Proje Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Öğe
    Yeni bir hetereohalka grubu; tiyoürefurazanlar ve biyolojik özelliklerinin incelenmesi
    (TÜBİTAK KBAG Proje, 2017) Kurt, Gülşah; Sevgi, Fatih
    Bu projede; yeni tiyoürefurazan bileşiklerinin, sentez çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla literatür de sık karşılaşılmayan yeni ve toksik olmayan bir metotla, çıkış maddesi olan dikloroglioksimin sentezi, yüksek verimle gerçekleştirilmiştir. Dikloroglioksimin çözelti ortamında sodyum karbonatla muamelesiyle elde edilen oldukça reaktif ?di-siyan-dioksit? ile ticari olarak temin edilen veya yeni sentezlenen tiyoürelerin, oksimlenme reaksiyonları çalışılmıştır. Çalışmalar neticesinde; sadece ticari tiyoürelerden ?N,N?-difeniltiyoüre? bileşiğinin dioksimi literatürün aksine düşük verimlerle elde edilebilmiştir. Tiyoürelerin, sodyum asetat, sodyum karbonat, sodyum bikarbonat, trietilamin gibi farklı baz türleri, tetrahidrofuran, etanol, diklorometan, asetonitril gibi farkli çözücü ortamları ve farklı sıcaklık koşulları altında çok sayıda oksimleme deneyleri yapılmıştır. Bu denemelerden sadece yeni sentezlenen tiyoüre türevlerinden (T1) maddesinin dioksimi elde edilmiştir. Yapılan denemelerden tiyoürelerin kükürt atomuyla dikloroglioksim arasında meydana gelebilecek etkileşimlerle bozulmalara uğradığı düşünülmektedir. Özellikle erime noktaları yüksek çözünmeyen ürünlerin izole edilmesi ve aynı zamanda elementel ve spektroskopik verilerdeki tutarsızlıklar, polimerleşme ürünlerinin oluştuğunu düşündürmektedir. Elde edilen dioksimlerin hedeflenen furazanlara dönüştürülmesi için mikrodalga dehidrasyon metotlarından faydalanılmıştır. Dioksimlerin kapalı kapta ve yüksek sıcaklık altında bazik dehidrasyonundan sonuç alınamazken çözücüsüz ortamda silika jel destek ortamında mikrodalga dehidrasyonundan hedeflenen tiyoürefurazan bileşiklerinden ?4,6-difenil-4H-imidazo[4,5-c][1,2,5]okzadiazol- 5(6H)-tiyon? elde edilmiştir. Ayrıca hedeflenen tiyoüre- furazanların oksimlenme gerektirmeyen sentezi için alternatif yollar da denenmiştir. Bunun için literatürlerde tiyoürelerin diaminlerle olan kondensasyon reaksiyonları model alınarak denemeler yapılmıştır. Diamin bileşiği olarak diaminofurazan sentezlenmiş ve CS2 ve diğer tiyoürelerle kondensasyon çalışmalarına yoğunlaşılmıştır. Fakat izotiyosiyanatlar ile diaminofurazanın etkileşimi dışında, diaminofurazanın kararlılığı ve düşük reaksiyon kabiliyeti tiyoürelerin diaminofurazanla kondensasyon ürünleri oluşturmasını engellemiştir. Elde edilen tiyoürefurazan bileşiğinin biyolojik aktivitesi ise disk diffüzyon ve broth mikrodilüsyon metotları kullanılarak yapılan antibakteriyel etki çalışmalarıyla ortaya konmuştur. N,N?-difeniltiyoüre bileşiğinden elde edilen tiyoürefurazan, öncülü olan dioksime göre test edilen bakteriler üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur. KaynakçaProjeden Çıkan YayınlarProjenin Atıfları
  • Öğe
    İletken polimer/metal nanokompozit yapılarının hidrojen üretiminde elektrokatalitik aktivitelerinin incelenmesi
    (TÜBİTAK, 2016) Balun Kayan, Didem
    Günümüzün en büyük problemlerinden biri, enerji gereksiniminin karşılanmasında çok büyük oranda fosil yakıtların kullanılmasıdır. Artan enerji ihtiyacının fosil yakıtlardan sağlanması, çevresel problemlere yol açtığı gibi, enerji maliyetinin de artmasına neden olacaktır. Bu problemlerin çözümü ancak sürdürülebilir enerji kaynakları kullanımıyla gerçekleştirilebilecektir. Bu yüzden bol miktarda bulunan hidrojen, temiz ve ideal bir yakıt olarak geleceğin enerji kaynağı olarak düşünülmektedir. Genellikle doğal gazın buhar reformasyonu ile elde edilen hidrojen gazı üretiminin en basit yolu suyun elektrolizidir. Suyun elektrolizi ile hidrojen üretiminde karşılaşılan en büyük problem, elektrokimyasal sistemde oluşan aşırı gerilim nedeniyle maliyet artışıdır. Bu dezavantajın giderilmesi için son yıllarda katalitik etkinlikleri yüksek metaller ile hazırlanan elektrot materyalleri geliştirilerek daha düşük aşırı gerilimli, elektrokimyasal olarak daha aktif elektrotlar elde edilmeye çalışılmaktadır. Kitosan, son yıllarda yaygın kullanılan en önemli doğal polimerlerdendir. Kimyasal olarak inert olması, yüksek mekanik dayanıklılığı, biyolojik olarak parçalanabilmesi, yüksek kaliteli film oluşturabilmesi, diğer materyallerle kompozit oluşturabilmesi ve en önemlisi düşük maliyeti, bu doğal polimerin kullanım alanını arttırmıştır. Diğer taraftan çeşitli iletken polimerlerle modifiye elektrotlar üzerine metal nanopartiküller kontrol edilebilir boyutlarda biriktirilebilmektedirler. Böylelikle katalitik açıdan önemli nanoparçacıkların, kompozit yapıya katalitik aktivite kazandırması amacıyla iletken polimerler destek ortamı olarak kullanılmaktadırlar.
