Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Konik silo çatılarında kullanılan hafif çelik kirişlerin eğilme davranışının araştırılması(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Oruç, Ramazan; Kara, Mehmet EminBu çalışmada konik silo çatısının bir parçası olarak tasarlanan soğukta şekil verilmiş çelik kiriş elemanların eğilme davranışı deneysel ve nümerik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda deneysel çalışmada kiriş elemanlara dört noktalı eğilme testi uygulanmıştır. Deneyler basit ve sabit mesnetli olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmada değişken olarak kirişlerin yönlendirilmesi ve bağlantı kirişleri arası mesafe dikkate alınmıştır. Bu değişkenlerin kirişlerin moment taşıma kapasitesine, burkulma davranışına, yanal öteleme ve dönme miktarına olan etkisi incelenmiştir. Deneysel sonuçlar, bağlantı kirişleri arası mesafenin azalmasının, basit mesnetli elemanlarda moment taşıma kapasitesini artırdığını, ancak sabit mesnetli elemanlarda bu etkinin gözlemlenmediğini ortaya koymuştur. Ayrıca mesafe azaldıkça kirişlerin yanal öteleme ve dönme açılarının azaldığı ve bu durumun kirişlerin göçme davranışlarını değiştirdiği belirlenmiştir. Ters yönlendirme ise en etkili kiriş yönlendirmesi olarak tespit edilmiştir. Nümerik çalışma ise, deneysel sonuçların doğrulanması ve deneylerde incelenmeyen değişkenlerin etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yakınsama analizleri kapsamında ağ modeli tipleri, ağ boyutları ve farklı ölçeklerde geometrik kusurların etkisi incelenmiştir. Analizler, modelde global kusurların yanı sıra lokal kusurların da tanımlanması gerekliliğini ortaya koymuştur. Sonlu elemanlar modelinin doğrulanmasında deney elemanlarının moment taşıma kapasitesi, göçme modları ve moment-deplasman eğrileri karşılaştırılmış ve sonuçların tutarlı olduğu belirlenmiştir. Parametrik çalışmada ise deneysel çalışmada incelenmeyen değişkenlerin araştırılması amaçlanmıştır. Değişken olarak kirişlerin kesit yüksekliğinin kesit kalınlığına oranı (h/t) ve bağlantı kirişleri kesit kalınlıkları dikkate alınmıştır. Elde edilen bulgular, h/t oranının artmasıyla moment taşıma kapasitelerinin azaldığını ve farklı kalınlıklardaki bağlantı kirişlerinin kullanımının moment taşıma kapasitesine etkisinin sınırlı olduğunu göstermiştir. Ayrıca deneysel ve nümerik çalışma sonuçları AISI S100 şartnamesi ile karşılaştırılmıştır. AISI S100 şartnamesi yaklaşımlarının deneysel ve nümerik sonuçlar ile uyum içerisinde olduğu belirlenmiştir.Öğe Apa Barajı havzasındaki hidrolojik parametrelerin makine öğrenmesi ile tahmini(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024) Tuğrul, Türker; Hınıs, Mehmet AliSon yıllarda, özellikle de sanayi devriminden sonra insanoğlunun suya olan ihtiyacı artmıştır. Canlılar için yaşamsal önemi tartışılmaz olan bu suyun, gelecekteki ve mevcut miktarının korunması tüm insanoğlunu ilgilendiren bir konu haline gelmekten ötesine geçmiş, herkesin bu konu hakkında neler yapılabileceği son günlerde tartışılır hale gelmiştir. Ortalama yağış miktarından belli bir periyod boyunca görülen azalma olarak tanımlanan kuraklık, su kaynaklarına mevcudiyetine etki eden unsurlar arasındadır. Kuraklık doğal afetler arasından en sinsi olanlardan birisidir ve gerçekleştiğinde insanoğlu bunun farkına varmayabilir. Kuraklık olaylarını izlemek, değerlendirmek için genellikle kuraklık indislerinden yararlanılmaktadır. Bu çalışmada da kuraklık indisi olarak Standartlaştırılmış Yağış İndisi (SYİ) ve Akış Kuraklık İndisinden (AKİ) faydalanılmıştır. Bunların yanı sıra, kuraklıklara etki eden ve hesaplarında kullanılan hidrolojik ve meteorolojik verilerden de istifade edilmiştir. En geniş aralık olan 1955-2022 yıllarını kapsayan aylık toplam yağış, aylık ortalama sıcaklık, aylık maksimum sıcaklık, aylık minimum sıcaklık, aylık ortalama baraj göl seviyesi kotu, aylık ortalama baraj hacim