Cilt 4, Sayı 7, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Dilden düşünceye(Aksaray Üniversitesi, 2017) Hanefi, Hasan; Hacıbekiroğlu, AbdullahBu makale en genel ifadesiyle dil-düşünce ilişkisini incelemektedir. Yazara göre geçmişteki dil bilginlerinin büyük çoğunluğu ve Arap dil kurumları, dili lafız ve terkiplerden ibaret görmektedir. Oysa dil kullanım içindir, anlaşma ve iletişimin kendisiyle yapıldığı bir araçtır. Dil, doğası gereği yasalaştırma, karmaşıklık ve şekilciliğe karşıdır. Bütün dillerde sabit ve değişken unsurlar vardır. Sabit, dilin nesiller arasında varlığını devam ettirmesini, değişken ise dilin değişen olguların verilerine göre sürekli yenilenme ve adaptasyonunu ihtiva eder. Arap dünyasında fasih (standart) dil ve âmmice şeklinde iki dillilik baş gösterince Arap dil kurumları fasih dili savundular. Buna karşılık bazı kesimler de âmmiceyi savunma noktasında direnç gösterdiler. Dil kurumlarının fonksiyonu âmmicenin aşırılığına karşı fasih dili korumakla sınırlı kaldı. Hasan Hanefî dilin çok zengin ve geniş bir sistem olduğunu izah ettikten sonra Arap dil kurumlarının dilden düşünceye ve düşünceden âleme dönüşümü/değişimi için gerekli bir programa sahip olmadığını iddia etmektedir. Bazı kelime ve kavramlar üzerinden dil-düşünce ilişkisini irdelemeye devam eden Hasan Hanefî’ye göre dil-düşünce problemlerinin çözümlenmesi veya minimize edilmesi dilcilerin omuzundadır.Öğe الفصل الثالث من كتاب نقد الأفكار في رد الأنظار لملاخسرو: دراسة و تحقيق(Aksaray Üniversitesi, 2017) Almadani, Anasيحتوي الكتاب على مجموعة من المسائل في ستة علوم: (في التسمية، و في أخبار النبوة، وفي الفقه، وفي الأصول، وفي البلاغة، وفي المنطق). يعتبر الكتاب من كتب المحاكمات يحتوي على أسئلة والردود، وكان سبب تأليفه أن علاء الدين الرومي (ت. ٨٤١ هـ) جمع عشرة مسائل في كل علم من العلوم الستة، فأجاب عنها سراج الدين التوقيعي (ت. ٨٨٦ هـ)، ثم إن الملا خسرو (ت. ٨٨٥ هـ) أعاد الإجابة عليها، فكان طابع الكتاب أشبه بالمناظرة العلمية. ولإظهار القيمة العلمية للنص المحقق قدمت له بقسم دراسي، في ثلاثة فصول: تناولت في الفصل الأول: التعريف بالمؤلف (اسمه، ونسبته، وصفته، وشيوخه، وتلاميذه، ومناصبه، ومؤلفاته). وفي الفصل الثاني: التعريف بالكتاب، وبالنص المحقق (سبب تأليف الكتاب، ومنهج المؤلف في الكتاب، وفي النص المحقق).أما في الفصل الثالث، فتناولت فيه: وصف النسخ الخطية المستخدمة في التحقيق، ومنهج الباحث في التحقيق.Öğe الفصل الاول من كتاب نقد الأفكار في رد الأنظار لملاخسرو: دراسة و تحقيق(Aksaray Üniversitesi, 2017) Şen, Mustafa(نقد الأفكار في رد الأنظار) الفصل الاول في القران والتسمية للإمام محمد بن فرامرز الرومي الحنفي الشهير بملا خسرو(ت. ٨٨٥هـ) -دراسة وتحقيق- هذه الدراسة هي تحقيق لفصل كتاب نقد الافكار في رد الأنظار فيما يتعلق بالقرآن. كتبه الفقيه الحنفي الشهير مولا خسرو الذي يشتهر باسم المنطقي واللغوي. هناك ستة فصول في الكتاب: القرآن الكريم، أخبار النبوة، والفقه، والأصول، والبلاغة، والمنطق. في هذا الكتاب، وكان سبب تأليفه أن علاء الدين الرومي (ت. ٨٤١هـ) جمع عشرة مسائل في كل علم من العلوم الستة، فأجاب عنها سراج الدين التوقيعي (ت. ٨٨٦هـ)، ثم إن الملا خسرو (ت. ٨٨٥هـ) أعاد الإجابة عليها، فكان طابع الكتاب أشبه بالمناظرة العلمية.