Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Öğe
    Mekansal karar destek sistemleri ile suç tahmin modeli: Ankara ili hırsızlık suçu örneği
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023) Atar, Musa; Yılmaz, Hacı Murat
    21. yüzyılın dinamik yapısında suç ile mücadele artan önemiyle tüm toplumun ilgi alanındadır. Çağın gereklilikleri ile kolluğun temel görevlerinin arasında suça müdahalenin yanında suçu önleme ve önceden doğru şekilde tahmin etme yer bulmuştur. Son 70 yıldır aktif olarak kullanılan suç haritalarına coğrafi bilgi sistemlerindeki (CBS) son gelişmelerle farklı yetenekler kazandırılmıştır. Bu sayede etkin suç analizleri yapılabilmekte, suç önleme taktik ve stratejileri geliştirilebilmektedir. Meydana gelen olayları tek bir pencerede görebilmeyi ve hızlı kararlar almayı kolaylaştıran suç bilgi sistemleri, suç analizleri ve suç tahminlemede etkin olarak kullanılmaktadır. Suçların konuma ve zamana dayalı tahmin yeteneği için geliştirilen Muhtemel Hotspot (PHotspot) Yöntemi, Muhtemel Kernel Yoğunluk Tahmini (PKDE) ile Zaman-Mekân Tarama İstatistiği (STSS) gibi yöntemlere ek olarak Mekânsal Karar Destek Sistemleri (MKDS) ile diğer bir suç tahmin ve analiz yöntemi olan Tekrar ve Yakın Tekrar (TYT) (Repeat and Near Repeat) Analizi ile de yakın çevreden etkin bir şekilde suç tahminlemesi yapılabilmektedir. Çalışmada, MKDS ve TYT yöntemleri birlikte kullanılmış, mesleki tecrübeler sonucunda belirlenen, suçun oluşumuna etki eden konum bazlı faktörlerin suçun tekrarlaması ile de dikkate alınabilecek miktarda ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Sultanhanı (Aksaray) ovası ve çevresinin hidrojeolojik, hidrokimyasal ve izotopik özelliklerinin incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Dursun, Yusuf Gökhan; Elhatip, Hatim
    Bu çalışmada; Sultanhanı (Aksaray) ovası ve çevresindeki yeraltı sularının hidrojeolojik, hidrokimyasal ve izotopik özellikleri araştırılmıştır. İnceleme alanını temsil eden yağış istasyonlarının kaydettiği veriler değerlendirilmiştir. Thornthwaite ve Penman yöntemi kullanılarak bölgede gerçekleşen potansiyel ve gerçek buharlaşma-terleme miktarı hesaplanarak yeraltı su bilançosu oluşturulmuştur. Hidrolik sisteme giren ve çıkan su miktarı hesaplanarak yorumlanmıştır. Bölgedeki stratigrafik birimlerin akifer yapısı incelenerek geçirimlilik özellikleri sınıflandırılmıştır. Yeraltı sularının fiziksel, kimyasal ve izotopik özelliklerini incelemek, sınıflandırmak ve kullanım özelliklerini belirlemek için Mayıs 2019, Ekim 2019 ve Mayıs 2020 dönemlerinde çalışmalar yapılmıştır. Yeraltı sularının fiziksel parametreleri kullanılarak karşılaştırma grafikleri oluşturulmuş ve IDW interpolasyon tekniğiyle dağılım haritaları hazırlanmıştır. Yeraltı sularının kimyasal parametreleri kullanılarak karşılaştırma grafikleri, Gibbs, Piper, Durov ve Yarı logaritmik (Schoeller) diyagramları ve dağılım grafikleri oluşturulup fasiyes özellikleri belirlenmiştir. Yeraltı sularının su kalitesi ve kullanım özelliklerini değerlendirmek için Schoeller içilebilirlik, A.B.D. Tuzluluk, Wilcox, diyagramları oluşturularak WHO ve TSE-266 standartları ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Çalışma kapsamında yeraltı sularında izotop analizleri (?18O, ?2H 3H) gerçekleştirilmiştir. Yeraltı sularının İzotop parametrelerinin karşılaştırmalı diyagramları (?18O-?2H, 3H-?18O, 3H-EC, 3H-Cl) hazırlanarak değerlendirmeler yapılmıştır. Yeraltı sularının EC, T.Ç.K.M, Na, Cl, SAR, %Na, Ca, Mg ve HCO3 değerleri kullanılarak jeoistatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Jeoistatistiksel hesaplamalar yardımı ile parametrelerin çalışma alanındaki dağılım özellikleri belirlenerek yarıvariogram modelleri oluşturulmuştur. Yarıvariogram modelleri kullanılarak Kriging interpolasyon yöntemi ile tahmin haritaları oluşturularak değerlendirmeler yapılmıştır.
