Cilt 12, Sayı 1, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Öğe
    Sanal kaytarma davranışları ve zaman yönetimi etkileşimi: Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi araştırma görevlileri örneği
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Durmuş, Şerif; Çelik, Adnan
    Bu araştırmanın amacı Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde (KMÜ) görev yapan araştırma görevlilerinin sanal kaytarma davranışları ile zaman yönetimi arasındaki etkileşimin tespit edilmesidir. Araştırmada, “Sanal Kaytarma Faaliyetleri Ölçeği” “Zaman Yönetimi Envanteri” kullanılmıştır. Bu kapsamda hazırlanan anket çalışması, KMÜ’de görev yapmakta olan araştırma görevlilerine uygulanmıştır. Elde edilen verilerin, SPSS 24 programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların sanal kaytarma davranışları ile zaman yönetimi arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sanal kaytarma davranışlarının alt boyutları ile zaman yönetimi arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Cds primleri ve enflasyon oranının, faiz oranlarına etkisi: Türkiye örneği
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Özçelik, Özer; Göksu, Serkan
    Her ne kadar belirli dönemlerde iyileşmeler yaşansa da yüksek düzeyli enflasyon ve faiz oranları Türkiye ekonomisinin temel makroekonomik sorunları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada faiz oranlarının üzerinde etkili olduğu düşünülen enflasyon ve CDS primlerinin arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ocak 2010-Haziran 2019 dönemine ilişkin aylık veriler kullanarak oluşturulan doğrusal ARDL yönteminden elde edilen sonuçlara göre, faiz oranı, enflasyon ve CDS primi arasında uzun dönemde eş bütünleşme olduğu yani doğrusal birleşimlerinin denge noktasına yakınsandığı tespit edilmiştir. Uzun dönemde kredi risk primlerinde meydana gelecek %1’lik bir artış, faiz oranlarını %0,44 arttırmaktadır. Enflasyon oranının katsayısı uzun dönemde istatistiki olarak anlamsız çıkarken kısa dönemde faiz oranıyla arasında anlamlı ve pozitif ilişki tespit edilmiştir.Nedensellik testi sonuçlarına göre, enflasyon ve kredi risk primindeki değişimlerin faiz oranındaki değişimlerin Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca CDS priminin de enflasyon oranı üzerinde etkili olduğu ve aralarında yine nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Nedensellik sonuçları eş bütünleşme testinden elde edilen bulguları destekler niteliktedir.
  • Öğe
    Belediyelerde hizmet içi eğitim ve belediye birliklerinin rolü
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Arıkboğa, Ülkü
    Bu makalede, belediyelerde hizmet içi eğitim konusu ele alınmış ve belediye birliklerinin belediyelere yönelik hizmet içi eğitim yaklaşımları ve süreçleri ile bu konuda yaşadıkları sorunlar incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle hizmet içi eğitim kavramı ve hizmet içi eğitim sürecinin aşamaları konusundaki yaklaşım ve tartışmalara yer verilerek teorik bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Daha sonra, Türkiye’de belediyelerin hizmet içi eğitim uygulamaları ve bu konuda yaşanan sorunlardan bahsedilmiştir. Belediye birliklerinin belediyelere yönelik hizmet içi eğitim yaklaşım ve süreçleri ile bu konuda yaşadıkları sorunlar ise Türkiye Belediyeler Birliği ve Marmara Belediyeler Birliği örnekleri üzerinden analiz edilmiştir. Bu kapsamda, örnek olarak alınan birliklerin belediyelere yönelik hizmet içi eğitim stratejileri, eğitim hizmetlerinin birlik organizasyon yapısı içindeki yeri, hizmet içi eğitimlerin kapsamı ve hizmet içi eğitim sürecinin aşamaları (eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, eğitimlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi, eğitimlerin değerlendirilmesi) ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Böylece, söz konusu birliklerin belediyelerin hizmet içi eğitiminde üstlendikleri rol ve bu konuda yaşanan sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Öğe
    Tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinin mali tablolarinin rasyolar yoluyla analiz edilmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ünsal, Nurettin
    Bu çalışmanın temel amacı tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinin mali yapısını rasyolar yardımıyla analiz etmektir. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için söz konusu üretim işletmesinin 2010-2015 yılları arasındaki temel mali tabloları kullanılmıştır. Bu tablolar aracılığıyla likidite rasyoları, kaldıraç rasyoları, aktivite rasyoları ve karlılık rasyoları hesaplanarak sonuçlar aynı işletmenin geçmiş yıl rasyolarıyla karşılaştırılarak analize tabi tutulmuştur. Analiz neticesinde işletmenin likidite rasyolarına göre kısa vadeli borçlarını ödeyebilme konusunda sorun yaşanabileceğini göstermektedir. Ayrıca işletmenin faaliyet sonuçları değerlendirildiğinde etkin ve karlı bir şekilde yönetilmediği görülmektedir.