Öğe رسالة أسرار الوضوء لجمال الخلوتي: دراسة و تحقيق(Aksaray Üniversitesi, 2017) Furkani, Mehterhanتشتمل هذه الدراسة تحقيق ودراسة رسالة "أسرار الوضوء" لمحمد بن محمود الملقب بجمال الخلوتي (ت. ٨٩٩ه/١٤٩٤م). كان شيخا كبيرا، متصوفا، وهو الذي اسس الطريقة الجمالية، وله تاليفات كثيرة في علوم مختلفة، منها رسالة "أسرار الوضوء" التي عثرتُ على نسخ خطية كثيرة في مكتبات مختلفة للمخطوطات في تركيا، ووجدت أيضا بعض نسخ خطية أخرى مسجلا بهذ الاسم؛ ولكن ليست لها أيّ علاقة مع هذه الرسالة. وفي هذه الرسالة قسَّم المؤلف الوضوء إلى الظاهري والباطني، وبيَّن أسرار الوضوء والعلاقات بين الوضوء الظاهري والباطني، وأفاد بان كل عضو من الاعضاء المأمورة بغسلها فى الحقيقة إشارة الى لزوم تطهير عضو من اعضاء معنوية. كما صنف الصلاة الي الصورية والحقيقية وقال الصلاة الصورية هي المعروفة والصلاة الحقيقية هي وصول السالك الي ربه عز وجل. وصرح المؤلف بأن الطهارة المعنوية شرط لصحة الصلاة الحقيقية كما أن الوضوء الظاهري شرط للصلاة الصورية. وفي آخر الرسالة إشار الى بعض قواعد اللازمة للسالك .(salat)Öğe Hamevî’nin İthâfü’l-Ezkiyâ Bi Tahkîki Mes’eleti ‘İsmeti’l-Enbiyâ adlı risalesi(Aksaray Üniversitesi, 2017) Hanay, Necattin; Bayer, İsmailİsmet-i enbiyâ (peygamberlerin günahtan korunmuşluğu) meselesi, İslam düşünce tarihinde erken dönemlerden itibaren varlığını hissettiren konulardan biridir. Şihabüddîn Ahmed b. Muhammed el-Hamevî’ye (ö. 1098/1687) ait İthâfü’l-ezkiyâ bi tahkîki mes’eleti ?ismeti’l-enbiyâ adlı risale, bu alandaki müstakil eserlerden biridir. Mutezilî-Hanefî âlimlerinden Muhtâr b. Mahmûd ez-Zâhidî (ö. 658/1260) tarafından nakledilen “bazı peygamberlerin bazen günah işledikleri”ne dair itikadî görüş, İbn Nüceym (ö. 970/1563) tarafından Sünnî-Hanefî dünyasının önemli eseri olan el-Eşbâh ve’n-nezâir’e taşınmış ve bu sebeple özel bir dikkat celp etmiştir. Elinizdeki çalışma, Hamevî’nin ilgili görüşü tartıştığı risalesine dair bir incelemeyi ve eserin tenkitli tahkikini sunmaktadır. Müellif konuyla ilgili günah kavramını küfür, yalan ve diğer günahlar tasnifi altında değerlendirmekte; yine günahları büyük ve küçük, kasten ve sehven, te’vîl hatasına dayanan ve dayanmayan, saygınlığı zedeleyen ve zedelemeyen, yasal yaptırımı olan ve olmayan, başlanılan veya devam ettirilen, vahiyden önce ve sonra ayırımına tabi tutarak konunun çözümüne adım adım gitmektedir. Diğer bir ifadeyle çözüme giden yolda, değinilen görüşün pratikteki karşılıkları üzerinden daha somut bir zemin oluşturulmaktadır.Öğe Cemâleddîn Aksarâyî’ye nispet edilen Hâşiye ale’l-Keşşâf’ta ayetlere dilbilimsel yaklaşımlar(Aksaray Üniversitesi, 2017) Kaya, MehmetDilbilimsel tefsir Kur’an yorumunda müfessirin ilk başvurduğu ve de tarihsel açıdan en kadim yöntemdir. Mutezilî düşünce biçimini ayetler üzerinde uygulamayı hedefleyen bir tefsir olarak Zemahşerî’nin el-Keşşâf adlı eseri, bu özelliğiyle eleştirilse de barındırdığı eşsiz dilbilimsel yorumlar sebebiyle hemen her