Cilt 1, Sayı Özel Sayı, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 13 / 13
  • Öğe
    Bitkilerle zehirlenmeler
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Bol, Oğuzhan
    Dünyada binlerce bitki türü var ancak bunların çok az kısmı zehirlidir. Bitkiler ile zehirlenmeler çocuklarda sık görülür ancak ciddi boyutlardaki toksisite erişkinlerde daha sıktır. Yapılan araştırmalarda >65 yaş kadınların %48’i ,allerjik hastaların %30’u bitkisel ürün kullandığı anlaşılmaktadır.Bu ilaçların tercih edilmelerinin en büyük sebebi doğal olduğuna olan inançtır(1). Ciddi zehirlenmelere bağlı yatış oranı %0.04 iken ölüm oranı %0.001’dir. Çocukların maruz kaldığı genelde az toksik ev bitkileridir. Zehirli bitkiler toksikalkoloidler, terpenler, glikozitler, proteinler, lektinler, fenoller ve fenilpropanoidler gibi sayısız kimyasal içerirler(2). Amerika Birleşik Devletlerin’degingkonun 150 milyon dolar, sarı kantaronun 140 milyon dolar, ginsengin ise 96 milyon dolar pazar payı var. Hastaların zehirlenme yolları: Tohumların çiğnenmesi, intihar amacı ile alınması, eğlence amaçlı kötüye kullanımköklerin yanlışlıkla yenmesi, vazodaki suyun içilmesi, bilinçsiz bitkisel ürün kullanımı olabilir.
  • Öğe
    Antidotlar
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Karaca, Onur
    İnsanoğlu günlük yaşamında yüzlerce binlerce kimyasal maddeye veya biyolojik etkene, başta diyet yoluyla olmak üzere tıbbi, çevresel, mesleki nedenlerlebilerek veya bilmeyerek akut veya kronik zehirlenmeye neden olabilecek pek çokajana maruz kalır. Toksisite oluşumunda doz, temas süresi, temas yolu ve temassıklığı son derece önemlidir. Evlerde yaygın olarak bulunabilen analjezikler, soğuk algınlığı ilaçları, antibiyotikler, vitaminler, antihistaminikler, antidepresanlar, demir preparatları gibi ilaçlar, temizlik malzemeleri (örn. çamaşır suyu), kozmetik ürünler (örn. kremler, tırnak bakım ürünleri, tıraş losyonları) ve bitkiler,pestisidler ve daha birçok amaçlı ksenobiyotik zehirlenmeye neden olabilecek etkenlere örnek olarak verilebilir [1,2]. Meydana gelebilecek her akut zehirlenme nin tedavisi hızlı ve etkin bir şekilde yapılmalıdır. Herzaman için tedavide ilk amaç hayati fonksiyonların devam ettirilmesidir. İkinci adım zehirlenme etkeninin absorpsiyonunun önlenmesi ve eliminasyonunun artırılmasıdır. Devamında da etki yerinde oluşmuş toksik etki minimuma indirilerek tedavi yapılmasıdır.
  • Öğe
    Kardiyak ilaçlarla zehirlenmelerde yoğunbakım yönetimi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ülgey, Ayşe
    Kalsiyum kanal blokerleri ( KKB) ile zehirlenme potansiyek olarak öldürücü bir durumdur. KBB’ler hipertansiyon, anjina pektoris, hipertrofik kardiyomyopati, supraventriküler aritmiler, migren gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardır. L tipi kalsiyum kanalları üzerinden etkisini gösterir. Üç alt gruba ayrılırlar; Fenilalkilaminler (verapamil) Benzodiazepinler (diltizem) Dihidropiridinler (amlodipin, nifedipin, nikardipin) Dihidropiridin grubundakiler myokard kasından ziyade vasküler düz kasları etkilerler. KKB zehirlenmelerinde kardiyak toksisite belirtileri hipotansiyon, bradikardi, 2. Veya 3. Derece AV blok ve kardiyak arresttir. Non kardiyak belirtiler arasında konfüzyon, ajitasyon, bilinç bozukluğu ve nöbet aktivitesi görülebilir. Kalsiyum kanallarının pankreas ada hücrelerinde blokajına bağlı olarak insülin salınımında azalma ve hiperglisemi görülebilir. Periferik vazodilatasyona sekonder olarak pulmoner ödem görülebilir. Bağırsak iskemisi, ileus laktik asidoz da KKB zehirlenmelerinde görülebilecek durumlardır.