  • Öğe
    Kolesterol baskılanmış polimerik membranların tasarımı ve üretilmesi
    (TÜBİTAK, 2008) Odabaşı, Mehmet; Yavuz, Handan; Uzun, Lokman
    Kolesterolün insan sağlığı için olumsuz etkileri bilinmektedir. Dolayısıyla, kolesterol veya safra tuzlarına seçici, klinik olarak etkin ve biyouyumlu adsorbentlerin geliştirilmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Moleküler baskılanmış polimerlerin seçimli olarak kolesterol uzaklaştırılması için kullanılmasına yönelik çalışmalar mevcuttur. Bu yöntem kalıp molekül etrafında fonksiyonel monomerlerin kovalent veya non-kovalent olarak organize olması ve fazla miktarda çapraz bağlayıcı ilavesiyle polimerizasyon gerçekleştirilerek, şekil ve boyut olarak kalıp moleküle özgü bağlanma bölgeleri içeren adsorbentin elde edilmesi esasına dayalıdır. Bu çalışmada spesifik kolesterol bağlanması için, kolesterol baskılanmış poli(2- hidroksietilmetakrilat-co-metakrilamidotriptofan) [p(HEMA-co-MATrp)] membranlar hazırlanmıştır. Fonksiyonel monomer olarak seçilen N-Metakroil-(L)-triptofan (MATrp), L-triptofan ve metakroil klorürün reaksiyonundan elde edilmiştir. MATrp monomeri metanol içerisinde çözülmüş ve farklı kalıp-fonksiyonel monomer (Kolesterol-MATrp) oranlarında kompleks oluşturulmuştur. Karışım oda sıcaklığında 3 saat karıştırılmıştır. Daha sonra karışıma HEMA ve etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) eklenmiştir. Por yapıcı ajan olarak toluen ve başlatıcı olarak da AIBN ilave edilerek son karışım vorteksde 10 dakika kadar karıştırılmıştır. Oluşan karışım 6 cm çapındaki petrilere dökülerek 365 nm dalga boyunda UV-ışını altında polimerleştirilmiştir. Oluşan yaklaşık 100-150 µm kalınlığındaki membranlar etanol ve su ile yıkanmıştır. Daha sonra membranlar vakum etüvünde 50°C’da 24 saat süre ile kurutulmuştur. Kolesterol baskılanmamış poli(HEMA-MATrp) polimerik membranların hazırlanmasında, polimerizasyon ortamında kolesterol eklenmeksizin, yukarıda verilen yöntem aynen uygulanmıştır. Kalıp molekül kolesterolün uzaklaştırılması için kolesterol baskılanmış membranlar 15 mL kloroform ilave edilerek bir rotatör ile 48 saat karıştırılmıştır. Bu işlem yapıdan kolesterol sızması gözlenmeyene dek sürdürülmüştür. Kolesterol miktarı HPLC ile tayin edilmiştir. Kolesterol baskılanmış membranlar elementel analiz, FTIR, şişme deneyi, yüzey alanı ölçümü, NMR ve SEM ile karakterize edilmiştir. Adsorpsiyon deneyleri kesikli sistemde gerçekleştirilmiştir. Adsorpsiyon ortamı olarak metanolde çözünmüş kolesterol ve yapay barsak çözeltisi kullanılmıştır. Seçicilik vi deneyleri için yarışmacı ajan olarak estradiol ve stigmasterol kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar kısaca şu şekildedir: kolesterol baskılanmış (MIP) membranların denge şişme oranları sırası ile su içerisinde % 35-96 toluende ise % 78-98; aralığındadır. NIP membranların denge şişme oranları ise suda % 30-45, toluende ise % 55-75 dir. Polimerizasyon karışımına eklenen MATrp monomerinin miktarının artmasıyla yapıya giren MATrp miktarının arttığı elementel analiz verileri ile gözlenmiştir. SEM fotoğrafları MIP membran yüzeyinin, NIP membran yüzeyine göre daha pürüzlü ve gözenekli olduğunu göstermiştir. MIP ve NIP membranların yüzey alanları sırasıyla 36.5 m2 /g ve 13.7 m2 /g olarak bulunmuştur. MIP membranlardan kalıbın uzaklaştırılması polimerizasyon ortamına konulan kolesterol miktarına bağlı olarak %82-88 oranında gerçekleşmiştir. Kolesterol derişimi arttıkça adsorpsiyon kapasitesinde artış gözlenmiş ve 2.0 mg/ml kolesterol derişiminde plato değerine ulaşılmıştır. Yapay barsak çözeltilerinden kolesterol adsorpsiyonunda da benzer davranış gözlenmiştir. Baskılanmış membranların estradiol ve stigmasterole göre kolesterole karşı sırasıyla 2.13 ve 1.96 kat seçici olduğu gösterilmiştir. Adsorbentin tekrar kullanılabilirliğini incelemek üzere aynı MIP membranlar on kez adsorpsiyon-desorpsiyon döngüsünde kullanılmış ve kolesterol adsorpsiyon kapasitelerinde önemli bir azalma olmadığı gözlenmiştir.