Aygün, Necmettin2023-05-032023-05-0320202651 - 2904https://hdl.handle.net/20.500.12451/10662Tarihçiler, ülkeler arasında yaşanan savaşları genelde kazanan ve kaybedenler olarak iki ayrı kategoride ele alırlar, kazananları elde ettiği toprak genişliği veya diğer iktisadî imkânlar çerçevesinde kazançlı hanesine, kaybedenleri ise genelde “beceriksiz” görüldüklerinden tarihin konusu olacak derecede değer taşımayan bir nesne sıfatı ile kaybedenler hanesine koyarlar. Bununla beraber kazananların da kazanırken kaybettikleri çok şeyler olduğu göz ardı edilir. Bu yöndenbakıldığında kazananların da kaybedenlerin de ortak bir noktasını savaş esirleri oluşturmaktadır. Ortada savaş yokken sınırlarda her iki tarafın birbirlerine karşı gerçekleştirdikleri akınlar neticesinde elde edilerek esir pazarlarında satılan ve bu şekilde hayatları farklı bir şekle bürünen yüzlerce insan daha vardır ki, bunlar da işin başka bir yönünü teşkil etmektedirler. Bu ikinci kategoridekiler dünya genelinde 19. Yüzyılın ortalarına kadar devam eden köle ticaretinin esas kaynakları olmalarıyla bilinmektedirler. Bununla beraber ister savaşlar neticesinde ister sınırlarda merkezden bağımsız hareket eden akıncı birliklerinin faaliyetleriyle elde edilsin, her durumda esir edilenlerin sonu büyük oranda köle olarak alınıp satılmaktı.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessOsmanlı ve RusyaSavaşların diğer yüzü: esirler, Osmanlı Ve RusyaArticle675863