verisi, aylık ortalama akım verisi bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışma alanı olarak, Türkiye'nin tahıl ihtiyacının önemli bir kısmını gideren Konya Kapalı Havzası'nın orta kesimlerinde yer alan Apa Barajı Bölgesi seçilmiştir. Geçmişten günümüze kadar insanoğlu çevresel problemler ile büyük bir mücadele vermektedir. Bu mücadelede, bilim insanları alternatif çözüm yolları aramaktadır. Hemen hemen her problemde olduğu gibi, bir soruna çözüm bulmanın en iyi yöntemlerden birisi, geçmiş deneyimlerimizden yararlanarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunmaktır. Hidrolojide de geçmişteki veriden faydalanarak geçmişteki davranışların değişmeyeceği varsayılarak gelecekteki eylemler tahmin edilebilir ve su döngüsü, su kaynaklarının planlanması, havza yönetimi, kuraklık analizi, matematiksel modelleme gibi konularda çalışılmaktadır. Tüm bunlardan esinlenerek, bu çalışmada Konya Kapalı Havzasında yer alan Apa Barajı bölgesine etki eden hidrolojik parametreleri tahmin edebilmek için çeşitli makine öğrenme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan makine öğrenme yöntemleri Destek Vektör Makineleri (DVM), Yapay Sinir Ağları (YSA), Karar Ağaçları (KA), Rastgele Orman (RO)'dir. Yağışı esas olan 3 farklı model kurulmuştur. Bu modeller kuraklık tahmin modeli, yağış-akış tahmin modeli, baraj göl seviyesi tahmin modelidir. Bu modellerin iyileştirilmesi için dalgacık dönüşümünden faydalanılmıştır. Kurulan modeller hem birbirleri ile hem de makine öğrenme algoritmaları performanslarına göre birbiriyle kıyaslanmıştır. Model performanslarının kıyaslanması için Nash-SutCliffe (NS), Kök Ortalama Kare Hata (RMSE) ve Korelasyon katsayısından (r) faydalanılmıştır. Çalışmanın sonucunda; kuraklık tahmin modellerinde DVM'nin genellikle diğer algoritmalara göre daha iyi sonuç verdiği belirlenmiştir. Kuraklık tahmin modellerinde model girdi yapısı hem sadece SYİ hem de aylık toplam yağış verisi ile oluşturulan modellerin diğer modellere göre daha etkili performans gösterdiği tespit edilmiştir. Kuraklık tahmin modellerinde en başarılı model, DVM'nin dalgacık dönüşümünde tespit edilen (NS: 0.9970, RMSE: 0.0498, r: 0.9986 performans değerleri ile) M05'dir. Yağış-akış tahmin modellerinde; dalgacık dönüşümü olmadan yapılan analizlerde DVM ve RO genellikle diğer algoritmalara göre daha iyi sonuç vermiştir. Burada model yapısına veri çeşitliliğin artırılması model performans parametrelerini olumlu yönde etkilemiştir. Bu çalışmadaki yağış-akış modellemesinde dikkat çeken bulgulardan biri, dalgacık dönüşümü sonrasında, giriş yapısında sadece akış verilerinin kullanılmasının, önceki dalgacık dönüşümü olmayan modellerdeki bulguların aksine, model performanslarını olumlu yönde etkilemesidir. M26 (NS: 0.9781, RMSE: 0.2989, r: 0.9893), bu sınıfta en etkili sonucu vermiştir. Baraj göl seviyesi tahmin modellerinde de; dalgacık dönüşümü olmadan RO ve DVM, diğer algoritmalara göre üstünlük sağlamıştır. Model girdi yapısında baraj hacmi ve baraj göl seviyesi verisinin kullanılması model performanslarını artırmıştır. Dalgacık dönüşümünden sonra ise model girdi yapısında akış verisi ve kot verisinden oluşturulan M18 (NS: 0.9851, RMSE: 0.6942, r: 0.9926), diğer modellere göre üstün performans göstermiştir.Öğe Soğuk şekil verilmiş çelik tam ölçekli silo çatısının düşey yükler altındaki davranışının deneysel ve numerik olarak incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Bölükbaş, Yakup; Sönmez, MustafaBu çalışmada, soğukta şekil verilmiş çelik silo çatısının yük etkisindeki davranışını deneysel olarak belirlemek ve numerik yöntemler kullanılarak bu çatının davranışını modellemeyi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 18 m çapında 30 derece eğime sahip gerçek boyutlardaki silo çatısı inşa edilerek deneysel çalışmalar yapılmıştır. Çatıyı göçme durumuna götürecek veya elastik sınır ötesine geçirecek yüklemelerin