  • Öğe
    Türkiye'deki yeraltı kömür ocağı havzalarının çok kriterli karar verme yöntemleri ile risk temelli sınıflandırılması
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Mutlu, Mert; Sarı, Mehmet
    Ülkemizdeki yeraltı kömür ocaklarının bazılarında modern işletim yöntemlerine geçilmesine rağmen, yakın zaman dilimlerinde meydana gelen büyük boyutlu kazalar nedeniyle kömür madenlerinde alınması gerekli güvenlik tedbirleri ve düzenlemeler yeniden gündeme gelmiştir. Bu tez çalışması kapsamında; Türkiye'de üretimin ve iş kazalarının yoğunlaştığı, yeraltı üretim yöntemiyle kömür üretimi yapan işletmelerin bulunduğu havzalar belirlenmiştir. Çalışmada, Türkiye genelinde belirlenen 6 ayrı havzada, ruhsatlı olarak üretim yapan, uygulama çalışması için izin alınabilen 39 yeraltı kömür ocağı tek tek ziyaret edilmiş, buradaki toplam 191 karar vericinin (üst düzey yöneticiler, maden mühendisleri, üretim mühendisleri, daimî nezaretçiler ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanları) anket yoluyla görüşlerine başvurulmuştur. Anket verileri kullanılarak Expert Choice yazılımında ve Microsoft Excel programında, 5 ana kriter ve 26 alt kriterden oluşan hiyerarşi oluşturulmuştur. Böylece havzalar çok riskliden az riskliye doğru sınıflandırılmıştır. Her bir ana kriter ve alt kriterin mevcut risklerin ortaya çıkmasındaki önem dereceleri (risk puanları) hesaplanmıştır. Çalışmada AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi), Bulanık AHP (Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi) ve ülkemizde az uygulama alanı bulunan Bulanık TOPSIS (Bulanık İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği) yöntemleri tercih edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçların her üç yöntemde de birbirini destekliyor olması, bu yöntemlerin risk yönetim süreçlerinde oldukça kullanışlı birer yöntem olduklarını ortaya koymuştur. Tez çalışmasında önemle vurgulanması gereken nokta, oluşturulan risk sınıflamasının genel bir yaklaşımdan ziyade havza bazında olması, her havzanın bir bütün olarak değerlendirilmesi ve risk yönetim sürecinde havzalara özel koşuların dikkate alınmasıdır. Çalışmanın, ülkemizdeki karar vericilerin mevcut riskleri azaltıcı tedbirlerin belirlenmesi yönündeki hedeflerine daha kolay ulaşmasında, iş yeri koşullarının iş güvenliği açısından iyileştirilmesinde ve firma yöneticilerine yol gösterici nitelikte olacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    İnlice (Konya) epitermal altın yatağının jeolojisi, jeokimyası ve kökensel incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Terzi, Mustafa Haydar; Yılmazer, Erkan; Kuşcu, İlkay
    İnlice epitermal altın yatağı, Erenlerdağ-Alacadağ Volkanik Kompleksi (EAVK) içerisinde ve Konya ilinin yaklaşık 40 km güneybatısında yer almaktadır. Çalışma alanında yaşlıdan gence doğru andezit, blok ve kül akıntısı, bazaltik andezit lav akıntısı ve andezit lav akıntısı olmak üzere dört birime ayrılan volkanik kayaçlar, jeokimyasal olarak subalkalen, yüksek potasyumlu kalk-alkalen ve metalümina-zayıf peralümina özelliklere sahiptir. Bununla birlikte EAVK'da gelişen volkanizmanın, yitim zonu ile ilişkili zenginleşmiş litosferik bir manto kaynağından türediğini ve oluşumunda fraksiyonel kristalleşme, kıtasal kabuk katkısı ve/veya karışım gibi jeolojik süreçlerin etkisinin olduğu söylenebilir. Andezitler