anlayıştaki müfessirin başvurduğu bir kaynak olma hüviyetine sahiptir. Bu özelliği sebebiyle üzerinde birçok muhtasar, şerh ve haşiye çalışması yapılmıştır. Keşşâf haşiyelerinden biri de Manisa İl Halk Kütüphanesi Manisa Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu 45 Ak Ze 422 numaralı arşivde kayıtlı Cemaleddin Aksarâyî (ö. 791/1388)’ye nispet edilen Hâşiye ale’l-Keşşâf’tır. Yaptığımız araştırmada bu eserin, Beyzâvî (ö. 638/1286)’nin Envâru’t-tenzîl’i üzerine yazılmış bir haşiye olduğunu ve de yazarının Cemâleddin İshâk el-Karamânî (ö. 933/1527) olduğunu tespit etmiş bulunmaktayız. Eserde ayetler dilbilimsel açıdan kelime anlamı, iştikak sarf, nahiv ve belagat ilmi açısından yorumlanmış, sıkça kelimenin irab farklılığına ve bu durumda ortaya çıkan anlam farklılıklarına değinilmiştir. Biz bu çalışmada Cemâleddîn Aksarâyi’ye nispet edilen Hâşiye ale’l-Keşşâf adlı eserdeki ayetlerin dilbilimsel yorumlarını inceleyeceğiz.Öğe Kerbelâ’yı yaşamış şiirler: “Hz. Hüseyin” ve “öteki” portreleri yönüyle Kerbelâ olayının arap şiirindeki ilk yankıları(Aksaray Üniversitesi, 2017) Fidan, İbrahimHz. Hüseyin ve yakınlarının, Emevî iktidarı tarafından, Kerbelâ’da katledilmesi Müslümanları derinden sarsmış, Müslüman milletlerin edebiyatlarında yankı bulan bu olay hakkında, manzum ve mensur, çok sayıda ürün verilmiştir. Olayın Arap coğrafyasında cereyan etmesi sebebiyle, bu konudaki ilk şiir örneklerinin Arap edebiyatında, olayın vukuu esnasında ortaya çıktığı görülmektedir. Şiirler, Hz. Hüseyin’in Kûfe’ye yolculuğu anından itibaren Kerbelâ olayını bizatihi yaşamış, hadiseye tanıklık etmiş ve bulundukları zaviyeden bir biçimde olaya dönük hissiyatın tercümanı olmuştur. Bu çalışmada, Kerbelâ olayı ile ilgili ilk söylenen şiirlerden örnekler seçilmiş, çalışma, olayın vukuu esnasında, hemen akabinde ve yine bu olayla ilintili olan Tevvâbûn ve Muhtar es-Sekafî hareketleri çerçevesinde söylenen şiirler ile sınırlandırılmıştır. Söz konusu şiirlerdeki Hz. Hüseyin portresi ve öteki imajına dair tespitlerde bulunmak amacıyla yapılan bu çalışmada aynı zamanda şiirlerin edebî değerine yönelik değerlendirmeler de yer almaktadır.Öğe Bergson felsefesinde bilinç, süre, madde ve evrim ilişkisi bağlamında hayat(Aksaray Üniversitesi, 2017) Cengiz, Ceyhun AkınBu çalışmada Fransız filozof Bergson’un hayat ve hayat hamlesi anlayışı çerçevesinde bilinç, bellek, süre, madde ve evrim arasında kurduğu ilişki açıklanmaya çalışılacaktır. Onun metafizik hakkındaki görüşlerinin esasını hayat ve hayat hamlesi anlayışı oluşturmaktadır. Bergson hayat hamlesi anlayışı çerçevesinde, birbirinden kopukmuş gibi görünen süre, evrim, bilinç ve bellek kavramlarının arasında bağlantı kurduğu gibi bunların ne olduklarını, nasıl oluştuklarını, birbirleri, mekân ve madde ile olan ilişkilerini de açıklamıştır. Bergson hayat hamlesi kavramı ile esasında hayatı da ifade etmektedir. Bu kavramların hepsi birbirlerinden neredeyse ayrılamayacak