Şevik, Aleyna2023-05-052023-05-0520212651 - 2904https://hdl.handle.net/20.500.12451/10704Osmanlı ekonomik modelinin temeli tarımdı. Bu yönden bakıldığında toprağın düzenli işlenmesi devlet ekonomisi açısından büyük bir önem arz ediyordu. Tarımın aktif ve geniş çaplı olarak yapıldığı köy yerleşimleri etnik, kültürel, dinî ve coğrafî etkenler sebebiyle tek tip değildi. Yine de Anadolu ve Rumeli’de toprak ve vergi kanunlarının etkisiyle bu köy yerleşimleri Osmanlıya özgü bir karakter kazanmayı başarmışlardı. Köylünün toprağa karşı bağlılığı olsa da çiftini bozanlara da sıkça rastlanılıyordu. Osmanlı Kânûn-nâmeleri, sipahilere çift bozan bu köylüleri on beş yıl kadar bir süre zarfında geri getirmeye müsaade ediyordu. Köylünün verimsizlik, vergi yükü gibi çeşitli sebeplerle bırakıp gittiği bu yerleşimler mezrâa olarak adlandırılıyordu. Yine de mezrâa ifadesi yalnızca bu terk edilmiş köy tabirini karşılamıyordu. Nüfusun çok olduğu köylerde köylü yakınındaki ormanı ya da araziyi de kullanıma açmış ve bunu mukatâalı arazi biçiminde devletten kiralamıştır. Buralardaki geçici yerleşmeler daha sonra kalıcı bir hale bürünmüştür.1 İşte bu şekilde açılan yeni yerleşimler de mezrâanın karşıladığı durumlardan biriydi. Bazı köylerin ihtiyaca binâen zorunlu olarak madencilik, derbentçilik gibi işleri yaptığını da görüyoruz. Köy yerleşimlerinin temel yapısı çift-hâne sistemiydi. Yani kolektif bir tarım sistemi değil, toprağın babadan oğula intikal ettiği aile çiftliği sistemi yürürlükteydi.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessCelâlî İsyanlarıTekâlif-i DivâniyyeCelâlî İsyanlarının sosyo-ekonomik ve siyasi yapısına genel bir bakışPresentation783641