Cilt 1, Sayı 1, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe İslam tarihi dersleri'nden: Osmanlı devrinde zamanla siyasî mahiyet alan dini bir cereyan(Aksaray Üniversitesi, 2014) Yurdaydın, Hüseyin GaziOsmanlılar devrinde zamanla siyasî bir hüviyet kazanan ilk dinî düşünce akımı, bilindiği üzere, XV. yüzyıl başlarında Simavna Kadısı oğlu Bedreddin‘in temsil ettiği cereyandır. Bedreddin, önce Edirne‘de, sonra sırasıyla Bursa, Konya ve Kahire‘de kelâm, mantık, astronomi ve hadîs tahsili yapmış, fıkıh konusunda kendisini yetiştirerek eserler yazmış bir bilgindi. Zamanla bâtını tesirler altında kalarak Ahlatlı Şeyh Seyyid Hüseyin‘e bağlandı. Bedreddin, bu Şeyhi Mısır‘da tanımıştı. Mısır‘da iken hastalanması üzerine şeyhinin tavsiyesi ile seyahate çıkmış ve Tebriz‘e gelmişti. O sırada Timur da, Tebriz‘de bulunmakta idi. Osmanlılardan Timur tarafına geçmiş olan bazı kimseler, Bedreddin‘i tanımışlar ve onu Timur‘un otağına götürmüşlerdi.Öğe Değerler: Öznel - nesnel(Aksaray Üniversitesi, 2014) Peperzak, Adriaan; Çifçi, Osman Zahid; Çiçek, NuriToplumbiliminde birçok "değer" ve "norm" bulunmaktadır. Sosyologların ve bazı filozofların "değer" kelimesi ile ne demek istedikleri çok anlaşılır değildir. "Değerler felsefesinin" (Wertphilosophien, philosophies des valeurs), "Değerin özü nedir?" sorusunu cevaplamaya çalıştığı zaman artık geçmiştir. Çağımızın en önemli filozofları bu konudan uzak gibi görünüyorlar ve ?Değer? sözcüğünü artık pek de fazla kullanmıyorlar. ?Değerlerin? felsefede a priori olarak merkez kavram rolünde oldukları söylenemez; ancak toplumbilimciler ve diğer entelektüeller değerlere temel fonksiyonlar kattıkları için, felsefe kendi seçim ve sorgulama yöntemlerine sahip olsa da felsefeciler değerler hakkındaki varsayımları, tezleri ve soruları göz ardı edemezler.Öğe Yahudilik(Aksaray Üniversitesi, 2014) Gaer, Joseph; Çifçi, Osman Zahid; Çifçi, Osman ZahidBugün dünyada milyonlarca insan arasında; Yahudi olarak adlandırılan, İsrail‘in çocukları diye bilinen, her yere dağılmış bir millet vardır. Doğu ve batının en uzak yerlerinde bulunabilirler. Kuzey ve güneyin en uzağına gidebilirler, neredeyse insanın olduğu her yerde Yahudiler vardır. Habeşistan‘da en az o toprakların insanı kadar koyu renkte az sayıda Yahudi vardır. Çin‘de sarı derileri, çekik ve badem gözleriyle Çinlilere benzeyen az sayıda Yahudi vardır.Öğe Kur’ân’ın açıklamaları doğrultusunda Süleyman (a.s) kıssasında kalkınmanın esasları(Aksaray Üniversitesi, 2014) Ahmed, Arafât M. Muhammed; Çifçi, Osman Zahid; Şen, MustafaHamd âlemlerin Rabbine; salât ve selam yaratılmışların en Ģereflisi ve peygamberlerin önderi efendimiz Muhammed‘e, âline ve bütün ashabına olsun. Hz. Süleyman‘ın kıssası Kur‘an‘ın ilgi çekici kıssalarındandır. Bu kıssa Kur‘an-ı Kerim‘deki peygamber kıssaları arasında eşsiz bir tarzı temsil eder. Kur‘an-ı Kerim‘deki peygamber kıssalarına bakıldığında her peygamberin kavmini imana davet ettiği, azınlığın iman edip, çoğunluğun inkar ettiği, mazaretin kalmaması ve inzarın yapılması nedeniyle de onlara azabın geldiğinin anlatıldığı görülür. Ayrıntılardaki farklar dışında Kur‘an-ı Kerim‘de en çok bahsi geçen Nuh, İbrahim, Lut, Hud, Salih, Şuayb ve Musa (a.s)' ın kıssalarında hep aynı şey gerçekleşmiştir. Hz. Süleyman ve babası Hz. Davud‘un kıssaları hedef ve gaye bakımından son derece açık olmakla birlikte iktidar, hâkimiyet, askeri güç ve medeni kalkınma kıssalarıdır.