olmalarından dolayı, birinden bahsedilirken bir anlamda diğerleri de dile getirilmiş olunur. Bergson, bu kavramların yapılarını, kendi felsefi iddiasının temeli olan niteliksel olarak iç içe geçmeyi en iyi şekilde kullanarak, birbirlerine bağlamıştır, böylece bu kavramlar aracılığıyla varlığı bir bütün olarak sunabilmiştir. O, bu yaklaşımını psikolojik ve biyolojik esaslara dayalı bir şekilde oluşturmuştur. Döneminin bilimsel gelişmeleri karşısında mekanik veya finalist bir bakışla varlığın/hayatın değerlendirilemeyeceğini iddia eder. Çünkü ona göre varlıkta/hayatta özgürlük kendisini hâkim kılmaya çalışır. Bergson’un görüşleri bu makalede eleştirel olarak incelenmeye çalışılmıştır.Öğe Tanrı’nın gizlenmesine dair farklı yaklaşımlar(Aksaray Üniversitesi, 2017) Türkben, YaşarTanrı’nın gizlenmesiyle ilgili problemin farklı boyutları bulunmaktadır. Bazı düşünürler ve mistikler O’nu farklı şekillerde tecrübe ettiklerini iddia edebilirler. Bazı filozoflar O’nun varlığını bütünüyle yadsıdıkları için hissî olarak müşahede edilememesini mesele olarak görmüyor da olabilirler. Ancak bu çalışmada mesele bu açıdan değil, teizmin öngördüğü Tanrı’nın neden hissî olarak idrak edilemediği hususu ele alındı. Bu konuda öne sürülmüş farklı görüşler bulunmakla beraber, belli başlı iki görüşü, özgür irade ve Tanrı’nın ontolojik olarak farklı olduğu şeklindeki tezler bazı düşünürlerin görüşleri çerçevesinde ortaya konulmaya çalışıldı. Düşüncelerini ele aldığımız İslam mütekellimi Mâturîdî, Tanrı’nın kendisini gizlemesini bu dünyanın bir tür imtihan dünyası olmasıyla açıklamaktadır. Onun bu düşünceleri ana akım İslam’ın genel olarak bakış açısını yansıtmaktadır. Teist düşünürlerden olan J. Hick ve R. Swinburne ise konuyu özgür irade etrafında tartışmaktadır. Onlara göre insanların kararlarını özgürce verebilmeleri için Tanrı’nın kendisiyle insanlar arasında belli bir mesafe koyması zorunludur. Filozoflar Plotinus ve Nicolaus Cusanus ise Tanrı’nın gizlenmesini, Tanrı ile insan arasındaki ontolojik farklılıkla açıklama yoluna gitmektedir.Öğe Hz. Peygamber’in islâm tebliğine karşı şair ve siyasî liderlerin ilk tavırları ve şiir alanında yaşanan gelişmeler(Aksaray Üniversitesi, 2017) Şimşir, MehmetSiyasî lider ve şairler toplumların önemli şahsiyetleridir. Siyasî liderler, toplumun malî ve idarî tasarruf kuvvetini, şairler ise toplumun duygu ve heyecan gücünü ellerinde bulundururlar. Dolayısıyla her iki kesim de toplumu yönlendirme gücünü hâizdir. Ayrıca ellerinde bulundurdukları bu güçler nedeniyle çeşitli menfaat ve imtiyazlara da sahip olmuşlardır. İslâm’ın gelmesinin hemen öncesinde Arap toplumu için de durum farklı değildir. Kabile lider ve şairleri yüksek statüye sahibi olmuşlardır. Ancak, İslâm’ın getirdiği ilkeler, Arap siyasî liderleri ve şairlerinin çeşitli imtiyazlarını ellerinden alır mahiyetteydi. Bu yüzden Hz. Peygamber’in tebliğine ilk günlerde en sert tepkiyi siyasî lider ve şairler