uygulama zorlukları ve güvenlik gerekçeleri sebebiyle çatı tasarım yükünün %35'i ve %70'i kapsayan yükleme durumları incelenmiştir. Deney çalışmalarının ilk aşamasında simetrik çatı yüklerinin davranışa etkisini incelemek amacıyla tasarım yükünün %35'ine karşılık gelen tekil yükler çatı üzerindeki tüm düğüm noktalarından uygulanmıştır. İkinci yükleme deneylerinde, çatı üzerinde asılı duran ağırlıklar çeyrek alanları kapsayacak şekilde kaldırılarak çatı üzerindeki kısmi kar erime durumu tatbik edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında tasarım yükünün %70'i çatı alanının çeyreğine karşı gelen kirişlere uygulanarak istisnai çatı yükleri tatbik edilmeye çalışılmıştır. Numerik çalışmalarda çatı davranışını daha gerçekçi olarak modellemek için SEM tasarımında geometrik ve malzeme açısından doğrusal olmayan davranış dikkate alınmıştır. SEM modeli oluşturulurken deney çatısının gerçek ölçülerine ve mesnet durumlarına bağlı kalınmıştır. Simetrik yükleme durumunda çatı üzerinde herhangi bir eksantrisite oluşmadığından, çatının tüm elemanları taşıma gücüne katkı sağladığı görülmüştür. Ancak çatı üzerindeki kar yığınlarının kısmen erimesi durumunda çatı kirişlerinde oluşan deplasman değerleri simetrik yükleme sırasında ölçülen deplasman değerlerinden 2 kat fazla seviyesine çıktığı görülmüştür. Hazırlanan SEM modelinin çatı davranışını tahmininde statik yükler altında yakın değerler elde edilmiştir.Öğe Taş kubbelerde pencere boşluğunun ve kasnak yüksekliğinin davranış ve dayanım üzerine etkisinin incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Tanrıverdi, Şükran; Fırat, Fatih KürşatBu tez çalışmasında, yığma kubbelerdeki kubbe kasnak yüksekliğinin ve pencere boşluk oranının kubbe davranışı üzerine etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışma kapsamında ikisi referans olarak adlandırılan kasnaksız ve altı tanesi farklı yüksekliklerde kasnaklı toplam sekiz adet kubbe deney elemanı teste tabi tutulmuştur. Deneysel olarak test edilen kubbe elemanlarının LUSAS analiz programı kullanılarak numerik olarak analizi yapılmıştır. Deney sonuçları numerik sonuçlarla karşılaştırmalı olarak sunulmuş, sonuçlar hakkında yorumlar yapılmıştır. Analiz sonuçları ile deneysel sonuçlarının birbirleri ile örtüştüğü görülmüştür. Bunun üzerine, kubbelerde pencere boşluk oranı değişiminin kubbe davranışına etkisini incelemek amacıyla on iki adet kubbe modelleri üzerinde analiz yapılarak parametrik çalışma yapılmıştır. Analiz ve deneysel çalışma sonucunda boşluk (pencere) ve kasnağın kubbe davranışı üzerindeki etkisi tespit edilmiştir. Genel olarak kasnak yüksekliğinin ve pencere boşluk oranının kubbe taşıma kapasitesini ve yatay deplasmanını önemli oranda etkilediği görülmüştür. Kasnak yüksekliği arttıkça kubbenin taşıma kapasitesi artmış, yapmış olduğu yatay deplasman ise azalmıştır. Bunun yanında kubbelerde pencere boşluk oranı arttıkça yük taşıma kapasitesinin azaldığı yatay deplasmanın ise arttığı belirlenmiştir.Öğe Üniform olmayan geridolgu ortamlarına yerleştirilen gömülü esnek boruların davranışlarının incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Erenson, Can; Terzi, Niyazi UğurNüfus artışına bağlı yeni yerleşim alanları kuruldukça ihtiyaçlar gereği petrol ve doğalgaz boru hatlarında, içme suyu, sulama, atık su şebekelerinde, katı madde taşınımında ve drenaj gerektiren uygulamalarda yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) boru kullanımı günden güne artmaktadır. Uzun servis ömrü, esnekliği, yüksek korozyon ve yorgunluk dirençli olması, hafifliği, pürüzsüzlüğü, kolay kurulumu ve birleştirilebilmesi, sıcaklık veya soğukluk bakımından geniş aralıklarda kullanılabilmesi, ekonomik oluşu, elektrik yalıtımlı olması, tat ve koku bırakmaması ve çevreyle barışçıl olması nedeniyle HDPE boruların tercih edilmesi söz konusu eğilimin göstergelerindendir. Bu doktora tezinde, HDPE esnek boruların %75, %60 ve %45 