  • Öğe
    Yeni nesil antitrombotik zehirlenmeleri
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Şahin, Tahir
    Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ya da oluşmuş olan pıhtıyı eriten ilaçlar antirombotikler olarak adlandırılmaktadır.Antitrombotik ilaçlar miyokard enfarktüsü(MI), atriyalfibrilasyon(AF),pulmoner tromboemboli(PTE), iskemikserebrovasküler hastalık(SVH) ve derin ventrombozu(DVT) gibi durumlarda oral(PO), subkutan(sc) veya intravenöz(iv) yolla tedavide kullanılabilmektedir. Bu ilaçların doz aşımı veya intoksikasyonu durumlarında cilt-cilt altı kanama,diş eti kanama gibi minör komplikasyonlar yanında, genitoüriner sistem(GÜS) kanamaları, gastrointestinal sistem(GİS) kanamaları, hemoptizi ve intrakraniyal kanama gibi majör kanamalar da görülebilmektedir.
  • Öğe
    Hayvan ısırık ve sokmaları
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Öztürk, Kemal
    Hayvan ısırma veya sokma vakaları acil servislerde sıkça karşılaştığımız, çoğu zaman basit tedavilerle ya da tedavisiz üstesinden gelebildiğimiz ancak bazı durumlarda ciddi yaralanma, enfeksiyon veya zehirlenme ile karşı karşıya kalabildiğimiz durumlardır. Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapacağımızı bilmemiz hastayı ölümcül olabilecek sorunlara karşı koruyacaktır. Bu yazımızda memeli hayvan ısırıkları, arı sokmaları, yılan ısırıkları ve zehirli böcek sokmalarını bu bakış açısı ile değerlendirmeye çalışacağız. Memeli ısırıkları vücutta delinme, yırtılma, ezilme şeklinde doku hasarı hatta kemik kırıkları, uzuv kopmaları gibi büyük travmatik yaralanmalar şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Bu yaralanmalar iş gücü kaybı, estetik bozukluklar ve en kötü şartlarda kalıcı fonksiyon kaybı veya ölümlü sonuçlanmaktadır. Memeli ısırıklarındaki bir diğer önemli problem ise %15 seviyelerine ulaşan enfeksiyon riskidir.
  • Öğe
    Zehirlenmelerde yoğun bakım öncesi acil yaklaşımlar
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Avşaroğulları, Levent
    Zehirlenme; hayati fonksiyonları bozan ve bazen de yaşamı tehdit eden maddelerin vücuda solunum, dolaşım, ağız, deri ve benzeri yollardan alınması sonucu organizmanın zarar görmesine denir. Paraselsus(1493-1541) “Tüm maddeler zehirdir. İlacı zehirden ayıran dozudur.” diyerek zehirlenmelerde doz kavramını ilk kez dile getirmiştir (1,2). Ülkemizde ve dünyada acil servise sık başvuru nedenlerinden birisi zehirlenme vakalarıdır. Amerika Zehir Danışma Merkezleri Birliği (American Association of Poison Control Centers: AAPCC)’nin 2003 de yayınladığı rapora göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde tüm zehirlenmeler içinde en fazla maruz kalınan ilaçların analjezik ilaçlar olduğu (% 13,7) bunu sedatif, hipnotik, antipsikotik ilaçlar ‘ın (% 10,5), temizlik maddeleri (% 9,6) ve antidepresan ilaçlarla (% 8,1) olan zehirlenmelerin izlediği saptanmıştır. Hastaneye yatış hızının ise binde 1, 5 olduğu aynı raporda bildirilmiştir (3). Ayrıca 27 zehirlenmeden bir tanesi trisiklik antidepresanlarla olmaktadır (4). Zehirlenmelerin özellikle 0-6 yaş grubu çocuklarda görülmesi ve çoğunda ilacın akut ve kazayla alınması, zehirlenmenin tek bir ajanla olması dikkat çekicidir (5.) ABD’de her yıl 4-5 milyondan daha fazla zehirlenme vakası gözlenirken, Hollanda’da yılda 10.000 den fazla zehirlenme