Cilt 4, Sayı 2, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Öğe
    Vefatının 500. yılında Yavuz Sultan Selim ve Camalî ailesi ile münasebetleri
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ata, Ramazan
    Yavuz Sultan Selim, Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarlarından birisi belki de birincisidir. Kısa denilebilecek bir sürede devlet sınırlarını üç kata yakın büyüterek, yaptığı uygulamalar ile zirve döneme taşımıştır. Safevîler ve Memlükler karşısında kazandığı zaferler ile doğu sorununu büyük oranda çözmüş ve devletin buradaki sınırlarını güven altına almıştır. Yaklaşık 750 yıllık Abbasî hilafetine son vererek bu görevi Osmanlı hanedanı üzerine almıştır. Şiî meselesi ve Mısır meselesinde en önemli danışmanları ve destekçileri Cemalî Ailesi’nin birer üyesi olan Osmanlı’nın iki ve üç numaraları Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa ve Zenbilli Ali Efendi olmuştur. Bu iki devlet adamının destekleri ile Şiî tehdidi altında dağılma noktasına gelen devleti kökten çözümlerle tekrar zirveye çıkararak dünyanın en büyük devleti haline getirmiştir. Tarihin en sert yöneticilerinden birisi olmasına rağmen Pîrî Mehmed Paşa ve Zenbilli Ali Efendi ile genellikle saygın bir iletişimi olmuştur. Bu saygının nedeni onların âlim bir ailenin saygın üyeleri olarak devletin bekası için gösterdikleri bitmez tükenmez gayretleri olmalıdır. Aslında Safevîler, Osmanlılar için daha önce devleti dağılmanın eşiğine getiren Timur istilasından daha tehlikeliydi. Çünkü bunlar Anadolu’daki göçebe Türkmenler tarafından da gönülden destekleniyorlardı. Ama tehlikenin büyüklüğünü çok iyi bilen Cemalî Ailesi üyelerinin Yavuz tarafından önemli görevlere getirilmesinin katkılarıyla idarî, dinî ve tasavvufî alanlarda alınan tedbirler bu tehlikenin yayılması engellemiştir. Özellikle Cemalî Ailesi’nin tarikatı diyebileceğimiz Halvetîlik Şiîliğin Anadolu’da yayılmaması konusunda koruyucu bir aşı görevi görmüştür.
  • Öğe
    VZA ve Tobit model ile kamu ağız ve diş sağlığı merkezleri performanslarının incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Yüksel, Oğuzhan
    Ağız ve diş sağlığı, genel sağlık ve yaşam kalitesinin göstergelerindendir. Ağız ve diş hastalıkları küresel halk sağlığı problemlerinden olup, en sık görülen bulaşıcı olmayan hastalıklardandır. Bu araştırmanın amacı, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri (ADSM)’nin 2014-2018 dönemindeki etkinlik düzeylerini saptamaktır. Araştırmada yöntem olarak, ADSM’lerin teknik verimliliğini ölçmek için Veri Zarflama Analizi (VZA) CCR yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca etkinliğe etki eden faktörlerin tespit edilebilmesi için Tobit analizi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de, 2014-2018 yılları arasında faaliyetini aralıksız sürdürmüş, ünit sayısı 50 ve üzerinde olan Sağlık Bakanlığı’na bağlı ADSM’ler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçilmemiş, evrenin tamamına ulaşılmıştır. Girdi olarak ünit sayısı ve toplam diş hekimi sayısı; çıktı olarak ise muayene sayısı, diş çekimi sayısı, konservatif tedavi sayısı, endodontik tedavi sayısı değişkenleri kullanılmıştır. 2014-2018 VZA verimlilik skorları yıllara göre sırasıyla ortalama 0,750, 0,782, 0,759, 0,733, 0,716 olarak tespit edilmiştir. VZA’da elde edilen etkinlik skorları bağımlı değişken olarak alınarak Tobit analizi yapılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. 2018 yılına ait VZA sonuçlarında; girdi değişkenlerinden ünit sayısının %21,81 ve toplam diş hekimi sayısının %24,17 oranında azaltılması önerilmektedir. Çıktı değişkenlerinden endodontik tedavi sayısının %34,59, muayene edilen hasta sayısının %3,45 ve konservatif tedavi sayısının %2,77 oranında artırılması gerektiği görülmektedir.