vermişlerdir. Bunlara karşılık olarak Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber de çeşitli tedbirler almış, cevaplar vermişlerdir. Zaman içerisinde, İslâmî açıdan her iki kesimin konumu ve değeri gerçek mahiyeti ile ortaya konulmuştur. Biz bu çalışmamızda; hemen öncesindeki durumla başlayarak, İslâm’ın ilk günlerinde şiir, şair ve siyaset ilişkisinin, zaman içerisinde ne gibi farklılıklar göstermiş olduğunu temel kaynaklardan hareketle ortaya koymaya çalışacağız.Öğe Şemsuddin es-Semerkandî, mâturîdîlik, iman, küfür, amel(Aksaray Üniversitesi, 2017) Türkmen, HasanKelâm ilminin temel konularından olan îman-amel ilişkisi, esasında mümin kimsenin büyük günah işledikten sonra hâlâ o vasfı taşıyıp taşımadığı sorunudur. İlk bakışta bu konu, farklı biçimlerde çalışılmaya müsait bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu açıdan bir sorun olarak bu konu, belli bir ekolün ya da âlimin görüş ve düşünceleriyle sınırlanabileceği gibi, belirli bir dönemle sınırlı olarak da çalışılabilir. Böylelikle çalışma sürecinde verilen konu başlığı, ister istemez çalışmaya yönelik kendi içinde belli bir çerçeve çizme ve sınırlamayı öngörmektedir. Çizilen bu çerçeve ve sınırlama, çalışmanın yöntem ve içeriğini belirlemekle birlikte konuyu bir sorun olarak teolojik ve dilsel düzeyde ele almayı gerektirir. Bu çalışmada, Mâturîdî geleneğin Mâverâünnehir bölgesindeki önemli âlimlerinden olan Şemsuddin es-Semerkandî’nin îman-amel ilişkisini gerek kendi yaklaşımları gerekse alternatif yaklaşımları dikkate alarak hangi bağlamda ele aldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.Öğe Din-birey ve toplum ilişkisi üzerine (Ünver Günay, Peter Berger, E. M. Hamdi Yazır örneği)(Aksaray Üniversitesi, 2017) Özdemir, MustafaDin-toplum ilişkisi hakkında birçok gözlem ve değerlendirme yapılmıştır. Maalesef yapılan değerlendirmelerde din ve topluma yaklaşımlarda “indirgemeci” ve “genellemeci” diyebileceğimiz bir tavır, din-toplum ilişkisini dengeli ve sağlıklı bir şekilde okumanın önüne geçmiştir. Ünver Günay “subjektif dini tecrübenin objektifleşmesi” şeklindeki formulasyonunda, toplumun kurucu unsuru olan dinin, hem içsel-ferdi yönüne hem de dışsal-toplumsal yönüne dikkat çekmiştir. Bir başka açıdan da Peter Berger, “içselleşme, dışsallaşma ve nesnelleşme” şeklindeki formülüyle “toplumsallaşma” döngüsüne işaret ederek, dinin sosyal gerçekliğini açıklamaya çalışmıştır. Döneminin felsefi tartışmalarına vâkıf olan E. M. Hamdi Yazır da “ferdin zuhuru cemiyette, cemiyetin kıyamı fertte” diyerek, cemiyeti ihmal eden müfrit ferdiyyetçilere ve ferde hiç kıymet vermek istemeyen müfrit içtimaiyyatçılara gerekli savunmayı yapmış; “Din-i Hak”ın ruhi içtimainin teessüsündeki önemine de dikkat çekmiştir. Makalede, bahsi geçen müfrit-aşırı yaklaşımları eleştiren ve din-toplum ilişkisi üzerine özgün sentez ve yorumları bulunan Ünver Günay, Peter Berger ve E. M. Hamdi Yazır’ın müstesna yaklaşımları ele alınmaktadır.