Öğe İslam'da akıl sorunu: İslam, akılcı olmayan bir din ve uygarlık mı?(Aksaray Üniversitesi, 2014) Walbridge, John; Çifçi, Osman Zahid; Çağlayan, Harun2001 Dünya Ticaret Merkezi saldırıları sonrasında islâm dünyasının durumu hakkında kaleme alınmış populer bir makalesinde Pakistanlı fizikçi Pervez Hoodbhoy, bundan bin yıl önce Abbasiler devrinde akıl ve bilimde islâm‘ın altın çağının yaşandığını savunmuştur. Bu dönem, rasyonalist mutezilî bilginlerin ve Yunan çalışmalarının tercüme edilmesine dayalı bilim ve felsefenin teolojide etkin olduğu bir devirdir. Hoodbhoy, hoşgörü ve yaratıcılık çağı olan bu dönemin, akıl karşıtı Eşarî kelamı adına Ebu Hâmid el-Gazzâlî (ö.505/1111)‘nin mantık ve bilime saldırmasıyla beklenmedik bir şekilde sonlandığını öne sürmüştür. Bunun akabinde islâm dünyası, bilimdeki perişan durumundan da anlaşılabileceği gibi halen devam eden dogmatik bir uykuya dalmıştır.Öğe Eski Anadolu türkçesinde isimden isim yapma ekleri üzerine(Aksaray Üniversitesi, 2014) Altuğ, Murat; Çifçi, Osman ZahidBatı Türkçesinin kuruluş dönemi olarak kabul edilen Eski Anadolu Türkçesinin genelde bütün gramer özelliklerinin özelde de eklerinin tanınması tarihî Türk gramerinin yazılmasında oldukça büyük bir öneme sahiptir. Biz bu çalışmamızda Tarama Sözlüğü esasında Eski Anadolu Türkçesinde kullanılan ancak bu gün Türkiye Türkçesi yazı dilinde kullanılmayan isimden isim yapma eklerini, fonsiyonları ve Tarama Sözlüğündeki tanıklarıyla ortaya koymaya çalışacağız. Yukarıda söz konusu ettiğimiz özellikleri taşıyan eklerden birisi -sAgI, -sAgU ekidir. Bu ek, Eski Anadolu Türkçesi döneminde "benzetme, küçültme" fonsiyonuyla kullanılan ancak bu gün Türkiye Türkçesi yazı dilinde olmayan bir ektir.Öğe Bir Osmanlı şehri olarak Filibe ve Filibe Mevlevîhanesi(Aksaray Üniversitesi, 2014) Yumerov,Aydan; Çifçi, Osman Zahidİnsanlık tarihi çok büyük medeniyetlere şahitlik etmiştir. Tarih kitaplarının hayranlıkla bahsettiği bu medeniyetlerden birisi ve belkide en önemlisi İslam Medeniyeti'dir. İslam Medeniyeti farklı kültür ve coğrafyalar içerisinde çok önemli değerlerin taşınmasına ve yaşanmasına sebep olmuştur. İslam Medeniyeti'nin tarihe yansıdığı önemli bir kültür coğrafyası Osmanlı kültür coğrafyasıdır. İslam'ın insanlığa sunduğu değerlerin kendi kültür alanıyla birleşerek çok farklı algı, anlayış ve müesseselerin neşet ettiği Osmanlı kültürü bu medeniyetin önemli bir halkasını teşkil etmektedir. Osmanlı, Batı medeniyetlerinden ve milletlerinden farklı olarak insan merkezli olarak ürettiği hayır ve hizmet eserlerini kurmuş, geliştirmiş ve İslam Medeniyeti potasında insanlığa hediye etmiştir. Gittikleri her yerde insanların, hatta hayvanların dahi ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü hizmeti sunmuşlardır. Benzeri bulunmayan tarihi eserler inşa etmek yine Osmanlı kültürel birikiminin medeniyet alanına kazandırdığı şeyler.