içerisinde gözlenen alterasyonların merkezinden taze yan kayaçlara doğru sırasıyla kovuk-şeker ve kalsedonik/opalin dokulu kuvarslardan oluşan silisleşmiş zonlar, kuvars-alunit, arjilik ve piropilitik alterasyon zonları tanımlanmıştır. Cevherleşmeler, KB-GD doğrultulu yapısal hatlar tarafından kontrol edilen kovuk-şeker dokulu kuvarslardan oluşan silisleşmiş zonlar ile ilişkili olup, yaygın olarak pirit, daha az oranda enarjit, kalkopirit, kalkosin, kovellin, sfalerit ve markazit gibi sülfid mineralleri ile temsil edilmektedir. Yapılan alterasyon-cevher jeokimyası ve mineral kimyası analizleri, altın zenginleşmelerinin enarjit mineralleri ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Petrografik olarak altın taneleri ancak sülfid minerallerinin oksidasyona maruz kaldığı kesimlerde saçınımlı olarak 2 ile 6 µm arası boyutlarda gözlenmiştir. Sıvı kapanım ve duraylı izotop analizlerine göre cevherleşmelerin oluşumunda, magmatik kökenli hidrotermal akışkanların baskın olduğu, ancak meteorik su katkısının da etkili olduğu söylenebilir. Mineralojik, sıvı kapanım ve kükürt izotop analizleri Ana Batı ve Merkez Zon olarak tanımlanan bölgelerin yüksek sıcaklıklı hidrotermal akışkanlar ile ilişkili zonlar olduğunu göstermiştir. Sonuçta İnlice epitermal altın yatağındaki yan kayaç özellikleri, alterasyon desenleri, mineral birliktelikleri, cevher doku ve metal içeriği, sıvı kapanım ve duraylı izotop özellikleri birlikte değerlendirildiğinde, İnlice epitermal altın yatağının tipik bir yüksek sülfidasyon tip epitermal sistem olduğu ortaya konmuştur.
  • Öğe
    Ulukışla havzasının geç senozoyik evrimi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016) Gürbüz, Esra; Yıldız, Ayşegül; Seyitoğlu, Gürol
    Ulukışla Havzası Orta Anadolu'da Geç Kretase-Senozoyik döneminde gelişen önemli havzalardan bir tanesidir. Havza güneyde Torid Platformuna ait Bolkar Dağları, kuzeyde Niğde Masifi ve doğuda Ecemiş Fay Zonu ile sınırlanır. Ulukışla Havzası'nın gelişimi için verilen yaş aralığının oldukça geniş olması ve söz konusu bölgede birden fazla tektonik rejimin etken olması önceki çalışmalarda havzanın gelişimi üzerine farklı görüşler ortaya atılmasına sebep olmuştur. Bununla beraber tüm bu görüşler havzanın karakterini Geç Kretase-Erken Senozoyik kapsamında inceler, diğer bir değişle havzanın Geç Senozoyik'teki durumuna dair detaylı çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Tez çalışmasında, Türkiye Neotektoniği'nin şekillendiği bu önemli dönemde, Ulukışla Havzası'nın gelişiminde etken olmuş tektonik rejimlerin belirlenmesi, sedimantasyonun bu süreçteki durumu ve havza gelişiminin bölgesel jeoloji kapsamındaki rolünün anlaşılması amaçlanmıştır. Senozoyik birimlerinin fosil içerikleri ve litolojik özellikleri dikkate alındığında, Ulukışla Havzası'nda Geç Kretase'den itibaren sığ bir ortamdan derin deniz ortamına doğru hızla derinleşen, Orta Eosen'den itibaren ise sığlaşan denizel bir ortamdan bahsetmek mümkündür. Neojen sonundan itibaren ise bölgede tamamen karasal bir ortamın varlığı görülmektedir. Bununla birlikte havzanın güney kenarını sınırlayan ve havza çökelleri ile Bolkar Dağları'nı ayıran yapısal unsurun kuzeye eğimli düşük açılı bir normal fay olduğu ve Geç Kretase'den itibaren Orta Eosen'e dek havzanın gelişimini denetlediği düşünülmektedir. Arazi ve uzaktan algılama