Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Geçirgenlik kavramının seramik formlara yansıması(Atatürk Üniversitesi, 2021) Özkanlı, Nilüfer NazendeSeramik sanatı tarihsel süreç içerisinde değerlendirildiğinde başlangıçta işlevsel olarak kullanıma yönelik seramik formlar üretilirken, Endüstri Devrimi sonrasında 19. yüzyıl sonlarına doğru plastik sanatlardaki yeni oluşumlardan etkilenip kullanıma yönelik işlevsel form anlayışından sıyrılarak farklı yorumla kendine özgü bir anlatım biçimine dönüşmüştür. Günümüze geldiğimizde ise plastik sanatlar alanında “çağdaş seramik sanatı” kavramı olarak yerini almaktadır. Geçirgenlik kavramı sanatın farklı disiplinlerinde 19. yüzyılda bir kavram olarak görüntü elde etme yöntemleriyle ortaya çıktığı görülmektedir. Ancak geçirgenlik kelimesi seramik sanatında Türkçe olarak çok fazla kullanılmamış onun yerine transparan veya şeffaf gibi yabancı kökenli kelimelere başvurulmuştur. Geçirgenlik kelime anlamı olarak arkasını göstermek olarak değerlendirilirken, geçirgenlik kavramı kelime anlamının ötesinde, formların iç içe ya da üst üste olan her plan ile derinlik yaratarak formun çerisinde hapsedilmiş boşluklar oluşturması da geçirgenlik olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmada geçirgenlik kavramının, seramik sanatçılarının çalışmaları irdelenerek, seramik sanat formlarına yansıması değerlendirilmektedir.Öğe Güzelyurt’ta kaybolan bir değer; çömlekçilik el sanatı ve son Ustası Alaf Dede(Gazi Üniversitesi, 2020) Uray, GamzeÇömlekçilik en genel tanımıyla kilin, çark veya elle şekillendirildikten sonra ateşte dayanıklılık kazandırmak suretiyle pişirilip, kullanıma hazır hale getirilen üretim olarak tanımlanabilir. Çömlekçilik, ilk olarak avcı-toplayıcı hayat tarzından yerleşik hayata geçen insanoğlunun temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıkmış, ilerleyen zaman içerisinde ihtiyaçtan öteye geçmiş daha sonra estetik bir öge haline gelmiştir. Çömlekçilik el sanatının/ zanaatının ham maddesi, çömlekçi çarkı, süsleme, kurutma, fırınlama ve fırın özelliklerinin yanı sıra geleneksel yapısıyla da önem arz etmektedir. Yıllardır usta-çırak ilişkisi ile öğrenilen çömlekçilik sanatı, teknolojinin gelişmesine bağlı olarak ihtiyaçların farklılaşması, yeni neslin ilgisini çekmemesi ve bu alanda yetişen çırak sayısının ihtiyaçları karşılayamaması gibi birçok nedenden ötürü unutulmaya yüz tutmuştur. Bu çalışma; Aksaray iline bağlı tarihi Güzelyurt (Gelveri) ilçesinde yaşayan son çömlek ustası Alaf Dede ve çömlekçilik el sanatı ile ilgilidir. Ayrıca Güzelyurt (Gelveri) ilçesinde yok olmaya yüz tutmuş çömlekçilik sanatının geriye kalan tek ustası Alaf Dede’nin konuyla ilgili bilgi birikimi, duygu ve düşüncelerini bir araya getirerek yazılı bir kaynak oluşturmaktır. Çalışmada tarama (survey) modeli uygulanmıştır. Konuyla ilgili literatür taraması yapılarak konunun teorik yapısı oluşturulduktan sonra araştırmanın amacı doğrultusunda saha çalışması yapılmıştır. Saha çalışmasında gözlem ve görüşme teknikleri uygulanmıştır.Öğe Mimari yapılarda görülen taş kabartma süslemelerin din ve sanat ilişkisi açısından değerlendirilmesi (Aksaray ili Güzelyurt örneği)(Atatürk Üniversitesi, 2019) Uray, Gamzeİnsanoğlunun, barınma ve korunma ihtiyacından dolayı, yaşadığı yeri ve çevreyi düzenleme isteği mimarlık eylemini başlatmış, yerleşik hayata geçmesiyle de ahşap, taş gibi malzemeleri kullanarak mimari yapıların gelişim sürecini hızlandırmıştır. Mimari yapının en temel biçimlendirme elemanı olan taş, aynı zamanda bir süsleme elemanı olarak kullanılmış din, kültür ve estetik kaygılar ile birleşerek, duygu ve