  • Öğe
    Travma sonrası stres bozukluğuiİçin EMDR: Bir olgu sunumu
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Şener, Özlem; Sağlam, Sezen
    Travma sonrası stres bozukluğu, travmatik olayı tekrar tekrar yaşama, aşırı uyarılmışlık hali ve travmayla ilişkili uyaranlardan kaçınma şeklinde görülen, travma sonrasında gelişen bir ruhsal bozukluktur. EMDR, ise farklı psikoterapi yaklaşımlarının öğelerini kapsayan, standartlaştırılmış tedavi prosedürleri bulunan, bütüncül bir psikoterapi yöntemidir. Bu çalışmada EMDR tedavi yönteminin travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin tedavisinde etkili, güçlü ve kısa süreli bir terapi yöntemi olduğu, ilişki sorunlarının travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ürettiği ve aldatılma sonrasında beş aydır travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösteren bir olgunun tedavi süreci ele alınmıştır. Araştırmanın sonunda yapılan tedavinin başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca EMDR tedavi sürecinde travmatik yaşantıya dair rahatsız eden sahnelerin ve tetikleyicilerin çalışılmasının %80 oranında travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin ortadan kalkmasında etkili olduğu, danışanın erken çocukluk dönemine ait olumsuz yaşantılarının çalışılması sonucunda belirtilerin tamamen ortadan kalktığı görülmüştür.
  • Öğe
    Hegemonik yaklaşımların eleştirisi ve güç yorumu
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Gürdal, Elif
    Uluslararası ilişkiler literatüründe hegemonya kavramı, Soğuk Savaştan sonra farklı yaklaşımlar üzerinden istikrar ve dünya düzeni açısından incelenmiştir. Ancak bu analizler içerisinde farklı araçlar öncelikli olmuş ve düzen ile güç anlayışı her bir kurama göre farklı açılardan değerlendirilmiştir. Hegemonya kavramını doğrudan analiz eden dört hegemonya görüşü vardır. Bu çalışmada, her bir görüşün mevcut uluslararası ilişkiler yapısının hegemonya anlayışını analiz etmede ne derecede yeterli olduğu ve aldıkları eleştirilerin hangi açılardan geldiği değerlendirilmeye çalışılmıştır. Karşılaştırmalı bir kavramsal çalışma olarak, uluslararası sistemin tek bir kuram üzerinden yorumlanamamasındaki zorlukların sebeplerini irdelemek amaçlanmıştır.
  • Öğe
    Covid-19 salgınında türkçe ve ingilizce ünlülerin damlacık yayılımlarına dair fonolinguistik bir karşılaştırma
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Kılıç, Ensar
    SARS-CoV-2 virüsünün (şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüsü 2) damlacık yoluyla bulaşması sonucunda meydana gelen 2019 Covid-19 küresel salgını, konuşma seslerinin bu virüsün yayılmasında ne denli etkili olduğunu tartışmaya açmıştır. Bu konuda özellikle İngilizcedeki konuşma sesleri üzerine çalışmalar yapılmış olsa da Türkçe konuşmanın damlacıkların yayılımına etkisi hususunda herhangi bir bilimsel yayın yoktur. İşte bu makalede Türkçenin hece ve fonolojik sisteminin en önemli sesletim parçalarından olan ünlüler, İngilizcedeki ünlülerle daha önce yapılmış bilimsel çalışmalardan elde edilen veriler kullanılarak F1 ve F2 frekans değerleri bakımından fonolinguistik bir yaklaşımla karşılaştırılmıştır. Ayrıca ana dili Türkçe olmakla birlikte Amerikan veya Britanya İngilizcesini sonradan öğrenip yabancı dil olarak konuşan kişilerin ünlüleri boğumlarken kullandığı frekans değerleri, Türkçedeki ve İngilizcedeki ünlü fonemlere ait değerlerle mukayese edilmiştir. Aynı zamanda ünsüzlerin damlacık yayılımı konusundaki etkileri, ünlü seslerle olan ses birleşimlerine dair münasebetleri bağlamında tartışılmış; günlük hayatta sıkça yüksek sesle telaffuz edilen temel seslenme ve esenlik sözlerinin fonolojik varlığı ve bu kelimelerin damlacık yayma potansiyelleri -ses sıklık listelerinin de yardımıyla- değerlendirilmiştir. Bu karşılaştırma ve değerlendirmeler neticesinde ünlülerin birçoğunun boğumlanması esnasında Türkçenin İngilizceden oransal olarak daha düşük frekans değerleri ürettiği sonucuna varılmıştır. Ancak Türkçedeki “merhaba, anne, baba” gibi temel seslenme ve esenlik sözlerinin yüksek oranda damlacık yayılımı oluşturan fonemlerden oluştuğu anlaşılmıştır. Yine damlacık yayılımı yüksek birçok sesin Türkçede en sık kullanılan fonemlerden olduğu ve bu seslerden gündelik konuşma sırasında sıkça faydalanıldığı görülmüştür. Bu nedenle ünlülerin frekans değerleri bakımından Türkçe, birçok kez İngilizceden daha düşük değerlere ihtiyaç duysa da bu durum Türkçenin İngilizceden daha az damlacık yayan bir dil olduğu yönünde kesin bir kanıt sağlamamaktadır.