Cilt 6, Sayı 11, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 13 / 13
  • Öğe
    İslam düşüncesinde değerler metafiziği, İbrahim Çetindaş
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Bengi, Aysel
    İnsan, dünya âleminde ilk belirdiği andan itibaren varlığı okuma, anlama, değerlendirme ve anlamlandırma süresinin en önemli aktörü olagelmiştir. İnsanın önünde duran varlık düzeninde, kendine özgü aksiyolojik (değersel) bir karakteri ve bunun üzerinde kendini gösteren özgün, açık ve anlaşılabilir bir dili mevcuttur. Etikten estetiğe, teknikten sanata, kültürden siyasete kadar hemen her değersel nitelik, varlığın fark edilen veya keşfedilen yeni bir yüzü olarak karşımıza çıkmaktadır. Müslümanların değer veya değersellik olgusunu bu genel perspektife vurduğumuz zaman görülecektir ki varlık, aynı varlık ve hatta bunun bir parçası olan insan da türsel olarak aynı insandır. Teoriden pratiğe, türsel olan insandan güncel ve tarihsel olana geçtiğimiz zaman, orada işin renk ve mahiyeti büyük ölçüde değişmektedir.
  • Öğe
    El-İmam el-Mâtürîdî ve Menhecu Ehli’s-Sünne fî Tefsîri’l-Kur'an, Ahmet Sa‘d ed-Demenhûrî
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Narol, Süleyman
    Ehl-i sünnet’in Kur'an yorumunun şekillenmesinde önemli bir yeri olan Mâtürîdî, yaşadığı dönem itibariyle oldukça erken sayılabilecek bir dönemde yaşamıştır. Son dönemde İslam dünyasında özellikle onun Kitâbü’t-Tevhîd ve Te’vîlâtü’l-Kur’ân/Te’vîlâtü Ehli’s-Sünne isimli eserlerinin tercüme edilmesi ve tahkikli baskılarının neşred ilmesi ile birlikte, Mâtürîdî’ye olan ilginin ve eserleri üzerine yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir. Kelamcı kişiliğinin ağır bastığı Te’vîlâtü’l-Kur'an isimli eseriyle de erken dönemin önemli müfessirlerinden birisi olarak kabul edilen Mâtürîdî’nin bu tefsiri üzerine ülkemizde ve Arap dünyasında onu farklı yönleriyle ele alan pek çok akademik çalışma yapılmış yapılmaya da devam etmektedir. Bunlardan birisi de onun tefsir anlayışını pek çok açıdan inceleyen ve son yıllarda yapılmış en hacimli çalışmalardan biri olan Ahmet Sa‘d ed-Demenhûrî’nin kaleme aldığı el-İmam el-Mâtürîdî ve Menhecu Ehli’s-Sünne fî Tefsîri’l-Kur'an isimli eserdir. Bu çalışmada söz konusu müellifin bu eseri değerlendirilecektir.
  • Öğe
    Kalvin’in Enstitüleri’nde negatif tecrübe ve bunun sistematik sonuçları
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Wright, William A.; Topbaş, Mahmut
    Bu makalede John Calvin’in en önemli eseri olan Hristiyan Dininin Enstitüleri temel alınarak Calvin’in teolojisinde negatif tecrübenin yeri ve buna verdiği cevaplar çerçevesinde teolojisinin sisteminde meydana gelen değişimler ele alınmaya çalışılmıştır. İnsanların hayatları süresince yaşadıkları negatif tecrübelerin imanları üzerindeki etkisi ve imanın çeşitleri üzerine de değinilmiş olup, işaret edilen her nokta Calvin’in Enstitüler kitabından alıntılarla desteklenmiş ve ciddi soru işaretleri oluşturmuştur. Sonuç olarak Calvin’in aynı sorunlara hayatının farklı dönemlerinde ya da kitabının farklı bölümlerinde birbiriyle çelişir gibi görünen açıklamalar yaptığı görülmüştür. Negatif tecrübenin teslis inancı ve üçlemedeki kişilerin görevleriyle ilgili bazı çelişkili açıklamalara sebebiyet verdiği de tespit edilmiştir.