relatif sıkılık koşullarında silis kumlu geridolgu ortamlarındaki deformasyon davranışları deneysel ve nümerik olarak incelenmiştir. Kapsamlı laboratuvar araştırmaları ve ANSYS sonlu elemanlar programı sonucunda, kademeli yükleme altında birim deformasyon ölçerler ile donatılmış ve 400 mm çaplı, 9,8 mm et kalınlıklı ve 1500 mm uzunluğundaki geridolgu ortamına gömülü boruların farklı sıkılık koşullarında taç ve bel bölgelerinde oluşan deformasyonlara bağlı olarak kritik kesitlerde göçme durumları gözlemlenmiştir. Bu çerçevede, yine farklı sıkılık koşullarında, takviye olarak kritik kesitlerde ve boru hattı boyunca olmak üzere yarım kesitli atık araç lastikleri boru üzerine sabitlenerek deneyler yürütülmüştür. Sonuç olarak, yarım kesitli atık araç lastiği takviyelerinin kullanıldığı bölgelerdeki deformasyon ve eğilme momenti değerlerini ciddi ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Boru hattı üzerine uygulanan yarım kesitli atık araç lastikleri, kritik kesitlerde taç bölgesi için %45 ile %51, bel bölgesi için %57 ile %69 arasında daha az deformasyon gözlemlenmesini sağlamıştır. Çalışmada ayrıca, atık lastiklerden geri kazanılmış granül kauçuk tabakalarının üstdolgu ve yataklama bölgesinde sönümleyici bir tabaka olarak kullanılması incelenmiştir. İncelemeler sonucunda, boru hattı üzerinde kullanılan yarım kesitli atık araç lastiklerinin üstünlükleri kapsamlı laboratuvar deneyleri ve nümerik analizler sonucu ortaya konmuşturÖğe Tarihi cami kubbelerinde güçlendirme yöntemlerinin deneysel metotlarla incelenmesi(Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Çelik, Tülin; Ural, AliKubbeler mimari yapıların üstünü örtmek için kullanılan genellikle yarım küre şeklindeki sistemler olup tarih boyunca birçok topluma hizmet vermiş yapısal elemanlardır. Birçok toplum tarih öncesi çağlardan günümüze kadar kubbe inşa etmiştir. Böylece kubbe formları zaman içerisinde insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gelişim ve değişim göstermiştir. Kubbelerde oluşan hasarlar yapısal, çevresel ve insani etkilerden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kubbenin tarih boyunca gelişiminden, mevcut kubbe türlerinden, kubbenin yük aktarıma prensiplerinden ve kubbenin geçiş öğelerinden bahsedilmiştir. Ayrıca kubbede meydana gelen hasarları ve bunlar için uygulanan onarım ve güçlendirme yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümünde litaratür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde deneylerde kullanılan malzeme özellikleri belirtilmiştir. Bununla beraber deney düzeneğinin yapım aşamalarından ve kırma mekanizmasından söz edilmiştir. Son olarak yapılan dokuz adet kubbe deney numunesinin hazırlık aşamalarından bahsedilmiştir. Kubbe boyutları için Klasik Osmanlı Döneminde inşa edilen ve günümüze kadar gelen kubbe formları incelenerek en uygun kubbe boyutu belirlenmiştir. Bununla birlikte kubbelerde onarım ve güçlendirme yöntemleri olarak kullanılan mevcut uygulamalar incelenmiş kubbelerde onarım/güçlendirme yöntemi olarak, horasan harcı, tamir harcı, dikiş, çekme çemberi ve FRP yöntemleri kullanılmıştır. Dördüncü bölümde kubbe deney ve analizlerinin sonuçları sunulmuş ve bu sonuçlar karşılaştırılmalı olarak irdelenmiştir. Beşinci bölümde bu çalışmadan çıkarılacak sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir. Bu çalışmada mevcut kubbe hasarları, farklı bölgelerde uygulanan farklı güçlendirme yöntemleri kullanılarak onarılıp bu kapsamda maksimum deplasman ve yer değiştirme değerleri incelenmiştir. Bu tez çalışması, izlenen yaklaşım ve yöntemler açısından, tarihi cami kubbelerinin korunması için uygun onarım ve güçlendirme yöntemlerinin seçilerek uygulanmasına katkıda bulunmak ve yol gösterici bir kaynak olmak amacındadır. Bu konu ile ilgili literatürde çok fazla çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çalışma ile bu alanda büyük bir eksikliğin giderilmesi öngörülmektedir.