çalışmaları kapsamında elde edilen yapısal verilerin sonucunda, çalışma alanında KD-GB, KKD-GGB ve DKD-BKB yönlü faylar ve çizgisel unsurların hâkim olduğu, bunun da bölgedeki ana faylar ve kıvrım eksenlerinin doğrultuları ile örtüştüğü gözlenmiştir. Eldeki tüm bulguların değerlendirilmesi neticesinde Ulukışla Havzası'nın, Geç Kretase-Orta Eosen'de genişlemeli bir rejim altında açıldığı, Orta Eosen sonrasında K-G yönlü bir sıkışma etkisinde kaldığı, bölgede önemli kıvrımların oluştuğu ve önceki genişlemeli fazın ürünleri olan normal fayların ters faylarla kesildiği ayrı bir rejim gözlenmiştir. Bunun sonrasında, Oligosen-Orta Miyosen döneminde, yeni bir genişlemeli rejim etkisinde havzada çökelim sürmüştür. Orta Miyosen'de, Oligosen-Orta Miyosen birimlerinin daha düşük açılar ile kıvrımlanmasına ve faylanmasına sebep olan son bir sıkışma evresi daha meydana gelmiştir. Geç Miyosen-Pliyosen'de, bölgede yeniden gelişen genişlemeli rejim etkisinde fay denetimli kalın bir istif depolanmıştır. Kuvaterner birimleri ise normal bileşenli sol yanal doğrultu atımlı bir fay olan Niğde Fayı denetiminde, özellikle bugünkü Ereğli Ovası'nda, Neojen çökelleri üzerine uyumsuz olarak çökelmiştir.
  • Öğe
    Sarıcakaya (Eskişehir) magmatik kompleksinin petrolojik incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Bilgilioğlu, Hacer; Güllü, Bahattin
    Çalışma alanı Sakarya Zonu içerisinde olup Eskişehir İli'nin kuzeyinde yer alan Sarıcakaya, Mihalgazi ve İnhisar ilçeleri civarında yaklaşık 150 km2'lik bir alanı kapsamaktadır. Çalışma alanındaki magmatik birimleri oluşturan Sarıcakaya Magmatik Kompleksi (SMK) gabro, diyorit, granodiyorit ve pegmatit/aplit türü kayalardan oluşmaktadır. SMK'ya ait diyoritler ve granodiyoritler içerisinde ana kayadan keskin dokanakla ayrılmış daha koyu ve ince taneli ve boyutları 1-10 cm arasında değişen oval-yuvarlağımsı mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) gözlenmektedir. Jeokimyasal analiz sonuçlarına göre, bölgedeki kayaçların tamamı subalkalen karakterli olup, AFM diyagramında kalkalkalen bir yönelim sergilemektedirler. K2O içeriği dikkate alındığında ise K serili şoşonitik karaktere karşılık gelmekte ve yüksek potasyumlu K'lukalkalkalen karakter sergilemektedir. ORG'ye normalize edilen iz element dağılım desenlerinde magmatik birimlerinin tamamında LIL elementler açısından zenginleşme, HFS elementleraçısından ise kısmen tüketilme söz konusudur. SMK'ya ait tüm kaya gruplarının ana ve iz element oksit değişim diyagramları incelendiğinde birbirleriyle kökensel ilişkili magma/magmalardan fraksiyonelkristallenme yoluyla oluştukları söylenebilir. U – Pb radyometrik yaşlandırma ile 321,3±1,2 my –323,62±0,86 my yaşların elde edildiği kompleks, tektonik ortam ayırtlama diyagramlarında yay karakterli magmatizma karakteri sunmaktadır. Çalışma alanından alınan örneklerdeki Y/Nb oranları 1,02 – 3,62 arasında, Nb/Ta oranının ise 4 - 13 arasında olması yay karakterli bu magmatizmanın manto – alt kabuk etkileşimini de ortaya koymaktadır. SMK kayaçları petrografik, jeokimyasal, petrolojik ve jeokronolojik açıdan incelendiğinde bölgedeki magmatik kayaların, Geç-Erken Karbonifer'de Paleotetis'in güneye doğru Gondwana'nın altına yitimiyle ilişkili yay karakterli, alt kıtasal kabuk etkileşimli granitoid magmatizmasının ürünleri olabileceği düşünülmektedir.