  • Öğe
    İdil (Volga) Bulgarları ve göçebe dünya
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Karagöz, Selim; Şakirov, Zufar Gumarovich; Huzin, Fayaz Sharipovich
    Doğu Avrupa bozkırlarında Hun ordularının bir parçası olarak ortaya çıkan Bulgarlar, İdil (Volga) Bulgarlarının erken tarihi, bölgeyi Orta Moğolistan'dan Kuzey Kazakistan'a kadar işgal eden Ogur kabileleri ile ilişkilendirilir. V. Yüzyılın sonundan başlayarak, Karadeniz-Hazar bozkırlarının ve aynı zamanda Kuzey Kafkasya'daki bozkırların geniş bir kesiminde, Tuna'da ve Balkanlarda Onogur, Utigur ve Kutrigurlardan oluşan Pro-Bulgar ittifakını görüyoruz. Batı Göktürk Kağanlığının bir parçası iken 630'larda bağımsızlıklarını kazandılar ve Han Kubrat önderliğinde kendi devletlerini kurdular. Bu çalışma, İdil Bulgarlarının güney göçebe halklarıyla temasları meselesini ele almaktadır. Büyük Kubrat Bulgar Devleti'nin yıkılmasının ardından Hazar Kağanlığı idaresi sırasında Orta Volga bölgesine büyük Bulgar göçleri olmuş ve İdil Bulgar devleti teşekkül etmiştir. İdil Bulgarları, Volga bölgesinde ve Urallarda günümüz Tatarının milli kimliklerinin, dillerinin ve kültürlerinin oluşumunda belirleyici bir rol oynayan Peçenekler ve Kuman-Kıpçaklarla yakın ilişki içerisindeydi. Bu çalışmada İdil Bulgarları ile etrafındaki göçebe dünya arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Yerleşik hayatı benimsemiş, kentlerde yaşayan halklarla konargöçerlerin ilişkilerinde ekonomik faktörlerin etkisi tartışılmıştır.
  • Öğe
    İslami ilimler fakültesi öğrencilerinin mesleki kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Kuşcalı, Ali
    Kaygı, bireyin günlük yaşantısında sergileyeceği davranışlar üzerinde negatif etkilere yol açan olumsuzluklara verilen genel isimdir. Kaygı seviyesi yüksek bireylerin huzursuzluk yaşaması, iletişimlerinde aksamaların ortaya çıkması gibi hususlar söz konusu olabilmektedir. Var olan çeşitli kaygı türleri arasında mesleki kaygı da önemli bir yer tutmaktadır. Mesleki kaygı, bireyin mesleği dolayısıyla sahip olduğu kaygıları anlatmaktadır. Bu çalışma öğretmen adayı olan İslami İlimler Fakültesi Öğrencilerinin mesleki kaygılarını ölçmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nde öğrenim gören 302 katılımcı üzerinde, yüz yüze anket uygulaması gerçekleştirilerek veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre mesleki kaygılarının daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda mesleki kaygı alt faktörlerinden “mesleki yeterlik kaygısı” ile “öğrenci kaygısı” ve “meslektaş kaygısı” ile “öğrenci kaygısı” arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    الفصل الرابع فيما يتعلق بعلم الأصول من كتاب نقد الأفكار في رد الأنظار للإمام ملا خسرو
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Abed, Adel
    تناولت في هذا البحث، الفصل الرابع فيما يتعلق بعلم الأصول من كتاب نقد الأفكار في رد الأنظار للإمام ملا خسرو (رحمه الله) دراسة وتحقيق، وهو كتاب جرت فيه ردود ومساجلات بين علماء كبار كسعد الدين التفتازاني وتلامذته، ثم نقدها الملا خسرو، حيث حصلت على خمسة نسخ للمخطوطة وواحدة منها بخط المؤلف، و اعتمدت على النسخة الخطية الأولى والتي رمزت لها (ك) وجعلتها الأم؛ لأنها بخط المؤلف وأقدم، وأدق من الأخريات، أما البقية فهي لا تخلو من التصحيف، والتحريف، واستعنت بها في ضبط النص. عزوت الآراء إلى أصحابها. خرّجت الآيات القرآنية والأحاديث النبوية الشريفة مع بيان الحكم عليها من خلال أقوال العلماء في ضوء كتب التخريج المعتمدة. ترجمت لبعض الأعلام الوارد ذكرهم في المخطوطة بشيء يسير لمنع الإطالة، مع ذكر المصادر لمن أراد الرجوع إليها والتفصيل، كما بينت بعض المصطلحات، والمفردات، التي وردت. واستخدمت أيضا الترقيم الحديث والأقواس وقد بسطت القول في أنواع الأقواس المستخدمة في المنهجية.