olgusu zehir danışmaya başvuruda bulunulduğu bildirilmiştir. Zehirlenmeler hayatın ilk yıllarında ebeveynler tarafından verilen ilaçlar, 2-3 yaşlarında evde kullanılan temizlik maddeleri, 3-5 yaşlarında ise evde bulunan ilaçlarla olduğu bildirilmiştir. Daha ileri yaşlarda ise intihar amaçlı ilaç zehirlenmeleri daha sıktır (6) . Flomanbaum’a göre yetişkin zehirlenmelerinin yarısı birden çok ilaçla olmaktadır (7). Karcıoğlu ve ark 2002 de yaptığı bir çalışmada zehirlenmelerin %46,4 ü çoklu ilaçlarla gerçekleştiğini tespit edilmiştir (8). Pekdemir ve ark ‘nın yaptığı bölgesel çalışmada ise olguların %62 sinde tek ilaç etken, %32 de çoklu ilaç ile zehirlenmeye rastlanmıştır (9). Kekeç ve ark yaptığı çalışmada %47,6 da 2 ilaç etkileşimi ile zehirlenme tespit edilirken %0,3 de 9 dan fazla ilaç etkileşimi ile zehirlenme bildirilmiştir. Ayrıca çalışmada çoklu ilaç kullanımı ile birlikte koroziv madde, organofosfat , alkol gibi kimyasal maddelerinde zehirleyici ajan olarak kullanlmış olmasına da dikkat çekilmiştir (10). MC mahon ve ark yaptığı çalışmada zehirlenmelerde ortalama ajan sayısının 2- 3 olduğu bildirilmiştir (11).Özköse ve Ayaoğlu çalışmalarında en sık antidepresan ilaçlarla ve psikoaktif ilaçlarla zehirlenme olduğunu bildirmiştir(12). Zehirlenme ilgili yapılan çoğu çalışmada kadınlarda görülme oranı daha yüksek bulunmuştur .
  • Öğe
    Karbonmonoksit zehirlenmesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Kaymak, Çetin
    Karbon monoksit (CO), benzin, propan, gaz yağı, kömür gibi karbon içeren materyallerin yanması sırasında ile üretilen toksik bir gazdır. CO, renksiz, kokusuz, tatsız ve irritan olmayan özellikleri nedeniyle “sessiz öldürücü” olarak da tanımlanmıştır. CO, hemoglobindeki Fe+2 atomuna, oksijene göre 200–250 kat daha fazla oranda bağlanarak kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltmaktadır. Bu nedenle CO toksisitesi, temel olarak oksijen transportunun ve kullanımının bozulmasıyla karakterize bir durumdur. CO toksisitesinin bulgu ve semptomları non-spesifik ve değişken olması nedeniyle yaklaşık % 30 zehirlenme vakasının tanı almadığı rapor edilmiştir. CO toksisitesinin kesin tanısı arter veya venöz kandaki COHb konsantrasyonunun ölçümüyle konmaktadır. COHb’nin eliminasyon yarı ömrü ile FiO2 tarafından oluşturulan PaO2 arasında yakın bir ilişki gösterilmiştir. Yüksek FiO2 düzeyleri, CO eliminasyonunu hızlandırmanın yanı sıra oksijenizasyonu da düzeltmektedir. Hiperbarik oksijen (HBO) tedavisi ilk kez 1890’larda tartışılmış ve ilk kez 1960’larda kullanılmıştır. İlk kullanımında CO’in hemoglobinden ayrılmasını hızlandırmak amaçlansa da, diğer etkileri zamanla anlaşılmıştır. HBO tedavisinin mümkün olmadığı hastalara 6-12 saat süreyle yüze sıkı oturan bir maske ile yüksek akımla % 100 oksijen uygulanır. HBO tedavisinin, normobarik oksijen tedavisine üstünlüğü bazı çalışmalarla desteklense de bu konuda daha çok randomize klinik deneye ihtiyaç vardır. Genel olarak, CO ile zehirlenme vakalarının çoğu nonfataldir. CO toksisitesi gelişen hastalar orta dereceli semptomlardan başka semptoma sahip değilse, nörolojik bulgular normalse ve herhangi bir medikal tedaviye gereksinim duyulmuyor ise 4–6 saat sonra taburcu edilebilirler. Fakat tedaviye rağmen CO zehirlenmesinin uzun dönem sonuçlarını ön görmek hala mümkün değildir.