  • Öğe
    Türkiye telekomünikasyon sektörüne genel bakış
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Kabaklarlı, Esra; Işıcık, Şeyda
    Ülkelerin kalkınma süreçlerinde Telekom sektörünün yapısı ve gelişimi büyük önem taşımaktadır. Artan bilgi erişimi ve büyük veri analizi ekonomik büyümeyi teşvik ederken, uluslararası rekabeti arttırmaktadır. Telekomünikasyon sektörü sürekli yenilik içindedir ve dijital teknolojilere sürekli yatırım gerektirmektedir. Telekomünikasyon hizmetleri, kalkınmanın ilk devrelerinde devlet tekelleri tarafından sunulurken düşük verimlilik ve yüksek maliyet gibi sorunların yaşanmasına neden olmuştur. İktisat tarihinde pek çok gelişmiş ve gelişen ekonomide önce doğal tekel olarak hayata geçen telekomünikasyon sektörü zamanla özelleştirme ile ya özel monopol haline dönüşmüş ya da oligopol yapıya kavuşmuştur. Telekomünikasyon sektörünün rekabete açılması ile artan teknoloji yatırımları sayesinde internet erişim ve veri hızı artarken tüketicilerin faydaları da artış göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye telekomünikasyon pazarında yer alan firmaların mobil ve internet içindeki payları incelenmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye telekomünikasyon sektörünün özelleştirme öncesi ve sonrası gelişimi ile piyasanın rekabet düzeyinin araştırılmasıdır.
  • Öğe
    Göç bağlamında toplumsal uyum göstergeleri
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Topçu, Emel; Büyükbeşe, Tuba
    Bu çalışmada “Mikro Sosyal Uyum Göstergeleri” dahilinde, göçmenler ve ev sahibi toplum arasındaki uyum sorunu ve uyumun makro ve mikro boyut ve göstergeleri analiz edilmiştir. Göç olgusu insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen, uyumun planlı bir şekilde ele alınması oldukça yenidir. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra yoğun göç alan Batı ülkelerinde, 1970’li yıllardan sonra gündeme gelmiş olan uyum kavramı, o zamandan şimdiye kadar geçen dönem içerisinde, kavramın tanımlanması ve ölçümü için çeşitli göstergeler geliştirilmesi eylemlerini içeren bir süreç içine girmiştir. Uyum konusunun günümüzde anlaşıldığı şekli ile tanımlanma ve uyum göstergeleri geliştirme çalışmaları asıl olarak 2000’li yıllardan sonra başlamıştır. Bu çalışmanın, Türkiye’de 2011 yılından sonra çok yoğun bir sığınmacı akınına uğradığımız şu son yıllarda, daha önce göç ülkesi olmamamız dolayısı ile üzerinde çok fazla çalışma yapılmayan uyum alanında yapılacak yeni çalışmalara ışık tutacağı varsayılmaktadır. Çalışma için, uyum konusunun ele alındığı resmi kaynaklar, raporlar, makro uyum konusunda geliştirilmiş göstergeler ve bir AB projesi olan Cross-Borders Intercultural and Societal Entrepreneurs projesi dahilinde geliştirilmiş “Mikro Sosyal Uyum Göstergeleri”, “Uyum ve Ekonomik Refah için Müfredat El Kitabı”, “Yetişkin Eğitimcilerinin Kendilerini Değerlendirme Çerçevesi” gibi çıktılar birincil kaynaklar olarak analiz edilmiştir.