  • Öğe
    Nebevî eğitimin semeresi olarak Mus‘ab b. Umeyr: Hayatı ve Hz. Peygamber tarafından eğitilmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Güzel, Ahmet
    Mus‘ab b. Umeyr, Hz. Peygamber’in risalet mektebinde yetişen, model öğretmen ve örnek tebliğcilerden biridir. Hz. Peygamber, onun özgün kişiliğini, eğitim konusundaki istidadını keşfetmiş ve onu öğretmen olarak Medine’ye göndermiştir. O, kendisine verilen bu görevi lâyıkıyla yerine getirmiştir. Onun bu başarısında şüphesiz, Hz. Peygamber’in ona duyduğu güvenin, onu yönlendirmesinin, ona yetki ve destek vermesinin önemli ölçüde tesiri olmuştur. Ashab-ı Suffe’nin içerisinde ilmî birikimini uygulama ve geliştirme imkânı da bulan Mus‘ab; Bedir ve UHûd gibi büyük gazvelerde Hz. Peygamber’in sancağını taşıma şerefine nail olmuş, UHûd Gazvesi’nde kendisini Hz. Peygamber’e kalkan etmiş ve şehitlik mertebesine erişmiştir. Bu yönleriyle onun, İslâm tarihinde öğretmenlik - tebliğcilik ve sancaktarlık konularında ilk akla gelen kişi olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Mus‘ab b. Umeyr’in hayatı ve Hz. Peygamber tarafından eğitimi ekseninde, “İnsan yetiştirme konusunda Hz. Peygamber’in uyguladığı Nebevî ilkelerin” tespiti yapılmaya çalışılacaktır.
  • Öğe
    Türkçe-Arapça dilbilgisi öğretiminde transferin problemlerin çözümündeki kolaylaştırıcı etkisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Uçar, Hasan
    Bilgi transferinin öğrenmeyi kolaylaştıran bir faktör olduğu, bütün eğitimciler tarafından kabul edilmektedir. Son yıllarda Türkiye’ye yerleşen Arap göçmenler içerisinde eğitimini ülkemizde sürdürmek veya Arap ülkelerin rağbet etmesiyle eğitimlerini tamamlamak üzere Türkiye’ye gelen Arapların fakültelere yerleşmesi, daha önce İslami ilimler ve ilahiyat fakültelerinin hazırlık sınıfları için söz konusu olan iki dil arasındaki gramer transferinin öğretimdeki önemini bir kez daha göstermiştir. Test tekniğine dayalı bir dil öğretiminin zararlarından kaçınmak için özellikle gramer bilgisinin ve yazma becerisinin gelişmesi konusunda kaynak dil ile hedef dil arasında transferin sağlanması öğrenme hızını olumlu etkilemektedir. Türkçede tam olarak karşılığı bulunmayan bir dilbilgisi konusunun Türk öğrencinin zihninde yer edebilmesi ancak iki dil arasındaki doğru bir transferle mümkündür. Arapçanın tersine Türkçenin cümle yapısında yüklemin sonda olması, herhangi bir fakülteye kayıt yaptırarak çoğu zaman kaynak dil ve hedef dilin her ikisine vakıf olmayan bir eğitmenden ders alan bir Arap öğrencinin, ilk öğrenmesi gereken konulardandır. Zira öğelerin yer değiştirmesi, yaşanan en temel problemdir. Bu çalışmada öncelikle grameri kolaylaştırma çabalarının tarihçesine, ardından her iki dilin öğrencilerinin kaynak dildeki birikimlerinin hedef dile aktarılması ile kolaylaşan problemlere değinilecektir.
