisi, fizyoterapi ve gerekirse farmakolojik tedavi kullanılırken bu tedavilere yanıtsız hastalarda invaziv prosedürlerden yararlanılır. Bu derlemede pediatrik KBAS hastalarında tedavi yaklaşımları gözden geçirilecektir.
  • Öğe
    Treatment modalities in COVID 19
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Çiftçiler, Rafiye; Çiftçiler, Ali
    The new SARS-CoV-2 virus continues to spread rapidly around the world. As the world struggles to minimize the transmission of this devastating disease, various strategies and interventions are actively being implemented to improve treatment. Pharmaceutical companies and academic researchers are working relentlessly to search for experimental, fit-for-purpose, or FDA-approved drugs for SARS-CoV-2 prophylaxis and treatment. This review provides an overview of the current therapeutic modalities being evaluated against the SARS-CoV-2 virus.
  • Öğe
    Kulak heliksinde hmb-45 negatif dev kutanöz anjiomyolipom olgu sunumu ve literatür taraması
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Ordu, Melike
    Anjiomyolipom (AML), genellikle böbrekte tek veya multipl kitle olarak görülen, değişen oranlarda düz kas, yağ ve kan damar komponentleri olan bir tümördür. AML, %20 oranında tüberoskleroz (TBC) ile ilişkili olabilen böbrekte görülen en sık benign tümördür. TBC ilişkili tümörler genellikle bilateral olma eğilimindedir. Böbrek dışı AML vakaları oldukça nadirdir ve genellikle karaciğer, nasal kavite, kalp, akciğer ve deride tariflenmiştir. Kutanöz AML’ler çoğunlukla soliter, invazyon göstermeyen, TBC ilişkisi olmayan, eksizyonel olarak çıkarılması yeterli vakalardır. Bugüne kadar İngiliz literatüründe 21 kutanöz AML vakası bildirilmiştir. 50 yaşında erkek hastamızda kulak heliksinde belirgin bulgusu olmayan, uzun süredir var olan, soliter nodül şeklinde kitle kozmetik nedenlerle çıkarılan ve kutanöz AML tanısı alan vakamızı, nadir bir lokalizasyon ve büyüklüğü sebebiyle sunmak istedik.
  • Öğe
    Çocuklarda yüksek doz levotiroksin alımı: olgu sunumları literatürün gözden geçirilmesi ve doz-semptom-tedavi ilişkisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Alpcan, Ayşegül; Tursun, Serkan; Aliefendioğlu, Didem; Törel Ergür, Ayça
    Amaç: Bu yazıda, akut levotiroksin alımı ile izlenen çocukluk yaş grubundaki hastaların klinik özellikleri ve izlemlerinin tartışılması amaçlanmıştır. Olgu Sunumu: Bu çalışmada aşırı LT4 alımı ile acil servise başvuran dört olgu sunulmuştur. Sadece bir vakada baş ağrısı, tremor ve konvülziyon gibi belirgin klinik semptomlar görülürken, 10 gün boyunca izlenen tüm vakalarda ek herhangi bir komplikasyon gelişmemiştir. Sonuç: Levotiroksin alımında toksik doz net değildir. Adölesanlarda minimal doz aşımı sonrası semptom görülebilirken, bir çok vakada yüksek dozlarda semptom görülmeyebilir. Semptomlar ilaç alımından günler hatta aylar sonra ortaya çıkabilir. Klavuzların önerileri alınan LT4 dozuna dayanmaktadır. LT4 intoksikasyonu için tedavi protokollerinin oluşturulması bir gereklidir.
  • Öğe
    Lag pedicle screw fixation technique for hangman’s fracture
    (2021) Araç, Densel; Keskin, Fatih; Erdi, Mehmet; Karataş, Yaşar
    Objective: We aim to evaluate the posterior peduncle lag screw technique performed in our clinic for Hangman’s fracture type 2 and 2A fractures in comparison with the literature. Method: Between 2017 and 2020, 7 patients with Hangman’s fracture were operated with the posterior C2 pedİcle lag screw method. The average age of the patients, 6 men and 1 female, was 32.6 and none of our patients had any other pathology other than cervical fracture. Results: There were no post-operative complications in 7 patients who were operated. In the 3rd month of the follow-up of all patients, ossification was observed in the fracture line. Screw malposition and malunion were not observed. Conclusion: The posterior pedicle lag screw fixation technique is a valuable technique in patients with Hangman’s fractures type 2 and 2A, as it is easy to apply, has less risk of complications, and preserves vertebral mobility.