  • Öğe
    İtravenöz lipid emülsiyon tedavisi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ertaşkın, Sıdıka Ayşegül
    Dolaşımdaki lipofilik toksik maddelerin biyoyararlanım ve toksisitesini azaltmak için lipit emülsiyonlarının intravenöz yolla kullanılması intravenöz lipit emülsiyon (İLE) tedavisi olarak tanımlanmaktadır. Genellikle sistemik toksisitenin tedavisi için tercih edilen bu yöntem, başlangıçta yüksek doz bolus uygulama, ardından sabit hızda infüzyon ile kanın hızla lipemik hale getirilmesini amaçlar. Lipit emülsiyonu; yağ, emülsifier, tonisite değiştirici madde ve sudan oluşur. Yağ olarak monogliseridler, digliseridler, trigliseritler ve bitkisel yağ, soya fasulyesi yağı, pamuk yağı, aspir yağı, mısırözü yağı, hindistan cevizi yağı, susam yağı, yer fıstığı yağı, zeytinyağı, balık yağı kullanılabilirse de en çok tercih edilen soya fasulyesi yağıdır. İLE bileşiminde yaklaşık % 80 su, % 20 soya fasulyesi yağı, % 2 gliserin ve % 1 yumurta sarısı fosfolipidi bulunmaktadır. Bu bileşenlere ilaveten yüzey aktif madde, bakteriostatik, koruyucu madde ve adsorban bulunabilir. PH'sı 8'dir. İntravenöz lipit emülsiyonları, ortalama damla büyüklüğüne göre; makro (damla büyüklüğü 1 ?m’den büyük), mini (damla büyüklüğü 1 ?m’den küçük) ve mikro (damla büyüklüğü 0.1 ?m’den küçük) olmak üzere 3 ana grupta sınıflandırılırlar. Parenteral beslemede kullanılan ve lipofilik ilaç toksikasyonlarının tedavisinde kullanıma uygun lipit emülsiyonları steril mini emülsiyonlardır.
  • Öğe
    Lokal anestezik toksisitesi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Bayram, Adnan
    Lokal Anestezikler(LA) duyusal, motor ve otonom sinir uyarılarının iletimini geçici ve geri dönüşümlü olarak engelleyen ilaçların bir sınıfıdır (1). LA’lerlokal cilt altı enjeksiyonda, topikal anestezide, periferik sinir bloğunda, epidural ve spinal anestezi gibi rejyonel anestezide, postoperatif ağrı yönetiminde adjuvan ajan olarak ve entübasyona sempatik yanıtın baskılanmasında kullanılırlar. Ayrıca Lidokainantiaritmik bir ajan olarak intravenözolarak da kullanılır. Lokal Anestezikler sinir liflerinde sodyum kanallarına bağlanır, sinir iletiminden sorumlu sodyum akımını bloke eder ve uyarı eşiğini yükselterek uyarı oluşumunu geri dönüşümlü olarak yavaşlatır veya bloke eder. Bu olay, terapotik konsantrasyonlarda lokal anestezioluşturken; yüksek konsantrasyonlarda bu tür etkiler merkezi sinir sistemi ve kardiyovaskülertoksisiteye yol açar .
  • Öğe
    Çoklu ilaç zehirlenmelerinde ilaç etkileşimleri
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Ceylan, Asiye
    Çok sayıda ilaç alarak meydana gelen intoksikasyonlarda tanı ve tedavi yönetimi zordur. Bu yayında çoklu ilaç intoksikasyonlarının yönetimindeki zorluklara dikkat çekmeyi amaçladık. Bu gibi hastaların takip ve tedavi prensiplerini örneklerde özetledik.Zehirlenme; hayati fonksiyonları bozan ve bazen de yaşamı tehdit eden maddelerin vücuda solunum, dolaşım, ağız, deri ve benzeri yollardan alınması sonucu organizmanın zarar görmesine denir. Paraselsus(1493-1541) “Tüm maddeler zehirdir. İlacı zehirden ayıran dozudur.” diyerek zehirlenmelerde doz kavramını ilk kez dile getirmiştir (1,2). Ülkemizde ve dünyada acil servise sık başvuru nedenlerinden birisi zehirlenme vakalarıdır. Amerika Zehir Danışma Merkezleri Birliği (American Association of Poison Control Centers: AAPCC)’nin 2003 de yayınladığı rapora göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde tüm zehirlenmeler içinde en fazla maruz kalınan ilaçların analjezik ilaçlar olduğu (% 13,7) bunu sedatif, hipnotik, antipsikotik ilaçlar ‘ın (% 10,5), temizlik maddeleri (% 9,6) ve antidepresan ilaçlarla (% 8,1) olan zehirlenmelerin izlediği saptanmıştır. Hastaneye yatış hızının ise binde 1, 5 olduğu aynı raporda bildirilmiştir (3). Ayrıca 27 zehirlenmeden bir tanesi trisiklik antidepresanlarla olmaktadır (4). Zehirlenmelerin özellikle 0-6 yaş grubu çocuklarda görülmesi ve çoğunda ilacın akut ve kazayla alınması, zehirlenmenin tek bir ajanla olması dikkat çekicidir (5.) ABD’de her yıl 4-5 milyondan daha fazla zehirlenme vakası gözlenirken, Hollanda’da yılda 10.000 den fazla zehirlenme olgusu zehir danışmaya başvuruda bulunulduğu bildirilmiştir. Zehirlenmeler hayatın ilk yıllarında ebeveynler tarafından verilen ilaçlar, 2-3 yaşlarında evde kullanılan temizlik maddeleri, 3-5 yaşlarında ise evde bulunan ilaçlarla olduğu bildirilmiştir.