  • Öğe
    Muhtâr es-Sekafî’nin Ehl-i Beyt ve Benî Hâşim bireyleri ile ilişkileri
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Kurnaz, Yasin
    Hz. Peygamber’in vefatından sonraki ilk asır siyasî, askerî alanlarda bazı önemli olaylar ve bu olaylarda rol almış önemli simalarla temayüz etmektedir. Muhtâr b. Ebû Ubeyd es-Sekafî (ö. 67/687) Kerbelâ hadisesinden sonra öne çıkan bu isimlerden bir tanesidir. İki yıla yakın süre Kûfe’de Kerbelâ hadisesinde öldürülenlerin intikamı alma söylemi ile iktidar sahibi olmuştur. Kendisinin Ehl-i Beyt ya da Benî Hâşim’le doğrudan bir akrabalık bağı olmamasına rağmen, onlardan bazı isimleri söylemlerinde çokça dillendirmek suretiyle siyasî arenada kendisine yer bulmaya çalışmıştır. Onun tarih sahnesinde önemli roller almaya başlamasından önce de Hz. Ali (ö. 40/661), Hz. Hasan (ö. 49/669) ve Hz. Hüseyin (ö. 61/680) gibi Ehl-i Beyt’in önemli simaları ile zaman zaman aynı kareye girdiği görülmektedir. Ali b. Hüseyin b. Ali (ö. 94/712), Ubeydullah b. Ali (67/687), Ömer b. Ali (ö. 67/687) gibi Benî Hâşim’den bazılarıyla görüşmüş olduğunu bildiren rivayetler bulunmaktadır. Muhammed b. Hanefiyye’yle (ö. 81/700) ismi daha çok anılmakla birlikte Benî Haşim ve Ehl-i Beyt’ten diğer bireylerle ilişkisi ayrı ayrı değerlendirildiğinde Muhtâr’ın siyasî duruşu ve amaçları daha iyi anlaşılacaktır.
  • Öğe
    Kur’ân öncesi cahiliye toplumunun melek inancı
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Karataş, Şuayip
    Kur’ân-ı Kerîm, indiği dönemdeki muhatap kitlenin bazı düşüncelerine müdahale ederek yeni bir inanç ve düşünce sistemi inşâ etmiştir. Buna göre, Kur’ân öncesi Arap toplumunun kendine özgü karakteristik bir yapıya sahip olması ve Kur’ân’ın inzal sürecindeki ilk muhatap toplumunun inanç yapısı, mesajının daha iyi anlaşılması bağlamında önem arz etmektedir. Bu anlamda vahiy öncesi Arap toplumundaki melek tasavvurunun bilinmesi, Kur’ân-ı Kerîm’in şirk ve küfür konusunda muhataplarına yönelttiği tenkitlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada öncelikle cahiliye kavramı ve Kur’ân’da geçme şekli kısaca ele alınacak, ardından cahiliye toplumunun inanç sistemi ve Kur’ân öncesi Arap toplumunun sahip olduğu melek algısı tespit edilmeye çalışılacaktır.
  • Öğe
    El-Fükûk isimli eseri çerçevesinde Sadreddin konevî’nin hadis kullanımı
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Çelik, Taha
    Sadreddin Konevî, Anadolu irfânî geleneğinin teşekkülünde kurucu rol üstlenen mutasavvıf âlimlerdendir. Sûfî düşünceye yeni bir boyut kazandıran İbn Arabî’ye uzun süre öğrencilik yapmış, vefatından sonra onun fikirlerinin yerleşmesi, sistemleşmesi ve yayılmasında çok etkin olmuştur. Dönemin önemli âlimlerinin tedrisinden geçen Konevî’nin ilmî yelpazesi geniştir. Tasavvuf literatürüne kazandırdığı başyapıtlar yanında diğer İslâmî ilimlerde telif etmiş olduğu eserleri onun ilmî çeşitliliğini göstermektedir. Konevî’ye dikkatleri celbeden vasfı, tasavvuf ilmindeki yetkinliğine ilaveten özellikle hadisle iştigale geniş vakit ayırmış olmasıdır. Hadis rivayet tarihinin başlangıcına yakın bir milada sahip olan tasavvuf-hadis ilişkisine yönelik tartışmalar hususunda önemli bir yere sahip olan Konevî, hem hadis formasyonu, hem hadis eserleri hem de eserlerinde kullandığı hadislerin otantik değeri açısından derinlemesine tahlil edilmesi gereken bir âlimdir. Konevî’nin hadisçiliği ve kullandığı hadislere dair akademik çalışmalar bulunmakla birlikte eserlerinin her birine yönelik hadis ilmi çerçevesinde yeni araştırmalara ihtiyaç vardır. Müteahhir dönem tasavvuf fikrinin önemli mimarlarından Konevî’nin kullandığı rivayetleri ele alan çalışmalar, Konevî’nin hadisçiliği hakkındaki kanaatlere katkı sağlayacağı gibi Hadis-tasavvuf ilişkisi hususunda zihinlerde yer alan genel kabullere dair tespitlerde bulunmaya da imkân tanıyacaktır. Bu bağlamda makalede İbn Arabî’nin el-Fusûs isimli eserinin klasik manada olmasa da muhtasar bir şerhi sayılan el-Fukûk, hadis ilmi açısından tahlil edilmekte, hadislerinin sıhhat değeri tespit edilmeye çalışılmaktadır.