Öğe Arefe gününün faziletiyle ilgili rivâyetlerin değerlendirilmesi(Aksaray Üniversitesi, 2014) Karabacak, Mustafa; Çifçi, Osman ZahidAllah Teâlâ bazı zamanları diğer zamanlara fazilet bakımından üstün kılmıştır. Ramazan ayının diğer aylara, Kadir gecesinin diğer gecelere ve Cuma gününün diğer günlere üstünlüğü gibi. Arefe günü de faziletli günlerden birisidir. Arefe günü mübârek bir gündür; çünkü Hac ibadetinin önemli bir rüknu olan vakfe bugünde yapılmaktadır. Bu günün faziletiyle ilgili fazlaca hadisler vardır. Biz de bu çalışmada Arefe gününde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetlerin faziletiyle ilgili hadisleri değil; bugünün faziletine işaret eden hadisleri hadisçilik açısından inceledik. Bundaki amacımız da, bu konuda çalışma yapacaklara ve bu hadisleri konuşmalarında kullanacaklara bir reşete sunmaktır.Öğe Mustafa Reşit Paşa ve Tanzimat(Mustapha Rashid Pasha and administrative reforms, 2014) Ata, Ramazan; Çifçi, Osman ZahidBir tarihçinin dediği gibi; Gerçeklik ressam için neyse tarihçi için de odur. Nasıl ki tek bir manzara yoksa tek bir tarih de yoktur. Geçmiş herkese farklı bir ışık altında görülür. Mustafa Reşit Paşa’nın yaşadığı ve en önemli aktörlerinden birisi olduğu Tanzimat dönemi bakış açısına göre değişen böyle bir dönemdir. Kimine göre Osmanlı Devleti’ni yıkımın eşiğine getiren sürecin başlangıcıyken, kimine göreyse bu devletin yaşam süresini uzatan ve aydınlarını modernleştirerek getirdiği Liberal ve Batıcı medeniyet düşüncesi ile Cumhuriyet’e giden yolu açan bir süreçtir. Tanzimat nasıl bakış açısına göre değişiyorsa, Mustafa Reşit Paşa da değişir. Mustafa Reşit Paşa; hürriyet kahramanlığından vatan hainliğine çok geniş bir çizgide değerlendirilmektedir. Biz onu, dönemin Osmanlı belgeleri ışığında Mısır meselesinin halledilmesi ve Tanzimat’ın ilanındaki rolüyle ele alacağız.Öğe Hadîslere göre islâm kardeşliğinin anlamı ve korunması için alınacak tedbirler(Aksaray Üniversitesi, 2014) Özpınar, ÖmerBu çalışmamızda "İslam kardeşliği" kavramının anlamı üzerinde kısaca durduktan sonra, İslam'ın din kardeşliğine bakışı âyet ve hadîsler ışığında ortaya konulacaktır. Din kardeşlerinin birbirlerine karşı görev ve sorumlulukları hatırlatılıp Hz. Peygamber (s)'in hadîsleri ışığında din kardeşliğini zedeleyen ve tehdit eden hususlara dikkat çekilecektir. Bu tehditlere karşı alınacak tedbirleri gösteren nebevi öğreti ve ilkeler tespit edilmeye gayret edilecektir.Öğe Türkiye’de dindar müslümanların maruz kaldığı dışlama üzerinden açığa çıkan hak çatışmaları(Aksaray Üniversitesi, 2014) Özdemir, Muhammet; Çifçi, Osman ZaidBu çalışmada, dilin dünya algısını ve dünyada varolmayı belirlemesi ve yönetmesi şeklindeki felsefi saptamadan hareketle yeni Türkçede edinilmiş alışkanlıklar üzerinden Müslüman dindarlara yansıyan hak ihlalleri soruşturulmaktadır. Akademik ve bilimsel algıların yanı sıra tarihsel ve politik arka planların da ele alındığı çalışmada, örnek bazı metinler yapıbozuma uğratılmakta ve Müslüman dindar kavramı etrafındaki algıların bilinçaltına inilmektedir. Dille ilgili her türlü etkinliğin bir bütünü olarak yeni Türkçe kültürde "˜Müslüman dindar' kavramının ima ettiği insan tipi, genelde sanılanın aksine yaşamaya yeterince hak sahibi değildir. Temel sav, Müslüman dindar kimliğinde ötekileştirilen unsurlar olmaksızın dindar bir insanın kendine bile bir "˜normal algı' üretemediğidir. Bu, bir çeşit psiko-teolojik travmadır ve derinlemesine incelenmesi lüzumludur. Bu bakımdan çalışma, Türkçedeki "˜Müslüman dindar' kavramını da yapıbozuma uğratmakta ve sonra onun asılları olarak varsayılanların durumlarını değerlendirmektedir.