  • Öğe
    Türkiye’de cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile ilgili yapılan lisansüstü tez çalışmalarının bibliyografik incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Yılmaz, Mustafa; Alkan Çeviker, Sevil; Dindar Demiray, Emine Kübra; Uyar, Cemile
    Giriş ve amaç: Gerek dünyada gerek ülkemizde cinsel temasla bulaşan hastalıklar en önemli halk sağlığı problemlerinden olmaya devam etmektedir. Bu araştırmada ‘Türkiye’de cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile ilgili yapılan lisansüstü tez çalışmalarının’ bibliyografik olarak incelenmesi ve bu alanda çalışma yapacak araştırmacılara bu alandaki eksiklerin giderilmesine konusunda bakış açısı kazandırmak amaçlandı. Materyal ve metod: Çalışmada bugüne kadar Türkiye’de yapılmış ve Yüksek Öğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi internet sitesinde kayıtlı tezler incelendi ve 24 tez araştırmanın çalışma evrenini oluşturmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanıldı. Bu kapsamda ‘cinsel yolla bulaşan hastalıklar’ anahtar kelimesini içeren ülkemizde yapılmış özet ve tam metinlerine ulaşılan tüm lisansüstü tezler bilgisayar ortamına kodlandı. Bulgular: Çalışmaya 24 tez dahil edildi. Yıllara göre dağılımına bakıldığında; en fazla sayıda tezin; 2006-2010 ve 2016-2020 yılları arasında yapıldığı saptandı. 23’ ü (%95,8) üniversite ve 1 (%4,2) tanesi eğitim araştırma hastanesinde yapılmıştı. En fazla sayıda yüksek lisans düzeyinde (13, %54,1) , ikinci sıklıkta ise, tıpta uzmanlık (8,%33,3) düzeyinde olduğu saptandı. Sonuç: İncelenen yıllar içinde, CTBH alanında ülkemizde yapılan tezlerin büyük çoğunluğunun, 2006-2010 ve 2016-2020 yılları arasında; yüksek lisans düzeyinde ve hemşirelik branşında gerçekleştirildiği saptandı. Ancak; dinden sağlık eğitimine, hemşirelikten adli tıpa 10 farklı alanda tezin var olduğu saptandı. En fazla oranda; bilgi/davranış/tutum araştırılması ve anket çalışması şeklinde olduğu ancak tedavi çalışmasının çok düşük düzeyde olduğu ve ve hayvan deneylerinin olmadığı saptandı.Bu çalışma 1994-2020 yılları arasında ülkemizde yapılan tezler ile sınırlıdır. Çalışmanın kapsamı genişletilerek daha ayrıntılı bilgi elde edilebilir. Bu tür karşılaştırmalı yapılması, bu alanda çalışma yapacak araştırmacılara alandaki gelişmeler hakkında bakış açısı kazandırabilir.
  • Öğe
    Hastanemizdeki mavi kod bildirimlerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Yıldız, Emel; İşler, Dilber; Arık, Özlem; Yıldız, Halil; Balcı, Canan
    Amaç: Eğitim araştırma hastanesinde gerçekleştirilen bu çalışmada, mavi kod (MK) hizmetimizde, MK aktivasyonu ve kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) sonuçlarınının değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntem: Bu çalışmada; hastanemize ait MK formları retrospektif olarak tarandı. Formlara; demografik veriler, tanı, kalp durması ve MK verilme zamanı ve yeri, MK verildikten sonra ekibin hastaya ulaşma zamanı, sonra hastanın kalp ritmi, solunum ritmi, hastaya uygulanan KPR süresi, endotrakeal entübasyon durumu, defibrilasyon yapılıp yapılmadığı gibi sonuçlar kaydedildi. Bulgular: Çalışmada toplam 302 MK çağrısı olduğu tespit edildi. Hastaların yaş ortalaması 71.00 (±14.65) yıl idi. Çağrılara ulaşma süresi ortalama 1.15±0.49 (1-6) dakika ve ortalama KPR süresi 14.40±19.59 dakika idi. MK çağrısı verilen birimlere bakıldığında, çağrıların 142’si (%47.0) nöroloji yoğun bakım ünitesinden, 48’i (%15.9) göğüs hastalıkları servisinden, 30’u (%9.9) palyatif bakım ünitesinden yapıldığı saptandı. MK verilmesinin uygunluğu değerlendirildiğinde; 255’inin (%84.4) doğru, 47’sinin (15.6) yanlış olduğu tespit edildi. MK %40.4 kardiyak arrest nedeniyle verildiği görüldü. Hastaların 129’una (%42.7) KPR yapıldığı; 241’ine (%79.8) ise entübasyon yapıldığı belirlendi. Çalışmamızda sağ kalım oranı %75.2 ve yoğun bakıma transfer oranı ise % 80.1 olarak saptandı. Sonuç: Hayati önem taşıyan MK sisteminin hastanemizde uygun sürede gerçekleştiği, ancak yanlış MK verilme oranlarımızın halen yüksek olduğu saptanmıştır. En fazla MK verilen birimin nöroloji yoğun bakım olduğu belirlendi. Sağlık çalışanlarının MK verilme endikasyonları konusunda daha bilinçli hale getirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