  • Öğe
    Sure mukaddimelerinde verilen bilgiler çerçevesinde müfessirlerin 'sure bütünlüğü'ne yaklaşımları (klasik-çağdaş karşılaştırılması)
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Kaya, Ali
    Kur’an-ı Kerim, insan eseri olan ve konularına göre tasnif edilen kitaplardan birçok yönüyle ayrılır. Onun kendine özgü bir üslubu ve iç düzeni vardır. Kur’an’ın en küçük bölümlerine ayet, ayetlerin oluşturduğu bölümlerine de sure denir. İlk dönemlerden itibaren Kur’an sureleri (isimleri, ayet sayıları, sebeb-i nüzulü, konusu, Mekkî-Medenî özelliği, fazileti vb.) hakkında hem müstakil eserler yazılmıştır hem de tefsirlerin sure mukaddimelerinde giriş niteliğinde açıklamalar yapılmıştır. Sureyi birçok açıdan tanıtan bu tür bilgiler, surenin doğru anlaşılmasına yardım ettiği gibi okuyucunun da surenin mesaj ve muhtevasına yoğunlaşmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, klasik ve çağdaş tefsirlerin sure mukaddimelerinde yer alan sure kimlikleriyle ilgili bilgiler bağlamında, müfessirlerin sure bütünlüğüne yaklaşımlarını ele almayı, akabinde bu meselede klasik-çağdaş tefsir mukayesesi yapmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    Osmanlı’da para vakfı uygulamasına güçlü bir itiraz: İmam Birgivî’nin para vakfı aleyhindeki görüşleri
    (Aksaray Üniversitesi, 2019) Güney, Necmeddin
    Vakıflar, İslam medeniyetinin önemli unsurlarından birini teşkil eden hayır kurumlarıdır. Vakıfların faaliyet alanı tarihi süreç içinde genişlemiş ve özellikle Osmanlı döneminde paranın vakfedilmesi uygulaması kısa sürede yaygınlaşmıştır. İlke olarak, vakfedilen malın gayri menkul/akar olması esastır. Bu sebeple, para vakıfları konusunda ciddi tartışmalar ortaya çıkmış ve özellikle Kanuni döneminde Ebüssuûd Efendi (ö. 982/1574) ve Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi (ö. 954/1547) gibi ulemânın karşılıklı olarak kaleme aldığı risalelerde tez ve anti tezler ortaya konularak mesele derinlemesine tartışılmıştır. Tartışmaların yoğun yaşandığı dönemde henüz genç bir medrese talebesi olan Birgivî (ö. 981/1573), 1548’de Kanûnî’nin emriyle konu nihai olarak para vakıfları lehine karara bağlanmasına rağmen, sonraki yıllarda kaleme aldığı eser ve risalelerde paranın vakfının cevazına ve mevcut uygulama biçimine karşı çıkmıştır. Çalışmamız, konunun fıkhi ve tarihi arka planını, önceki tartışmaların taraflarını muhtasar biçimde ele aldıktan sonra, İmam Birgivî’nin konuyla ilgili görüş ve eleştirilerini, konuya değindiği dört eseri çerçevesinde ortaya koymaya çalışacaktır.