düşünceleri anlatan bir araç olmuştur. Tarih öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar gelişim süreci içine giren mimari yapılar, her türlü toplumsal değişimden etkilenmiştir. Özellikle din ve sanat gibi kavramlar, mimari yapıların değişip gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Din ve sanat; birbirine zıt iki kavram gibi gözükse de bu iki kavramın birbirleriyle olan etkileşimini göz ardı etmek yanlış olur. Sanat; biçim ve içerik olarak sosyo-kültürel düşünce yapısıyla gelişmiş, din yardımıyla da somutlaştırılmıştır. Kapadokya bölgesinde yer alan ve Aksaray’ın bir ilçesi olan Güzelyurt, kendine has tarihi ve kültürel yapısının yanı sıra sivil ve dini mimari yapıları ile de ön plana çıkmaktadır. 1924 yılına kadar Güzelyurt’ta yaşamış olan Rum halkından geriye kalan, sivil ve dini mimari yapılarda görülen taş kabartmalar, din ve sanat ilişkisinin somut bir örneğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Güzelyurt’ta yerinde yapılan gözlem ve incelemeler sonucunda sivil ve dini mimari yapıların dış cephelerinde görülen bitki, hayvan ve kadın figürlü taş kabartma süslemelerin Hristiyanlık dini açısından taşıdığı önem ve dönemin sanat üslubu incelenmiştir. Ayrıca Güzelyurt’ta yaşamış ve halen yaşamakta olan halk ile birebir görüşmeler(mülakat) yapılmış olup halkın konu ile ilgili bilgi ve düşünceleri hakkında veriler toplanmıştır. Çalışmada; din ve sanatın etkileşimi sonucu sivil ve dini mimari yapılarda görülen taş kabartma süslemelerin yapım tekniği, şekli, kullanım amacı, anlamı, yeri ve dönemi hakkında temel bilgilerin edinilmesi amaçlanmıştır. Araştırmalar sonucunda dinin yaşama ait bir gerçeklik olması, sanatında bu gerçekliği estetik bir güzellik katıp somutlaştırarak yansıttığı görülmüştür. Ayrıca din ve sanat olgularının birbirinden büyük ölçüde etkilendiği ve bu iki olgunun gelişip yayıldığı gözlemlenmiştir.Öğe Aksaray İli Güzelyurt İlçesinde Tanrıça Tanit’in izleri(Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık Limited Şirketi, 2017) Uray, Gamze; Gümüş, DenizAraştırma konusu, Aksaray sınırları içerisinde yer alan, zengin tarihi dokusu ile dikkat çeken Güzelyurt mimari yapılarında sıklıkla görülen kadın figürü odaklıdır. Mimari yapılar; o dönemde yaşamış olan toplumun inançları, siyasi-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimleri hakkında bizlere değerli bilgiler sunmaktadır. Bu nedenle, farklı kültürlerin ülkemizde bıraktıkları izleri sebep ve sonuçları ile anlamak, tekrar yorumlamak, anlamlandırmak gerekir. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Güzelyurt’ta, mimari yapılarda görülen taş kabartmaların, var oluş sebepleri ve taşıdıkları anlamlar incelemeye değer bulunmuştur. Yörede “Gelveri gelini” olarak bilinen ve bazı evlerin giriş kapısı ve pencere üstlerinde gördüğümüz kadın figürünün, Kartaca’nın Tanrıçası “Tanit” ile olan benzerliği dikkat çekicidir. İlk bakıldığında sıradan bir süsleme gibi duran, insanoğlunun sadece yaşam alanını süsleme ihtiyacından doğmuş olacağı düşüncesini barındıran bu figürün, Güzelyurt’ta geliş hikâyesi, anlamı ve bir yaşamışlığı vardır. Araştırmamıza kaynaklık eden kadın figürünün, Tanrıça Tanit figürü ile benzerlik göstermesi ve bu figürün buraya nasıl geldiği, hangi sebeple mimari süslemelerde kullanıldığı, o dönemde yaşamış olan halk için ne anlam ifade ettiği gibi soruların cevaplandırılması üzerine incelemelerde bulunulmuştur. Bu araştırma; farklı kültürlerin birbirleriyle olan etkileşimini, inanışlarını, bıraktıkları izleri anlamlandırmak, açıklamak, yorumlamak ve gelecek kuşakları bilgilendirmek açısından önem arz etmektedir.