  • Öğe
    Aksaray ilinde bebek ve çocuklarda inguinal herni tecrübemiz
    (Aksaray Üniversitesi, 2021) Tuşat, Mustafa
    AKSARAY İLİNDE BEBEK VE ÇOCUKLARDA İNGUİNAL HERNİ TECRÜBEMİZ ÖZET Amaç:Günümüzde inguinal herni onarımı çocuk cerrahisi pratiğinde en sık yapılan operasyonlardan biridir. İnguinal herni kendiliğinden düzelmez ve yüksek komplikasyon riski nedeniyle cerrahi olarak onarılması gerekir. Bu çalışmamızda son bir yıldaki bebek ve çocuklardaki inguinal herni ile ilgili deneyimlerimizi, oluşan komlikasyon ve nüks oranlarını gözden geçirmeyi amaç edindik. Yöntemler: Ocak 2020– Aralık 2020 tarihleri arasında kliniğimizde inguinal herni tanısı ile opere edilen 138 olgu hastane kayıtlarından ameliyat notları dahil geriye doğru değerlendirmeye alındı. Bulgular:138 olguya inguinal herni onarımı yapıldı. Primer tek taraflı inguinal hernisi olan hasta sayısı 118 ve bilateral olan hastaların sayısı 20 olarak belirlendi. Olguların 101’i (%73.2) erkek, 37’si (%26.8) kızdı. Operasyon yaşı 2 ay ile 13 yaş arasında değişmekteydi. Postoperatif dönemde 2 olguda (%1,4) yara yeri enfeksiyonu, 2 olguda (%1,4) skrotal ödem, 3 olguda (%2,2) skrotal hematom ve 1 olguda (%0.7) herni nüksü saptandı. Sonuç:Çocuklarda kasık fıtığı onarımı kolay ve rutin bir işlem gibi görülmesine rağmen kötü sonuçlar doğuran komplikasyonlara yol açabilir. Çocuklarda inguinal herni onarımı deneyimli çocuk cerrahları tarafından yapıldığında potansiyel morbidite, operatif komplikasyon ve nüks oranları azalacaktır. Bu vaka serisinde inguinal herni onarımına bağlı minimal komplikasyonlar gözlenirken, bir olguda nüks gözlenmiştir. Anahtar sözcükler: İnguinal herni; komplikasyon; çocuk OUR INGUINAL HERNIA EXPERIENCE IN INFANTS AND CHILDREN IN AKSARAY PROVINCE Purpose:Today, inguinal hernia repair is one of the most common operations in pediatric surgery practice. Inguinal hernia does not resolve spontaneously and must be surgically repaired due to the high risk of complications. In this study, we aimed to review ourexperience with inguinal hernia in infants and children in the last year, and the rates of complications and recurrence. Methods: 138 patients who were operated with the diagnosis of inguinal hernia in our clinic between January 2020 and December 2020 were retrospectively evaluated from hospital records, including surgery reports. Findings:Inguinal hernia repair was performed in 138 cases. The number of patients with primary unilateral inguinal hernia was 118, and the number of patients with bilateral was 20. 101 (73.2%) of the cases were male and 37 (26.8%) were female. The operation age ranged from 2 months to 13 years. Postoperative wound infection in 2 cases (1.4%), scrotal edema in 2 cases (1.4%), scrotal hematoma in 3 cases (2.2%), and recurrence of hernia in 1 case (0.7%). Results:Although inguinal hernia repair seems to be an easy and routine procedure in children, it may lead to complications with poor results. Potential morbidity, operative complications and recurrence rates will decrease when inguinal hernia repair is performed by experienced pediatric surgeons in children. In this case series, minimal complications were observed due to inguinal hernia repair, and recurrence was observed in one case. Key words: Inguinal hernia; complication ; child