Öğe Köpek ve diğer bazı hayvanların öldürülmesine cevaz veren hadislerin değerlendirmesi(Aksaray Üniversitesi, 2014) Demirel, Harun Reşit; Çiftçi, Osman ZahidKur’ân-ı Kerîm’de canlı ve cansız birçok varlığın ismi zikredilmiştir. Bu varlıklar arasında bir takım hayvanların isimleri önemine binaen bir veya daha fazla zikredilmektedir. Hatta bazı surelerin isimleri inek, arı v.b. hayvan isimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sureler isimlerini içerdikleri konulardan almaktadırlar. Çalışmamız; hadislerde köpek ve köpekle birlikte öldürülebilen bazı hayvanlardır. Önce hadislerde öldürülmesine cevaz verilen hayvanların Kur’an-ı Kerim’de varlığı araştırılacak eğer varsa Kur’ân-ı Kerîm’in konuya yaklaşımı incelenecektir. Daha sonra Hadis Edebiyatında ilgili hayvanlar araştırılıp hadislerde nasıl yer aldığı ve nasıl değerlendirildiği incelenerek bir sonuca gidilecektir. Çalışmamızı Kütüb-i Sitte hadisleriyle sınırlandırmakla beraber zaman zaman Hadis Edebiyatı’nın diğer eserlerine de gerekli görüldüğünde bakmaya çalışacağız.Öğe Bazı meâller çerçevesinde i'râb farklılıklarının âyetlerin anlamına etkisi(Aksaray Üniversitesi, 2014) Kaya, Mehmet; Çiftçi, Osman ZahidKur‘ân muhataplarından kendisinin anla?ılması hususunda çaba göstermelerini ister. Bu çabalar neticesinde Kur‘ân‘ı anlamada iki yöntem ortaya çıkmı?tır. Birincisi âyetleri çe?itli yönlerden ele alan ve muhtemel manaların gözetildiği tefsirler,ikincisi ise âyetin muhtemel manalarından -çoğunlukla- sadece birine yer veren meâllerdir. Hangi anlama yöntemi olursa olsun muhatabın ihtiyaç duyduğu ilk malzeme Arap dilidir. Arap dilinde bir kelimenin i‘râbı itibariyle birkaç ihtimali dü?ündürmesi, âyetin anlamının da çe?itlenmesine sebep olmaktadır. Meâllerde ise durum farklılık göstermektedir. Yazarının tercihine bağlı olarak bu vecihlerinden biri ya da birkaçı tercümeye yansıtılabilmektedir. Biz bu çalı?mada, âyetteki bir kelime ya da cümle hakkında tefsirlerde belirtilen ve anlam farklılıklarına sebep olan i‘râb vecihlerinin meâllerdeki yansımasını ele alacağız.Öğe Dâr-ı Sulehâ'da Nesl-i Sulehâ özlemi(Aksaray Üniversitesi, 2014) Varol, Mehmet Bahaüddin; Çiftçi, Osman ZahidÜlkemizde son yıllarda akademik dünyaya kazandırılan çok sayıda üniversite ve fakülte bulunmaktadır. ??te bu fakültelerden biri olan Aksaray Üniversitesi ?slami ?limler Fakültesi‘nin kurulu? sürecinde ya?ananlar tarihe bir not olarak kaydedilmek üzere bu yazıda kaleme alınmı?tır. Bilimsel ve akademik kurulu?ların doğu?u gerek ilmi gerekse toplumsal alanda bir takım etkilere sebep olur. Ancak zamanla bunlar unutularak geçmi?in karanlıklarında yok olur. Farklı ve farkedilir olmayı arzu eden Aksaray Üniversitesi ?slami ?limler Fakültesi‘nin bu sürecini Dergimizin ilk sayısında kaleme alarak en azından hatırasını sürekli kılmak istedik. Burada anlatılmayanlar elbette anlatılanlardan çok daha fazladır. Ancak amaç sürece olumlu katkıları bulunanların hatırlanması ve duaya vesile olmasının sağlanmasıdır. Hayırlı ve bereketli olması dileklerimizle…