  • Öğe
    Pediatrik zehirlenmelerde yoğun bakım yönetimi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Demirtaş, Mehmet Semih
    Zehirlenme dünya çapında görülen yaygın bir tıbbi acil durumdur ve özellikle çocuklarda özel tanı ve tedavi problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Zehirlenme olgularının yaklaşık üçte ikisini çocukluk yaş grubu oluşturmaktadır ki bununda %80’ ini 5 yaş altındaki çocuklar oluşturur (1). Diğer grup ise 14-18 yaş arası adölesan grup oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde çocuk ölümlerinin %2’si; gelişmekte olan ülkelerde %5’den fazlası zehirlenmeler sonucu görülür. Başlangıçta asemptomatik zehirlenen bir hastanın daha sonra kliniğinde bozulma görülebileceği unutulmamalıdır
  • Öğe
    Çocuklarda zehirlenme yöntemi
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Öztürk, Adnan
    Belirli bir miktarı vücuda girdiğinde o organizmanın hayatı fonksiyonlarını bozan maddelere ‘toksik madde’ denir. Vücudun bu maddelerden zarar görmesi ise ‘intoksikasyon’ olarak adlandırılır. Toksikolojide ‘zehirlenme ‘ olarak bildiğimiz olaylar aşağıdaki tanımlarla ifade edilir: • Alım (ingestion); reçete edilmeyen bir ilacın istemli veya istemsiz şekilde toksik olmayan dozda alınmasıdır. • Yüksek doz (overdose); ilacın istemli veya istemsiz olaraktoksik dozda alınması veya verilmesidir. • Maruziyet (exposure); toksik maddeyle inhalasyon, deri veya göz yoluyla karşılaşmaktır. • Zehirlenme (poisoning); non-medikal bir maddenin toksik etkilere yol açmasıdır. İntoksikasyon olguları acil servislerde %0,8-5 oranında karşılaşılan bir kısmı yoğun bakım yatışı gerektiren vakalardır (1).Acil servise yapılan zehirlenme başvurularının çoğunu çocuk hastalar oluşturmaktadır (2). Bu nedenle hekimlik pratiğinde çocuk zehirlenme olgularına yaklaşımı bilmek büyük önem taşımaktadır.
  • Öğe
    1. ulusal multisentrik multidisipliner toksikoloji sempozyumu
    (Aksaray Üniversitesi, 2020) Özkan, Namık; Öztürk, Ayşe Betül; Çalıkoğlu, Emel; Taşpınar, Mehmet; Arslan, Erdem; Ateş, Can; Rüstemoğlu, Aydın
    Belirli bir miktarı vücuda girdiğinde o organizmanın hayatı fonksiyonlarını bozan maddelere ‘toksik madde’ denir. Vücudun bu maddelerden zarar görmesi ise ‘intoksikasyon’ olarak adlandırılır. Toksikolojide ‘zehirlenme ‘ olarak bildiğimiz olaylar aşağıdaki tanımlarla ifade edilir: • Alım (ingestion); reçete edilmeyen bir ilacın istemli veya istemsiz şekilde toksik olmayan dozda alınmasıdır. • Yüksek doz (overdose); ilacın istemli veya istemsiz olaraktoksik dozda alınması veya verilmesidir. • Maruziyet (exposure); toksik maddeyle inhalasyon, deri veya göz yoluyla karşılaşmaktır. • Zehirlenme (poisoning); non-medikal bir maddenin toksik etkilere yol açmasıdır. İntoksikasyon olguları acil servislerde %0,8-5 oranında karşılaşılan bir kısmı yoğun bakım yatışı gerektiren vakalardır (1).Acil servise yapılan zehirlenme başvurularının çoğunu çocuk hastalar oluşturmaktadır (2). Bu nedenle hekimlik pratiğinde çocuk zehirlenme olgularına yaklaşımı bilmek büyük önem taşımaktadır.