  • Öğe
    Problem çözme beceri eğitiminin sağlık yönetimi öğrencilerinin problem çözme beceri algıları ve atılganlık düzeylerine etkisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Yüksel, Arzu
    Araştırma “problem çözme beceri eğitimi” dersinin sağlık yönetimi öğrencilerinin problem çözme beceri algıları ve atılganlık düzeylerine etkisi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tek gruplu ön test-son test düzeneğinde bir müdahale araştırmasıdır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar döneminde bir sağlık yüksekokulunun ikinci sınıfında öğrenim görmekte olan sağlık yönetimi öğrencileri oluşturmuştur (n=26). Bu çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Yüksekokulu Müdürlüğü’nden yazılı izin alınmış ve araştırma bitiminde öğrenciler sonuçlar konusunda bilgilendirilmiştir. Öğrencilerin Problem Çözme Envanteri ön test toplam puan ortalaması 88,46 ± 16,47 iken son test puan ortalaması 71,15 ± 11,87, ön test puan ortalaması 42,11 ± 9,01 olan yaklaşma/kaçınma alt ölçeği son test puan ortalaması 35,34 ± 6,82, problem çözme yeteneğine güven alt ölçeği ön test puan ortalaması 29,11 ± 8,20 iken son test puan ortalaması 23,26 ± 5,97, ön test puan ortalaması 17,23 ± 3,66 olan kişisel kontrol alt ölçeği son test puan ortalaması 12,53 ± 2,02 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin her dört boyutundaki bu değişimler istatistiksel olarak anlamlı düzeydedir (p<0,05). Öğrencilerin Rathus Atılganlık Envanteri ön test puan ortalaması 120,57 ± 16,87 iken son test puan ortalamasının 129,96 ± 16,85 olduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Araştırma sonuçları problem çözme beceri eğitimi dersinin öğrencilerin problem çözme beceri algılarının ve atılgan davranışlarının gelişmesine katkı sağladığını ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Risk yönetimi olgusunun Kamu Yönetimi ve toplumsal yapıya etkisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ekşi, Ali
    Piyasa temelli üretim şekli toplumların karşı karşıya olduğu riskleri çeşitlendirmiş, risklerin oluşma olasılıklarını ve büyüklüklerini arttırmıştır. Yerel, bölgesel ve küresel boyutta risklerin artması ise toplumların risk toplumuna dönüşmelerine neden olmuştur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, toplumların en önemli kaygılarından birisi, karşı karşıya oldukları risklerin yönetimi olmuştur. Toplumların hayatta kalabilmelerinde karşı karşıya oldukları risklere karşı direnç gösterebilmeleri gerekli olmuş, devletlerinde uluslararası egemenliklerini koruyabilmelerinde riskleri başarı ile yönetebilmeleri gerekmiştir. Çeşitlenen ve büyüyen risklerin yönetimi için güçlü bir kamu yönetimi ile birlikte, sorun çözme kapasitesi olan ve risklere karşı dirençli bir toplum ön koşuldur. Ancak 20. yüzyılın son çeyreğinde kamu yönetimi işletmeciliğinin hakim paradigma olması ile birlikte, devlet küçülmüş, kamu kurumları uzmanlık alanlarına göre parçalanarak ayrışmıştır. Dolayısıyla kamu yönetiminde büyük sorunlara karşı çözüm geliştirme konusunda koordinasyon problemi ortaya çıkmıştır. Tüm bunlarla birlikte, toplumlar karşı karşıya oldukları sorunlar karşısında edilgen bir konuma gelmiş ve riskler karşısında direnç kaybetmişlerdir. Kamu yönetiminde paradigma arayışları ve sivil toplum alanındaki gelişmeler, devletlerin ve toplumların edilgen konumdan çıkıp, sorun çözme kapasitesinin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmanın amacı, piyasacı üretim şeklinin oluşturduğu hasar ve güvenlik açıkları ile artan risklerle birlikte, kamu yönetiminde ve toplumsal yapıdaki değişimin değerlendirilmesidir. Çalışma, özellikle Temmuz 2016 sonrasında Türkiye’de yaşanan süreci ve kamu yönetimindeki değişimi anlamak adına önemli görülmektedir.