  • Öğe
    Ortaköy-Çiftevi (Aksaray) yöresi metamorfik birimlerin ve intrüziflerin jeolojisi ve jeokimyasal incelenmesi
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2018) Kalkan, Murat; Yıldız, Mustafa
    Metamorfik kayalar Prekambriyen yaşlı Dedetepe Metasedimanter Birliği ve Paleozoyik yaşlı Navruztepe Metasedimanter Birliğiden oluşmaktadır. Dedetepe Metasedimanter Birliği metapelit, kalksilikat şist/gnayslar ve metakarbonat kaya türlerinden oluşmaktadır. Metamorfizma yeşilşist, amfibolit, üst amfibolit ve granülit fasiyeslerinde ilerleyen karakterde gelişmiştir. Termobarometre çalışmalarına göre bölgesel metamorfizma 1.5-3.5 kb basınç, 519-832 oC sıcaklık şartlarında düşük basınç/yüksek sıcaklık tipinde gelişmiştir. Navruztepe Metasedimanter Birliği, Üst Kretase'de metamorfize olmuş Alpin evre deformasyonlardan etkilenmiştir. Metapelit, kalksilikat şist/gnays ve mermer kaya türlerinden oluşmaktadır. Bölgesel metamorfizma yeşilşist fasiyesinden üst amfibolit fasiyesine kadar ilerleyen karakterde gelişmiştir. Üst Kretase'de ofiyolitlerin OAKK üzerine tektonik olarak yerleşmesiyle kabuk kalınlaşmasına bağlı olarak Paleozoyik yaşlı çökellerin metamorfizması gerçekleşmiştir. Kabuk kalınlaşması sonucu ekay düzlemleri boyunca metapelitlerin ergimesiyle, 83-81 My yaşlı kalkalkali, peralüminalı, kabuk katkısı baskın magmalar oluşmuştur. Bu magmalara eşlik eden üst kıtasal kabuğun ergime ürünü, felsik, peralüminalı magmalar oluşmuştur. Namlıkışla Andaluzit Graniti magmatik kökenli andaluzit, sillimanit ve spessartin türü granat mineralleri içermektedir. Petrolojik olarak suya doygun peralümin granit solidus alanı ile alüminasilikat stabilite alanları birbiriyle örtüştüğünde birincil magmatik andaluzit ve sillimanit mineralleri oluşabilmektedir. Dalma sırasında metasomatize manto kamasından kaynaklanan ve kıta kabuğunun ergimesiyle oluşan büyük hacımlardaki silisik magmalar alt kabuğa yerleşmiştir. Manto katkısı baskın magmaların üst kabuğa yoğun ısı transferi, üst kabuğun genleşmesine ve kısmi erimesine neden olmuştur. İnce taneli, felsik, peralüminalı bu magmatitler, daha yaşlı bütün magmatik ve metamorfik kayaları keserek yerleşmiştir.
  • Öğe
    Şereflikoçhisar havzası yeraltı sularının hidrojeolojik ve hidrokimyasal açıdan incelenmesi ve bölgedeki tuzlusu girişiminin çevresel etkilerinin araştırılması
    (Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2013) Kavurmacı, Mustafa Murat; Elhatip, Hatim
    İnceleme alanının temelini Orta Anadolu Kristalen Kompleksi olarak tanımlanan kaya birimi oluşturur. Kompleks; Paleozoyik ve Mesozoyik yaşlı meta-sedimanlar, meta-karbonatlar, ofiyolitik karmaşıklar ve magmatik birimlerden oluşmuştur. Tuz Gölü Havzası'nın temeli üzerindeki sedimantasyon Üst Maestrihtiyen' de başlar. Orta Eosen'e kadar filiş ağırlıklı denizel birimlerle devam eden sedimantasyon Üst Eosen - Oligosen zaman aralığında kalın evaporit çökelleri ile karakteristiktir. Oligosen'den günümüze kadar karasal ve gölsel çökellerin oluşumları devam etmiştir. Bölgede akiferleri temsil eden birimler genel olarak temelde Paleozoyik yaşlı bol kırık ve çatlaklı mermerler, Tersiyer yaşlı genelde kumtaşı ve çakıltaşı ardalanmasından oluşan denizel ve karasal kırıntılılar ile bol kırıklı - karstik boşluklu kireçtaşı seviyeleri ve Kuvaterner yaşlı gevşek kum ve çakıl seviyeleri içeren alüvyondur. Alüvyon kum, çakıllı kum, kil, siltli kil, siltli kum ve silt olmak üzere 6 farklı birimden oluşmuştur. Alüvyonun ortalama çakıl tane oranı % 3.4, ortalama kum tane oranı % 18, ortalama ince tane oranı % 78.60, ortalama boylanma sabiti 3.73, ortalama düzen katsayısı 12.3, akiferin geçirimlilik değeri 0.04 cm/sn, iletimlilik katsayısı 0.014 m2/sn, depolama katsayısı 5.10-4, ortalama hızı 5,5.10-5 m/sn dir. İnceleme alanının yıllık ortalama toplam yağış miktarı 360 mm'dir. 1970 - 1974, 1988 - 1993, 1998 - 2008 yılları arasında kalan dönemlerde bölgede yağışlar genel olarak azalmış diğer dönemlerde ise artmıştır. İnceleme alanının yıllık gerçek buharlaşma - terleme değeri 314 mm/yıl, yıllık rezerv su miktarı 544 mm., sisteme giren su miktarı 8,29 x 106 m3/yıl, sistemden çıkan toplam su miktarı ise 21,37 x 106 m3/yıl'dır. Arazi ve laboratuvar çalışmalarında yapılan ölçüm ve analiz sonuçlarına göre, yeraltı sularının fiziksel ve kimyasal parametre değerleri; sıcaklık; 14.1 oC - 21.9 oC, pH 6.2 - 8.3, elektriksel iletkenlik 516 - 295000 µS/cm, toplam çözünmüş katı madde 422 - 333803 mg/L arasında değişim gösterir. İnceleme alanında yeraltı suyu seviye ölçümlerine göre, bölgede iki farklı konverjan özellikte nap tespit edilmiştir. Yeraltı suları, NaCl, NaHCO3, CaHCO3, CaSO4, MgCl, MgHCO3 ve MgSO4 fasiyes özelliği göstermiştir. Tuz Gölü'ne yakın kuyularda sular NaCl fasiyesinde zenginleşir. Gölden uzaklaştıkça suların fasiyes özellikleri sırasıyla NaHCO3 - CaHCO3 şeklinde değişmiştir. Sularda egemen iyon bolluk dizilimleri (Na+ + K+) > Mg+2 > Ca+2 / Cl-> HCO3- > SO4-2 şeklinde gelişmiştir. İnceleme alanından alınan su örneklerinin ?18O içerikleri -9.97 ile -2.12, ?2H içerikleri ise -16.35 ile -69.25 arasında değişir. Su kaynaklarına ait akiferler aynı veya yakın kotlardan meteorik kökenli yağışlardan beslenir. Tuz Gölü'nden uzaklaştıkça batıdan doğuya doğru elektriksel iletkenlik değerleri azalır. Sulama suyunun kalitesi Tuz Gölü'ne yakın bölgelerde ve Şereflikoçhisar ovasının güneyinde düşüktür. İnceleme alanı sulama kalitesi açısından beş ayrı bölgeye ayrılmıştır. Denizel tuzlu su girişimlerinden çok farklı olarak Tuz Gölü'nün tatlı su akiferlerini etkileme potansiyeli bölgede jeolojik yapının ve hidrojeolojik sistemin yanı sıra tektonizmanın da kontrolü altındadır. Tuz Gölü tabanda çapları değişik boyutlardan oluşan kırık sistemlerinden gelen tuz içeriği yüksek yeraltı suları tarafından beslenir. Yaz aylarında evaporitik çökelimlerin artması sonucu kırık sistemlerin geçirimliliği ve gölün beslenimi yağışlı döneme oranla azalmaktadır.